Kitaplarým - Govend
davet
Son ciddi Kürt Devletiý saydýklarý Med Imparatorluðu, tarihin o karanlýk sayfalarýna çok acý bir þekilde gömülmüþtü. Tarih sahnesinden silinmeleri için bir hiyanet veya bir gaflet aný yetip artmýþtý bile. Bu çöküþten sonraki tarihlerinde hiyanet ve kahramanlýk hep atbaþý birlikte yürüdü. O günden bugüne bir daha dirileceklerine imkan ve ihtimal tanýyan yoktu. Artýk resmen ölü bir ulus kategorisine sokuluyorlardý. Çöküþten sonraki asýrlar boyunca ülkelerini ilhak eden çeþitli istilacýlar tarafýndan alabildiðine ezilmiþlerdi. Kiþilikleriyle oynandý bu yabancýlar tarafýndan. Onlarý gelen yok saydý, giden yok saydý. Kültürel eserleri, dilleri, mitolojik deðerleri, þeref ve haysiyetleri, namuslarý, o güzelim danslarý, yanýk türküleri ve yeraltý yerüstü zenginlikleri talan veya rencide edildi edildi kýlýç darbeleri arasýnda. Kalýn bir sis perdesi çökmüþtü Kürdistan adý verilen ülkelerinin üstüne.
Böylece 2500 yýl geçti aradan.. Þimdi yeniden diriliþlerinin sancýsýný çekiyor Kürdistanlýlar. Med Imparatorluðu'nun çöküþünden beri doðru dürüst tarih sahnesine çýkmamýþ olan bir ulusun, Kürt Ulusu'nun yeniden diriliþinin sancýsý çekiliyor Ortadoðu'daki bu bereketli topraklarda. Hem de ne diriliþ.. Ülkelerinin dört bir yanýnda, yüzbinlerle ifade edilen kurbanlarýn kanlarý ve kemikleri üzerinde yükselen bir diriliþtir bu.. Tüm dünyanýn görmezden geldiði sessiz ve ölümüne bir boðuþmanýn eþliðinde. Her Kürt insaný, her insan Kürdistan'daki bu olaðanüstü diriliþ çabalarýnýn verdiði harika duygularý yerinde yaþamalý derim ben. Orada deðilseler eðer, oraya gitmeliler. Orada bulunmakla, binyýllar boyunca bir kez cereyan edebilecek olan spektaküler bir diriliþe tanýk olacak, bir ulusun yeniden tarih sahnesine çýkma çabasýna omuz verme, bu diriliþi yaþama veya en aþaðýsýndan bir turist gibi seyretme olanaðýna kavuþabilirler. Ömrünün bu son demlerinde Avrupa sokaklarýnda yaþamak zorunda býrakýlan bir Kürt olarak ben de bu diriliþi yaratanlarla yaþamak, onlarý görmek için yanýp tutuþuyordum.
PKK Genel Baþkaný Abdullah Öcalan'dan, gerilla sahalarýný ziyaret etmek için davet aldýðýmda, doðrusunu isterseniz bazý sebeplerden dolayý aklým ve duygularým bu beklenmedik davete icabet edip etmemek konusunda epey mücadele etti. Gitmek, diriliþi yaþamak, bir yerinden omuz vermek, aklýmýn emriydi. Öte yandan tereddütlerimin de esiri olmuþtum uzun zamandan beri.. Gidip gitmemek arasýndaki tereddütlerim bir gitti, bir geldi.. Öcalan, 22 yýl öncesinden beri tanýdýðým ve o zamanlar Ankara'daki yoksul evimde misafir ettiðim bir arkadaþtý. Fakat O, þimdi dünyaca tanýnmýþ olan bir örgütün ve düþmaný korkutan bir gerilla hareketinin lideridir. Kýsaca bir liderdir o. Nasýl karþýlanacaktým? Neler konuþacaktýk? Bunlar belli deðildi.. Üstelik yýllardan beri anlamsýz bir soðukluk süregelmiþti aramýzda. Fakat þu da vardý; ben, geçmiþte PKK ile hiçbir þekilde çatýþmayan bir kliðe mensuptum. Hatta beni kurþun yaðmuruna tutup öldürmek isteyen KUK adlý örgütle sýký bir çatýþmaya girdiði için, PKK'ye ifade edilmemiþ bir sempati bile duyuyordum. Bundan dolayý biribirimize ýsýnmakta bir sorunumuz olmayacaktý. Bu arada oraya gitmemi pek çok Kürt þahsiyetinin; ýbiat getirmeye gittiý þeklinde yorumlayacaðýný da biliyordum.
Aldýrmaz gibi görünmeme raðmen, galiba yine de tüm aleyhteki faktörleri bilinç altýnda önemsiyordum. Sonunda yurt sevgim ve bilimsel merakým korkuma galebe çaldý. Kararýmý verdim, gidecektim. Geri dönüþsüz bir karardý bu. Dedikodulara gelince, caný cehenneme! Bundan böyle her ne olursa olsun, her kim çabalarsa çabalasýn, hiç bir güç ve dedikodu beni bu nazik daveti yapan PKK ile ve onun lideri Öcalan ile karþý karþýya getiremeyecekti. Dosta düþmana; Kürt ulusu olarak kolay lokma olmadýðýmýzý, hayatýmýzýn herhangi bir anýnda göstermek zorundaydýk. Dost olanlar bunun deðerini zaten takdir edeceklerdir. Ama düþmanlarýmýza, yani bizi biribirimize kýrdýrmak için elinden geleni ardýna komayan o sinsi kafalara, bir daha asla eskiye dönmeyeceðimizi, kendi kendimizi vurmayacaðýmýzý göstermeliydik.
Bu kararlýlýkla yol hazýrlýklarýna baþladým. Ilk duraðým MED-TV olmuþtu. Oradaki arkadaþlara, bana bir tembihleri olup olmadýðýný soracak, vedalaþacak ve ardýndan ýmeçhuleý doðru yola çýkacaktým. Fakat ben Brüksel'deyken Türk polisi ile iyi iliþkiler içerisinde bulunan Belçika polisi o malum MED-TV baskýný gerçekleþti. Hem de ne baskýn! Anti terör timlerinin tam bir terör estirerek gerçekleþtirdikleri, tiraji komik bir eylem.. Güya ýuyuþturucuý arýyorlardý. Kendim de bu baskýndan nasibimi alarak kýsa bir süre göz altýna alýndým. Belçika polisi, baskýn sýrasýnda MED-TV'nin kiraladýðý tüm evleri mühürlediðinden, ben de bu evlerden birinde býraktýðým kiþisel eþyalarýmý, bir süre için de olsa kaybetmiþ oldum. Tüm bu olumsuz faktörler bir yandan yola çýkýþýmý geciktiriyor, öte yandan da beni sinir küpü haline getiriyordu. ýYa sabýr!ý çekmekten baþka ne gelirdi ki elden?
Ilk Durak
Bütün bunlar su gibi aktý, geçti ve gün geldi kendimi Bonn-Köln havaalanýndan havalanmýþ buldum. Hedef, Ortadoðu'ydu. Oradaki ilk merkezin havaalanýnda, sevgili Cuma (Cemil Bayýk) ve Delil ikilisi karþýladý beni. Havaalanýndaki alýþýlmýþ pasaport iþlemleri bittikten sonra Delil'in kullandýðý arabayla yola koyulduk. Güzel ve buram buram ýOrtadoðu kokaný bir havada cereyan eden kýsa bir yolculuktu bu. 30-40 dakika sonra þehrin iyi bir semtindeki normal bir evdeydim.
Güler yüzlü, alçakgönüllü ve kararlý bir Komutan olan Cuma ile ilk karþýlaþmamýzdý havaalanýndaki karþýlaþma. Kendisini daha önce hiç tanýmýyordum. Evde ise bu kez bir baþka komutan, Ebubekir (Halil Ataç) ile de karþýlaþtým. ýDaðdaný daha henüz ýyeni indiðiý her halinden belli olan bu komutaný da daha önce görmemiþtim. Bana Avrupa'daki yurtseverlerin durumunu soruyorlardý. Seyahatimin nasýl geçtiðini zaten bildiklerinden bu konuya girmediler. Banyo yaptýrdýlar bana ve istirahat ettirdiler. Ertesi gün uzun olacaða benzerdi. Yol yorgunluðu, gece çekilen iyi bir uykudan sonra tamamen kaybolmuþtu. Zaten karþýlaþtýðým yeni yüzler ve sýcak ilgi, ta uçaktan iniþimden itibaren yorgunluk denilen bir þey býrakmamýþtý bende. Kahvaltýdan sonra günlük programým baþlýyacaktý. Þehirde bir gezintiye çýkardýlar beni. Ortadoðu'nun her tarafýnda insan, kendisini celbeden bir güzelliði keþfedebilir.
Sýcak kanlý insanlarýn doldurduðu sokaklarda arabayla ilerlemek, bir Avrupalý için çok korku verici olabilir. Fakat benim için bir hasretin giderilmesi gibi geldi bu trafik keþmekeþi. Tarihi yerleri dolaþtým. Alýþ veriþ yaptým. Akþam ise, Sevgili Cuma'nýn bildiði þehrin dýþýndaki bir yerde yemek yedik ve sonra eve döndük. Günün geç saatlerinde ise kendimi sayýn Öcalan'ýn karþýsýnda buluverdim. Haber vermeden gelmiþti. Açýk kapýdan bana doðru gülümseyerek yürüyordu. Yýllarýn bedeninde fizik olarak deðiþtirdiði çok þeye raðmen, Öcalan o sýcak ve kararlý kiþiliðinden, içtenliðinden hiç bir þey kaybetmemiþti. Alýþýlmýþ bir hoþ geldin merasiminden sonra bana ilk sözleri; ý1974 yýlý mýydý evinize geldiðimde?. Eþiniz o dar olanaklarýnýzla ciðer piþirmiþti.
Çok sýcak karþýlamýþtý bizi..ý olunca gerçekten hayret ettim.. 22 yýlý aþkýn bir süre geçmiþti geçmesine ama, Öcalan evimizde yediði ciðeri bile hatýrlýyordu. Burnu kaf daðýnda sanýlan PKK lideri herkesi, geçmiþindeki her aný önemsiyordu ve bunu açýklamaktan da özel bir haz duyuyordu. Ayrýca ondaki bu hafýza gücüne hiçbir yerde, hiç kimsede rastlamamýþtým. Nasýl oluyordu da 22 yýl önce yediði mütevazi bir yemeði hatýrlayabiliyordu? Oysa ben, önemli olaylarý çok iyi hatýrlamama raðmen, detay saydýðým bu gibi þeyleri, mesela, dün yediðim yemeði hatýrlamakta güçlük çekiyordum. Hatta bilgisayarýn baþýna geçtiðim þu anda, ýacaba sayýn Öcalan'la buluþmamýzda ne yediký diye düþünüyor fakat bir cevap bulamýyorum. Yoksa kuru fasulye miydi? Hatýrladýðým tek þey, o sofrada acýlý yemeklerin çokluðu ve doktor olarak kendisine bu yemekleri yasakladýðýmdýr. Çok güzel bir buluþmaydý bu. Yýllardan sonraki karþýlaþmamýz, meçhule karþý duyulan tereddütlerimin yersizliðini göstermiþti ya, gerisi kolaydý. Þimdi sýra, gezinin en verimli bir þekilde sürdürülmesi için iyi bir program yapmama gelmiþti. Doðrusu ben de hiç bir þeyi aksatmadan bu gezinin hakkýný vermeye kararlýydým.
Öcalan'a, yaptýðý davetin yersiz olmadýðýný gösterme sýrasý bendeydi. Bu kararlýlýk içinde hazýrlandým ve kendimi sevgili Cuma'nýn o candan yol arkadaþlýðýna terkettim..
gerillalarla ilk karþýlaþma
Geldiðimin ertesi günüydü. O gün Parti Merkez Okulu Kürtçe Bölümü'nü ziyaret etmem planlanmýþtý. Bu, rüyalarýmý süsleyen insanlarla, Kuzey Kürdistan'ýn kurtuluþu için mücadele eden gerillalarla ilk karþýlaþmam olacaktý. Hemen hazýrlandýk ve yola koyulduk. Bulunduðum þehir, tozlu yollarý ve karmakarýþýk trafiði ile tipik bir Ortadoðu kentiydi. Bundan dolayý kendimi her yönüyle evimde hissediyordum. Uzun bir araba yolculuðundan sonra, hangi ülkenin topraklarý üzerinde olduðunu bilmediðim okulun nizamiye kapýsýna vardýk. Biraz yüksek bir kulede bulunan nöbetçi hem arabayý, hem de direksiyondaki Delil'i tanýdýðý için okulun kalýn demir kapýlarýný hemencecik açýverdi. Delil arabayý bir kenara park etti. Sonra hep birlikte adeta dalýverdik içeri. Yeni ve benim için olaðanüstü sayýlan bir alemdi bu gördüðüm. Bir Kürt askeri mýntýkasýndaydýk.. Þakasý yoktu bu iþin. Kürt ordusunun askerlerinden biriydi Komutan Cuma'nýn karþýsýnda esas duruþa geçen þu nöbetçi militan. Belki de bir komutan..
Önce idare binasýna alýnmýþtýk. Genç yöneticilerle tanýþtýk, sohbet ettik. Burada bir sürpriz hazýrlanýyordu benim için. Hazýrlanmakta olan sürprizi, okulun yöneticileriyle Komutan Cuma arasýnda geçen ýpýs pýsýlaþmadan dolayý sezdim. Çünkü Cuma bana bakarak, arkadaþa talimat verir gibi bazý þeyler söylüyordu.. Bunun ne olduðunu ancak sevgili Cuma benimle konuþmaya baþlayýnca anladým:
Sirac arkadaþ, az sonra seni selamlamak için bir tören yapýlacak. Gerilla birliðini selamlayacak, kýsa bir hitabette bulunduktan sonra teker teker tüm gerillalarýn elini sýkacaksýn.
Önce hafif bir ter bastý beni. Gerçekten beklemediðim bir þeydi bu. Tam bir sürpriz. Birden anlaþýlmaz bir korkuya kapýlmýþtým. Bu korku, hem bunca gerilla, bunca Kürt savaþçýsýný ýtören birliðini denetleyen bir devlet adamýý edasýyla selamlayacaðým içindi, ki siz buna kitle korkusu deyiniz. Bu korku, haksýz bir payeyi sahipleneceðim endiþesindendi ayrýca. Ülkem için yaptýklarýmýn bu töreni hak ettirecek hizmetler olduðuna daha henüz kendi kendimi bile ikna edememiþtim. Az sonra sýralara girerek karþýmda hazýrola geçecek olan insanlar, vatanýn kurtuluþu için kar demeden, kýþ demeden gece gündüz her güçlüðe göðüs gererek savaþmýþlardý. Onlar ilk kurþunu sýktýklarýnda ben daha henüz 40 yaþýndaydým. O günden beri laftan baþka ne üretmiþtim ki? Neden savaþta onlarýn arasýnda yer almamýþ, bu mücadeleye sýcak bir þekilde katýlmamýþtým? Evet, hemen hemen her platformda onlarý desteklemiþtim, ama lafta..
Hayýrý dedim sevgili Cuma'ya, bunu becerebileceðimi sanmýyorum!
Cuma zekiydi, sýkýntýlarýmýn en aþaðýsýndan bazýlarýný anlamýþtý. Fakat nezaketle:
Hayýr Sirac arkadaþ dedi, sen bu arkadaþlarý selamlayanlar arasýnda bu törene en fazla layýk olanlardan birisiný gibi tam hatýrlayamadýðým sözler söyledi. Bütün nezaketiyle durumu, abartýlý bir þeyler ortaya dökerek yumuþatýyordu Cuma. Fazla uzatmanýn anlamsýz olduðu ortadaydý. Tamam diyerek kalktým.
Gerillalar okulun spor sahasý olarak kullandýðý alanda toplanmýþ ve sýralar halinde dizilmiþlerdi. Birliðin sorumlusu; Amadebin!ý dedi ve Komutan Cuma'nýn karþýsýnda esas duruþa geçerek tekmil verdi, birliðin denetime hazýr olduðunu bildirdi. Karþýlarýna geçtiðimizde heyecaným son safhasýndaydý. Sözü önce Cuma aldý hatýrlayabildiðim kadarýyla;
Arkadaþlar, sizi bugün Sirac arkadaþ selamlayacak. Sirac arkadaþ, yurtsever bir aileden geliyor. Ailesinden bazýlarý Þeyh Sait Direniþi'nde komutanlýk yapmýþlardý. Kendisi de uzun süreden beri Kürt Ulusal Kurtuluþ Mücadelesine katkýda bulunmak için elinden gelen çabayý harcamaktadýr. 30 yýlý aþkýn bir süredir çeþitli dönemlerde hapis yatmýþ, eziyet çekmiþ bir arkadaþýmýzdýrý gibi þeyler söyledi ve sözü bana verdi.
Arkadaþlar, diye söze baþladýðýmda arkasý kendiliðinden geldi: Sizler benim 34 yýllýk rüyamsýnýz. 34 yýldan beridir hep, sizlerin bugün büyük bir fedakarlýkla yaptýðýnýz gibi, silah kapýp düþmaný yurdumuzdan sökmek için mücadele edeceðim günün rüyasýný gördüm. Sizler bugün rüyalarýmý gerçeðe çevirenlersiniz. Bu durumda sizlere baktýðýmda rüyalarýmý seyrediyormuþum gibi bir hisse kapýlýyorum. Inanýn bana bu böyledir.. Sizi bu duygularla selamlýyor ve hepinizi hasretle kucaklýyorum..
Sonra o kahramanlarýn ve kahraman adaylarýnýn teker teker ellerini sýkmaya baþladým. Bazýlarýnýn parmaklarý, bazýlarýnýn bir kolu, bazýlarýnýn da ayaklarý yoktu. Bu gibi gazileri görünce gerçeðe biraz daha yaklaþtýðýmý hissettim. Savaþýn içindeydim artýk. Þakasý yoktu yaralarýn, sakatlýklarýn.. Bunlar, mücadelenin sýcak yüzünün kendisini gösterdiði delillerdi. Savaþýn etkilerini, sýcak yüzünü þimdiden, daha henüz kaynayan bölgelere varmadan görmek içimi tuhaf duygularla dolduruyordu. Tören büyük bir ciddiyet içerisinde cereyan etti ve bitti. Tekrar idare binasýna çekildik. Az sonra nöbetçi gerilla el çýrpmaya baþladý. Ne yapýyor? diye sormaya kalmadan Cuma cevabý yetiþtirmiþti bile; arkadaþ yemek vaktinin geldiðini bildiriyor. Evet, gerillada yemek vaktiydi. Merkez okulu öðrencileri tam bir askeri düzen içerisinde kuyruða girdiler. Teker teker tabaklarýný, kaþýklarýný, lazýmsa çatallarýný ve özellikle birer bardaðý alarak sýradaki yerlerini alýyorlardý. Bardak, gerilla için çok önemliydi.. Çünkü gerillanýn en önem verdiði þey; yani çay, yemekten hemen sonra bunlarla içilecekti. Bardaðý kapamayanlar, eðer o gün kýrýklardan dolayý fire verilmiþse, çaysýz kalacak demektir.
dialog
Öðleden sonra, aþaðý-yukarý saat bir dolaylarýndaydý. Okulda hýzlý bir toparlanma baþlamýþtý. Ne oluyor Hevalê Cuma? Bir durum mu var? diye sordum merakla.. Cuma'da da belli bir tedirginlik vardý. Bir yandan hazýrlýklarý kolluyor, öte yandan da;
Baþkan geliyor diyerek bana cevap yetiþtiriyordu.
Kýsa bir süre sonra Öcalan, geniþ bir çiftlikte kurulmuþ olan Merkez okulu, Kürtçe bölümünün kapýsýndan içeri girdi. Tüm gerillalar büyük bir disiplin içerisinde esas duruþa geçmiþlerdi. Sadece yanýndaki nöbetçi subay hareketliydi. Doðruca çalýþma odasý olarak kullandýðý yere geçti. Az sonra Cuma'yý da yanýna çaðýrmýþtý. Belli ki bir þeyler planlanýyordu. Ne planlandýðýný fazla merak etmeme lüzum kalmadan Cuma geri döndü. Tavrýndan anladýðým kadarýyla benden bir þeyler istiyecekti:
Baþkan ders verecek. Eðer hazýrsanýz, bu dersi sizinle bir dialog çerçevesi içerisinde vermek istiyor.
Yanýlmamýþtým. Bunun benim için bir þeref olduðunu bildirdim. Bir süre sonra dersaneye girecektik. Baþkan'dan önce girecektik dersaneye. Derse daha vardý. Içeri girmeden önce çevredeki yapýlar hakkýnda da bilgi almýþtým. Tüm gördüðün bu binalar ve bahçe düzenlemesi, þu villa hariç, gerillalarýn el emeðiyle vücut bulmuþturý diyordu Cuma. Harika bir eðitim kompleksi, bir kampus yaratmýþtý gerillalar. Bir tarafta yatakhaneler yanyana dizilmiþken, öte tarafta idare binasý, mutfak, revir ve küçük bir bahçe yer alýyordu. Bunlarý karþýdan gören bir diðer tarafta ise; futbol, voleybol, basketbol ve sabah cimnastiðinin yapýldýðý altý beton kaplý, geniþ bir spor sahasý inþa edilmiþti. Buranýn hemen kenarýnda, idare binalarý ile söz konusu spor sahasýnýn arasýndan uzanan koridor gibi bir yolla bayan gerillalarýn ve misafirlerin ikametgahýna ulaþýlýyordu. Bayan gerillalarýn kaldýðý bölme ile erkek gerillalarýn tesisleri arasýnda bir kapý vardý. Bu kapýda da sürekli nöbet bekleyen bir gerilla bulunuyordu. Izinsiz hiç kimse içeri girip çýkamazdý. Sýký bir namus anlayýþý diye düþündüm. Gireceðimiz dersane ise, spor sahasýna bitiþikti. Bayan gerillalarýn kaldýðý bölüme açýlan demir kapýdan girdiðinizde sizi ilk olarak, küçük bir havuzun etrafýndaki aðaçlarla süslü rahatlýk telkin eden bir dinlenme alaný karþýlar. Burada mütamadiyen mýrýldanan güvercinler, büyük bir canlýlýk katar ortama. Gerillalar bunlara ýBaþkan'ýn güvercinleriý diyorlar. Sayýlarý 100'ü aþan bu güvercinlerin tümünü tanýyor Baþkan Apo. Her geliþinde bir eksik var mý diye bakar ve durumlarýný sorar nöbetçi gerilladan.
Salona girdiðimizde gerillalarý büyük bir ciddiyet içerisinde baþkanlarýnýn geliþini bekler bulduk. Az sonra kapýda bekleyen sorumlu;
Hîþarbin!ý komutunu verdi. Salondaki herkes bir çýrpýda ayaða kalktý. Öcalan salona giriyordu gülümseyerek.. Baþkanlarýna duyduklarý saygýnýn korkuya dayanan bir saygý olmadýðýný daha ilk anda anlayabilirdiniz. Herkes, onun aðzýna bakýyor, sarfedeceði her kelimeyi adeta yutmaya hazýr bir vaziyette bekliyordu. Büyük bir hayranlýktý ýSerokatiýye duyduklarý. Kýsa bir giriþten sonra, beni de bir sohbet havasýnda süren bu yoðun politik derse iþtirak etmem için davet etti. Zaten hazýrdým bu iþe. Tereddütsüz kalktým ve gerillalarýn ýdialogý dedikleri o sözlü maratonun içinde buluverdim kendimi. Benim hayatýmla ilgili sorular sordu dialogun ilk anlarýnda. Sonra bunlarý, büyük bir merakla sorduðu aile geçmiþimle ilgili sorular takip etti. Verdiðim her cevabý; ýyaaý diyerek hayret ifade eden sözlerle takviye ettiði bir ilgiyle dinliyor, böylece gerillalarýn da ilgisini celbediyordu. Bunlardan sonra kendisi ve PKK ile ilgili sorular sordu. Dialog çok canlý bir þekilde iki saat kadar sürmüþ ve baþtan sona videoya alýnmýþtý. Ayrýca teybe de alýndý bu ders. Ilk baþta buna pek bir anlam veremedim. Ders çýkýþýnda Cuma'ya neden herþeyi böyle kayýt altýna aldýklarýný sordum. Cevap basit ve ilginçti. Bu video bantlar çoðaltýlarak tüm askeri okullara daðýtýlýyordu. Bu bir gelenektir. Teyp bantlarý ise deþifre edilerek kitap haline getiriliyor ve bu kitaplar, Avrupa'dan tutun Kürdistan'a kadar PKK militanlarýnýn ve ERNK üyelerinin bulunduðu her tarafýna daðýtýlýyorlar. Böylece baþkanlýk sahasýnda cereyan eden her olay, söylene her önemli þey kýsa bir süre içerisinde tüm birimlerin bilgisine sunulmuþ oluyordu.
PKK'de iç gizlilik yoktur. Herkesin herþeyden haberdar olduðu bir sistem geliþtirilmiþtir bu örgütte. Ister beðenin, ister karþý olun, ama bilin ki PKK bu sistemi yerleþtirmekle üyelerinin, parti kongreleri dahil, hayatýn her alanýnda meselelere daha bir bilinçle ve katýlýmcý bir þekilde sahip çýkmasýný saðlamýþtýr.
Merkez okulunda hayat
Öcalan o gece okulda kalmamýþ, bilmediðim baþka bir yere gitmiþti. Böylece Kürtçe Okulu'nda ýyalnýzý baþýma kalmýþtým. Vaktimi boþ geçirmemek için, devresel olarak okulda kalmakta olan gerillalarýn nasýl yaþadýklarýný öðrenmeye karar verdim. Bunun için sabah erkenden kalkmýþ, kalk iþaretini kollamaya baþlamýþtým. Beni rahatsýz etmemek için bunu açýk yapmayacaklarýný biliyordum. Nihayet beklediðim an geldi. Saat tam 5'te nöbetçiler herkesi uyandýrmaya baþlamýþlardý.. Gün doðamazdý gerillanýn üstüne.. Gerilla günü baþlatýrdý her zaman. Az sonra sabah içtimasý baþlayacaktý.
Giyinildi ve spor sahasýnda sýraya girildi. Sorumluya verilen tekmilden sonra; Ya Kurdistan, ya Kurdistan!ý yemini edildikten sonra içtima sona erdi. Içtimanýn hemen bitiminde bu kez sabah sporu baþladý. Koþu ve kültür-fizik hareketlerindan ibaret olan bu spor mecburidir.
Kahvaltýdan sonra bir müddet istirahat edildi. Saat 7.30'da ise sabah dersi baþladý. 11.00'de biten bu dersten sonra öðlen yemeðine kadar istirahat edilecekti. 13.00'te iki saatlik bir ders daha görüldükten sonra, saat 17.00'de son içtima için sahaya toplanýldý. Bu esnada; Bi can ž bi ruh em bi terene ey Serok!ý yemini edildi ve askeri okul öðrencileri gecenin kalan kýsmýnýn programýný hayata geçirmek üzere daðýldýlar. Daha sonra bu kez de yöneticiler toplanarak tekmil verecek, o gün cereyan eden olaylarý ve yaþanan geliþmeleri tartýþacaklardý. Gerillalar ise içtimadan sonra Baþkan'ýn orada bulunup bulunmamasýna göre deðiþik programlar yaparlar. Eðer Baþkan orada ise; O'nun arzusuna göre ya voleybol, ya futbol ya da ikisi ard arda oynanmak üzere takýmlar kurularak maçlar yapýlýr. Bu maçlar görülmeye deðer.. Oyuncular, Baþkan'larýna duyduklarý saygýdan olacak, çekingenlik gösterdikçe Öcalan üstlerine giderek; ýadam gibi oynayacaksanýz oynayýn, ya da terkedin sahayý!ý der ve onlarý her alanda mücadeleci olmaya teþvik eder..
Neden baþkana karþý giriþken oynamýyorlar?ý diye sorduðumda tecrubeli bir gerilla; Onlar 20-25 yaþlarýnda, bilemedin 35. Baþkan ise 50'sinde ve onlarla hemen hemen baþabaþ mücadele ediyor. Arkadaþlar herhalde onu daha fazla yormak istemiyorlar. Bir de saygý var tabii kiý diye izah etmeye çalýþýyordu durumu.
Gecenin ilk saatlerinde serbest mütalaa ile veya ikili, toplu siyasi sohbetlerle vakit geçirilir. Saat 10.00 ise ýyat saatiý olduðu için sessizlik hakim olur okula.. Eðer moral geceleri yapýlacaksa, ki sýk sýk yapýlýr bu tür geceler, o zaman sanatkar ruhlu gerillalar tüm hünerlerini ortaya koyarak eðlendirirler arkadaþlarýný ve kendileri de diðerlerinin marifetlerini seyrederek eðlenirler. Gerillalar bir de okula has olmak üzere duvar gazetesi çýkarýrlar. Ertesi gün Merkez Okulu öðrencilerine ders vermem istendi benden. Zerdüþt öðretisi benim hakim olduðum konularýn baþýnda geldiði için ders olarak bu konuyu seçtim. Ilgi çok büyük oldu. Inanýlmaz sorular soruyordu gerillalar. Bu onlarýn kültür açlýklarýný ortaya koyuyordu. Kitap istiyorlardý yurtseverlerden, bol kitap. Her türlü kitabý okumaya hazýrdýlar. Yeter ki bir gönderen olsun. Benden söylemesi! Gerisi siz bu satýrlarý okuyanlara kalmýþtýr.. Dersin kalan bölümünü belki dönüþte veririm dedim ve ayrýldým.
sýcak bölgelere doðru
Baþkanlýk sahasýndaki programýmý kýsa kesmek ve gerillalarýn kýpýr kýpýr kaynaþtýðý bölgelere, kurtarýlmýþ veya yarý kurtarýlmýþ alanlara bir an önce varmak istiyordum. Bu ifade edilmemiþ isteðimin Cuma da, Öcalan da farkýndaydý. Saðda solda halk ile oturup konuþmam hususunda yarým aðýzla bazý öneriler geldiyse de, yüzümü aðýrlýklý olarak asýl varmak istediðim alana çevirdiðim farkedildi ve hiçbir konuda israr edilmeden yeniden yola koyulmam için hazýrlýklar tamamlandý.
Gideceðim günün gecesi, Türkçe Okulu'ndaydýk. Bu okul daha geniþ bir alanda kurulmuþtu. Burasý da gerillalarýn eseriydi. Oraya Besêr, Seyitxan ve Þemdin gibi dinlemekten büyük haz duyduðum sanatçýlarýn da gönüllü olarak eðitimlerini tazelemeye geldiklerini gördüm. Bu sanatçýlarýn gerilla disiplini içerisinde okuldaki derslere katýldýklarýný görmek bir baþka sürpriz oldu benim için. Ilk vardýðýmda Þemdin elindeki klaþinkofu ile nöbet kulesindeydi. Öcalan burada yaptýðýmýz son görüþmemizde benden, Güneydeki savaþýn durdurulmasý ve savaþarak ulusal kaynaklarýmýzý berheva eden Güney Kürdistan partilerinin Kürdistani bir barýþa ikna edilmesi çalýþmalarýna katýlmamý da istedi. Sürgünde Kürdistan Parlamentosu yürütme konseyi baþkaný Zübeyir Aydar'ýn baþkanlýk ettiði bir heyet zaten bu iþ için orada faaliyetteydi. Ben bu heyetin faaliyetlerine elimden geldiði kadar katkýda bulunacaktým. Öcalan'a;
Bu benim için bir þeref olur. Eðer isterseniz, sizin adýnýza da konuþurum Güneyli Liderler'leý dedim. Çok memnun oldu PKK Genel Baþaný bu teklifime. Böylece anlaþmýþtýk. Ayrýlma aný artýk gelip çatmýþtý. Dýþarýda sýraya dizilen ve aralarýnda Cuma ile Ebubekir'in de bulunduðu Okul sorumlularý ve komutanlarla çok duygusal bir þekilde öpüþüp vedalaþtýk. Öcalan en sonda idi. Elimi tuttu ve; Bizde Allahaýsmarladýk, 'bir daha buluþmak üzere' demektir. Bunun için ben de bir daha buluþmak üzere diyorum sana. Yolun açýk olsun..ý Anlamýþtým ne demek istediðini. ýKendine mukayyet ol, gittiðin yer tehlikelerle doludur. Ona göreý diyordu bu sözleriyle. Sonra beni yolcu edecek olan arkadaþa sýký sýký, ýheryerde en iyi koruma saðlayacaksýnýz ona!ý emrini verdi. Öpüþtük ve ayrýldýk..
Ertesi günün öðleden sonrasýnda yola koyulduk. Nerelere uðradýðýmýzdan bahsetmeyeceðim. Ancak þu kadarýný söyleyebilirim; ülkedeki gerilla ile ilk kez karþýlaþacaðým bu defaki yolculukta sadece ýKürt pasaportuýnu kullanacaktým. Kürt pasaportunu merak ediyorsanýz ona da açýklýk getireyim; bu pasaport öyle bir vesikadýr ki onunla hudutlarý sadece yayan ve fakat kendinizin tayin ettiði þartlarda aþarsýnýz. Eðer ayaklarýnýzla aranýz iyi ise bu pasaport çok güvenlidir. Haa, bir de tanýdýk yüzle karþýlaþtým bu yolculukta; Müslim.. Müslim de kim diye sormayýn eðer dünya televizyonlarýný takip etmek gibi bir alýþkanlýðýnýz varsa. Hani Newroz dolayýsýyla yapýlan bir yürüyüþte Alman polisinin uyguladýðý gereksiz þiddete öfkelenerek kendisini yakan ve bu vaziyette polisin üstüne yürüyen bir Kürt vardý ya.. Þu Türk NTV'sinde her zaman haber reklamý olarak çýkarýlan yanmakta olan insan.. PKK'nin en eski kadrolarýndan. Iþte o. Müslim þimdi çok hararetli bir þekilde, bir yerlerde cephe çalýþmalarýný yürütüyor. Inanýn onun çalýþma temposunu kollarken; bu adam hiç yorulmaz mý? demekten kendimi alamýyordum. Sen varol emi Müslim arkadaþ!
ilk temas ve yarým saat
Geceydi. Öte yandaydýk artýk. Tam beþ saatlik bir yürüyüþle varmýþtýk bu ilk temas noktasýna. Bizi bir gerilla timi karþýlamýþtý. Havanýn karanlýðýnda yüzlerini seçemiyordum, ama beþ kiþi olduklarýný görebiliyordum. Sessizdiler. Ben de öyle. Elimi uzattým ve;
Merhaba Heval! dedim. Bu, ilk karþýlaþmanýn ilk merhabasýydý. Ilk temas. Yýllardýr özlemini duyduðum an, çok sakin ve sanki alalade bir anmýþ gibi gelip geçmiþti. Sanki yýllardýr tanýyorduk biribirimizi. Cevap da kuruydu bir nevi; Merhaba Heval!
Hal-hatýr sorduk. Ama çok konuþkan olmama raðmen, inanýn konu bulmakta büyük bir güçlük çekiyordum. Benimle birlikte noktaya gelmiþ olan kurye arkadaþ az sonra, bizi almaya gelen gerilla timinin liderini bir kenara çekerek bir þeyler konuþtu, mektup olduðunu sandýðým bir þey verdi. O tam oradan ayrýlacakken sordum;
Ne dersin, daha çok yürüyecek miyiz heval?
Yok, yok dedi berikisi, yarým saat! Yarým saat sonra noktaya varacak, istirahat ederken sýcak çayýnýzý içeceksiniz. Bu 'çay' sözcüðünü, öyle bir üstüne bastýra bastýra söyledi ki, sanki benim de iþtahýmý kabartacaðýný hesaplamýþ gibiydi. Ama çaydan hiç haz etmediðimi bilmiyordu ki.. Sonunda Allahaýsmarladýký diyerek ayrýldý ve karanlýklara karýþtý gitti kurye arkadaþ.. Artýk yeni dünyamda, özlemini çektiðim o insanlarla baþbaþa idim. Sonradan adýnýn Rohatý olduðunu öðrendiðim tim lideri;
Harekete geçmemiz lazým. Buralar KDP'nin kontrolu altýnda olduðu için, beklemek tehlikelidir. deyip davrandý. Yorgun olmama raðmen ben de davrandým. Sýrt çantamý, sonradan adýnýn Þerifý olduðunu öðrendiðim gerilla taþýyordu. Bense ancak kendimi taþýyabiliyordum. Yürüdük, yürüdük... Yürüdük.. Uzuuun bir 'yarým saat' geçmiþti. Takriben birbuçuk saatlik bir 'yarým saat'. Yorgunluðum dayanýlmaz hale geldiðinde Rohat'a;
Ne zaman duruyoruz heval? diye sordum biraz da sitem dolu bir sesle.. Istersen hemen þimdi, fakat fazla kalamayýz. Gündüz vakti geçemeyiz buralarý. Noktaya bir an önce varmamýz lazým.
Çok uzak mý bu nokta?
Yarým saat çeker.. Yine yarým saat! Hani daha önce yarým saat yürüyeceðimizi söylemiþti kurye arkadaþ? Sordumsa da cevabý hazýrdý; Kurye arkadaþ abartmýþ
Fakat abartmayan Rohat'ýn saat kavramý da yanlýþ çýktý, hem de ne yanlýþ.. tam beþbuçuk saat daha yürüdük ilk noktaya varmak için.. Gerillalar saati böyle bildirmekle, yeni gelenlerin korkup düþmelerini engellemeye çalýþýrlarmýþ. Saat 7.00 idi ve gün çoktan doðmuþtu.. Çîyayê Bêxêr'di burasý, ya da Hayýrsýz Daðlar.. Hayýrsýz Daðlar'ý 1960'lý yýllarýn Türk basýnýndan hatýrlýyorum. O zamanlar sýk sýk; ýBarzani kaçtý, Hayýrsýz Daðlar'a sýðýndýý gibi haber baþlýklarýyla bizi az çileden çýkarmýyorlardý..
kobra
Orada bir kaç saat uyuduk. Yakýcý güney güneþinin müsaade ettiði ölçüdeki bir uykuydu bu. Öðlene doðru uyandýk. Bir yerlerde biraz mercimekle yað falan saklamýþtý gerillalar. Bunlar çýkarýlarak sabah kahvaltýsý hazýrlandý. Öðlen yemeði ile kahvaltýyý ortalamýþtýk kýsacasý. Büyük bir iþtahla yumulduk çorbaya. Öðleden sonra yeniden yola koyulacaktýk. Hedefimiz bu kez Çîyayê Sipî idi, ya da Ak Daðlar silsilesi. Daha genç olan bu daðlar, Bêxêr'in aksine daha su bakýmýndan daha avantajlýydý. Rohat'tan bu kez yolun uzunluðu hususunda kesin konuþmasýný istedim. Bana sonsuz gibi görünen bir ovanýn taa öbür ucundaki bir aðacý göstererek;
O aðacýn ötesinden daðlara doðru kývrýldýk mý, bir buçuk saatte varýrýzý dedi. Bu kez ciddiydi galiba. Sonra da; ýOvada yürüyeceðiz. Geçeceðimiz bölge KDP'nin kontrolunda olduðu için çok tehlikelidir. Bundan dolayý tüm talimatlara harfiyen dikkat edilmesi gerekirý diye ekledi.
Yeniden yürümeye baþladýk. Ovanýn neresine varýyor idiysek, aðaç da o kadar uzaða gidiyordu. Yani biz giderken aðaç da gidiyordu. Yorgunluk mide aðrýlarýmý provoke etmiþti. Ikide bir kusmaya baþlamýþtým. Bu yorgunluða bir de Rohat'ýn ýyat!ý, ýkalk ve yürü!ý ýkoþun!ý gibi talimatlarý da eklenince durum dayanýlmaz hale geliyordu. Gecenin geç bir saatinde aðacýn yanýna vardýðýmýzda artýk ayak atacak durumda deðildim. Resmen düþmüþtüm. Rohat çaresizce telsize sarýlarak;
O malum misafir güçlük çekiyor. Bize bir kobra gönderebilir misiniz?ý diye yardým istedi karargahtan. Karþý taraftaki ses, ýolumluý deyince bu defa buluþma noktasý üzerine tartýþmaya baþladýlar. Rohat yolu þöyle tarif etti;
Tepenin altýndaki ilk benzinliði geçin. Sonra köyün arkasýndaki ikinci benzinliðe geleceksiniz. Onu da geçin. Oradaki yolu sapmadan takip ederek düze inin bizi bulursunuz.ý Biraz daha tartýþtýktan sonra herþey halledilmiþ, sýra beklemeye gelmiþti. Ben hemen kývrýldýðým yerde uykuya daldým. Horultum yeri göðü inletiyordu. Uykuya asla doyamadan Rohat tarafýndan uyandýrýlmýþtým. Gözlerimi güç bela açýnca bir de ne göreyim, tepemde sevimli bir katýr durmuyor mu?. Nedir bu? diye sordum biraz da domuzluðuna, cevap Rohat'tan geldi; Kobra! Kobra bu mu?
Evet, bizim kobralarýmýz, düþmanýnkilere benzemez. Haydi bin de gidelim. Kýsa bir süre içerisinde daðýn eteklerine varmýþ, týrmanýyorduk bile. Ama benzinlik falan ortalýkta görünmüyordu. Dayanamadým:
Nerede senin þu benzinlik Rohat? Önünden geçtik ya!
Ben benzinliðe benzer bir þey göremedim, kusura bakma!
Haa, biz çeþmelere benzinlik diyoruz. Þifredir bu sözler.
Sonra telsizine sarýlarak, biraz da hava atarcasýna; ýBosna -Hersek meselesi hal oldu mu?ý diye sordu. Bu kez ben sormadan, meraklý bakýþlarýma cevap olsun diye kendisi izah etti, ýyemek meselesini hallettiniz mi?ý diye sordum.
Ilk gerilla kampýydý ziyaret ettiðim Çîyayê Sipî'deki tesisler. Daðlarý oyum oyum oyarak pek çok sýðýnak ve tesis inþa eden buradaki militanlar, ilerde ziyaret edeceðim tüm gerilla birliklerinde göreceðim gibi, güvenlik sorununa iyi bir hal çaresi bulmayý ön plana almýþlardý. Daðýnýk mangalar halinde geniþ bir sahaya yayýlan gerilla birliklerinin her mangasýnýn bitiþiðinde ya bir sýðýnak ya da sýðýnaðýmsý bir yer vardý. Böylece hava saldýrýlarýnýn vereceði muhtemel zararlar asgariye indirilmiþ ve hatta diyebiliriz ki sýfýrlanmýþ oluyordu. Gerillalar buna; ýteknolojiyi boþa çýkarmaý diyorlar. Ben Çîyayê Sipî'ye varmadan bir iki gün önce, Türkler baþarýsýz bir hava saldýrýsýnda bulunmuþlardý oraya. Türk gazeteleri olayý, her zaman olduðu gibi ters yüz ederek vermiþ, 26 gerillanýn bu saldýrýda hayatýný kaybettiðini yazmýþlardý. Bu arada 4 Grekli'nin de bu saldýrý sonucu ya hayatýný kaybettiði, ya da aðýr yaralandýðý kaydedilmiþti. Bahsi geçen dört Grekli'den kasýtlarý benden önce oradan geçen Zübeyir ve arkadaþlarý olsa gerek. Fakat, ölüler arasýnda kimlerin bulunduðunu kaydetmediklerinden Zübeyir'i mi yoksa Mahir'i mi ölü saydýklarýný çýkaramadým.
Gerillalarýn boþ vakitlerinde seyrettikleri TV'nin baþýnda durum hakkýnda bana bilgi veren Çiyayê Sipî bölgesi sorumlusu Yýlmaz, gülüyordu Türkler'in bu zavallý iddialarýna. Yýlmaz'ýn babasý Keko, Zoxpa'lýydý. Þimdi Çolig'de (Çewlik) oturuyor. Gençliðinde hep bizim evlerimizde kalýrdý Keko. Bizim evler, yani babamýn ve amca oðullarýnýn. Bundan dolayý çok yakýným sayýlýrdý Yýlmaz. Fakat çocuk yaþtan beri görmediðim için kendisini tanýmamýþtým. Inanýn, bu olayýn sonuçlarýný gözlerimle görünceye kadar ben dahi bu tür psikolojik savaþ taktiklerinin etkisinde kalýrdým.
Bu arada bombardýman olayýný en ince ayrýntýlarýna kadar inceleyince, kendi 'kafasýzlýðýma' hayýflanmaya baþladým. Eðer yýllardýr iþin içinde olduðunu varsayan ben dahi bu tür propagandalarýn etkisinde kalabiliyorsam, zavallý köylü ve þehirli yeni sempatizanlar ne yapsýn? Türkler'in bu bombardýmanda yapabildiði tek þey, susuz bir köyde açýlan bomba çukuruyla su çýkarmak ve daðlarý oluþturan kayalardan iri parçalar koparmaktan ibaret olmuþtu. Evet, bombanýn atýldýðý köyde iki metre derinliðinde koca bir çukur açýlmýþ, su çýkmýþtý oradan. Bunu gözlerimle gördüm. Hepsi o kadar. Diðer bombalarýn hepsi kayalara isabet etmiþ ve böylece sadece tabiata zarar vermiþlerdi.
Bir manga çadýrýnda uyumuþtum. Fakat gerillalar bir türlü uyuyamýyorlardý horultumdan. Bir ara þöyle bir uyandým. Genç gerillanýn biri beni göstererek: MED-TV'de de böyle mi horluyordu demesiyle susturulmasý bir oldu: Heval bu ne saygýsýzlýk Oysa haklýydý arkadaþ.
Ertesi sabah erkenden uyandým. Rojbaþ gerilla hazýrdý, þu bildiðimiz mercimek çorbasý yani. Sabah vakitlerinin ekserisinde verildiði için ýrojbaþý adýný takmýþtý gerillalar bu çorbaya. Çorbayý afiyetle mideye indirdikten sonra, arkadaþlar son hava akýnlarýnda Türk uçaklarýnýn tabiata verdirdikleri zararý gösterdiler bana. Gerçekten vahþiceydi.. Koca kayalar ufalanmýþ, tabiatýn o harika tabiiliði alabildiðine bozulmuþtu. Kamp'ýn diðer taraflarýný da dolaþtým. Manga çadýrlarýný aðýrlýklý olarak bir derenin kenarýnda kurmuþlardý. O gün temizlik tatili vardý. Gerillada, normal zamanlarda onbeþ günde bir çamaþýr ve yýkanma tatili verilir. O gün, bayanlar bir tarafta, erkekler baþka tarafta çamaþýrlarýný ve vücutlarýný yýkar. Köylerde ýDere kerdiþý derdik biz buna. Týpký aynýsýnýn tekrarýný yaþadým orada..
Bir ara bayan mangasýný da ziyaret ettim. Orada, Çiyayê Sipî mýntýkasýna geldiðimden beri þakalaþtýðým Küçük Güneyli bayan gerilla mihmandarlýk etti bize. Vadinin uç noktalarýndan birinde kurulmuþtu bu manga. Orada bayanlarý, ellerinde baltalarla odun toplamaya çalýþýrken görmek, beni hayretler içinde býraktý. Ancak bu tabiiydi.. Çünkü onlar yeni kadýný yaratýyorlardý, baðýmsýz Kürt kadýnýný. Bir ara ýyabancýý (kim yabancý acaba, Kürdistan'ý kurmaya çalýþan bu bayan mý, yoksa uzaktan ahkam kesen kaçaklar mý?) olduðu yüz ve vücut yapýsýndan belli olan bir bayanla tanýþtýrdýlar beni. Çok kararlý bir kiþiliðe sahip olduðu her halinden belli oluyordu bu bayanýn. Adý; Eva Juhnke olan bu bayan gerillayý bir ara Avrupa'ya geri çekme kararý çýkmýþ. Fakat bu gerilla büyük bir direniþ göstererek red etmiþ bu kararý..
O gün bu yolculuða çýktýðýmdan beri ilk defa öldürülmekten korktum. Neden biliyor musunuz? Çünkü eðer adres sormayan bir kurþunla, ya da bir hava akýnýnda kazara ölsem, herþeyi olumsuz yönünden alan bazý þom aðýzlý Kürt çevreleri ve Türk propaganda makinasý; ýPKK doktoru götürüp öldürdüý diyeceklerdi. Gel de ýspatla gerillalarýn beni korumak için nasýl çýrpýndýðýný.
metina
Ikinci duraðým Çîyayê Metina olmuþtu. Bu dað silsilesinde vatan uðrunda ne yiðitler can verdi bir bilseniz.. Hem tüm bu topraklarýn daha önceleri ölümsüz Kürt lideri Mustafa Barzani'nin uzun yýllar bir avuç özgür vatan topraðý için her gün taban teptiði yerler olduðunu biliyor muydunuz? Sadece þu gezdiðim iki yerde verilen büyük mücadeleleri anlatmaya sayfalar yetmez.. Mesela 1962'deki bir savaþta Gelîyê Sipî'de, Barzani'nin lideri olduðu güçler (Ise Suwar komutansýnda) 100'den fazla düþman askerini saf dýþý býrakmýþ, 303 kiþiyi de esir almýþtý. Metina Daðý savaþýnda ise (1963) 40.000 kiþilik bir kuvvetle buraya saldýran Irak Ordusu büyük bir bozguna uðramýþtý. Her karýþý þehit kanlarý ile sulanmýþ olan bu kutsal topraklara ayak basmak ve orada modern ve kararlý ulusal kurtuluþçularla kucaklaþmak ne huþu verici bir duyguydu..
Ben, býktýðým için size artýk ýyarým saat kaldýý gibi sözleri nakletmeyeceðim bu gezi boyunca. Çünkü hangi gerilla olursa olsun, ne zaman; ýne kadar kaldý varmayaý diye sorduysam, sanki sözleþmiþler gibi hep ayný cevabý almýþýmdýr kendilerinden; ýyarým saat kaldý.ý Bu kez gerçekten, Metina bölgesine vardýðýmýz ilk noktadan itibaren yarým saat yürüdük ve Ali Sapan'ýn bizi beklediði bir diðer noktaya vardýk.
Sapan, Avrupa'da ERNK sorumlusu iken savaþ alanýna çekilmiþti. O þimdi Metina'da lojistik sorumlusu olarak görev yapýyordu. Avrupa'da tepedeydi, þimdi gerillada tabandan baþlýyordu, hem de hiç bir komplekse kapýlmadan.. Iþte ihtilalcilik diye buna derim ben! Çok candan karþýladý bizi. Bir de iyi haberi vardý bize; Abbas (Duran Kalkan) o gece burada olacaktý. Abbas, çok deðerli, inatçý bir þekilde meselelerin takipçisi, bilgili ve ilginç eðilimleri olan bir gerilla komutanýdýr. PKK öncesi dönemden beri Öcalan'dan hiç ayrýlmamýþ olan bu vefalý Türk, bugün ARGK'nin en önde gelen komutanlarýndan biridir. PKKnin ileri gelen teorisyenlerinden biri olan Abbbas'ý hiç kimse ýmekapýla seyahat etmeye ikna edemez. Mekap ne mi? Bildiðimiz motorlu araçlarýn tümüne ýmekapý diyor gerilla. Deþifre olmuþ bir þifredir bu tabii ki. Abbas, baþka partilerin, örneðin KDP'nin denetimine girmemek, onlarýn sorularýna muhatap olmamak için motorlu araçla seyahata elveda demiþ bir komutandýr.. Bir prensiptir bu, Abbas'a has olan bir prensip. Akþam saatlerine doðru gelmiþti Abbas ve arkadaþlarý Metina'ya. Sanki 20 yýllýk arkadaþ imiþiz gibi sarýldý bana. Saçlarý dökülmüþtü dökülmesine ama, uzun savaþ yýllarý onun dinamizminden hiçbir þey alýp götürmüþe benzemiyor. Ceylan gibi çevik hareket ediyordu komutan Abbas. Çok candan bir insan olduðunu ilk bakýþta anlamamak mümkün deðildi. Uzun uzun yapmayý planladýklarým hususunda konuþtuk. Iyi bir dinleyici olduðu ilk bakýþta anlaþýlýyordu. Bu yeteneðinin, savaþtaki deneyimlerinin bir yan etki olarak kazandýrdýðý çok deðerli bir yetenek olduðunu düþündüm. Barýþ görüþmelerinde izleyeceðimiz yolu tartýþtýk ve bazý kararlara vardýk. Buna göre hemen ertesi gün Hevlêr'e gidecek, diðer arkadaþlara iltihak ederek bu faaliyetlere ucundan ucundan katýlacaktým.
Metina'da kaldýðým süre içerisinde gerillanýn iç problemlerini nasýl çözümlediklerini de gözlemledim. Hata yapan kim olursa olsun ödemek zorundaydý. Kiþi hatasýnýn aðýrlýðýna göre; ya üst düzeydeki görevinden alýnýr ve fakat normal faaliyetlerine soruþturma sonuna kadar devam etmesine müsaade edilir, ya silahsýzlandýrýlýr, ya da aðýr suç iþlemiþse tutuklanýr. Ilgili kiþi ya da kiþiler için, tüm gerillalarýn katýldýðý platformlar düzenlenir. Burada herkes özgürce eleþtirilerini yöneltir ve sorgudaki arkadaþýn bu eleþtirilere vereceði yanýt dinlenir. Sonra ayný kurulda bir deðerlendirme yapýlýr. Eðer gerekirse sorgudaki arkadaþýn özeleþtirisi istenir. Bu arkadaþ içten bir özeleþtiri vermek durumunda olursa onun bu özeleþtirisi de deðerlendirilir. Eðer bu özeleþtiri kabul edilirse, arkadaþ normal faaliyetine devam eder, ki iþletilen bu mekanizma basit iç sorunlarýn halli içindir. Daha karmaþýk yargýlamalara girmek sayfalar süreceðinden, bu yazýnýn konusu deðildir. Ayrýca ARGK'nin veya PKK'nin yargý sistemi bir sýr da deðildir. Bu konuda dileyen inceleme yapabilir.
hevlêr'de
Savaþ, yani ýkardeþleriný biribirlerinin boðazýna sarýldýðý savaþýn yeni yeni durulmakta olduðu bir sýrada Hevlêr'e doðru hareket etmiþtim. Ama her iki tarafýn radyolarýndan hala karþý tarafa yönelik galiz güfürlerden geçilmiyordu. YNK'ciler; Mesut için, onun Saddam ile iþbirliði yaparak Hevlêr'i iþgal ettirmesini kastederek ýCehþê cehþaný tabirini sýk sýk kullanýrken, berikiler; ýCehþên 66ý diyorlardý Talabani ve arkadaþlarý için.. Tam mahalle kavgasý aðzý! Satacak hiçbir þeysi olmayan liderlerin mahalle kavgasý havasýnda sürdürdükleri basit bir küfürleþme! KDP'nin hakim olduðu bölgelerden geçiyorduk. Yanýma dört gözüpek muhafýz vermiþti Abbas. Yol boyunca sýk sýk kontrol noktalarý kurulmuþtu. Arabamýz, onu süren þoförün popularitesi sayesinde olacak, bazan tanýndýðý için noktalarý kontrolsuz geçiyordu. Tanýnmadýðý zamanlar ise noktadaki adam;
Hangi cemaattensiniz?ý diye soruyordu baðlý bulunduðumuz partiyi kastederek.. Bizi götüren þoför gerillanýn;
PKK demesiyle bazý peþmergeler;
Fermo ez qurban diyerek bütün nezketleriyle kenara çekilip yol verirken, bazýlarý ise bu cevaptan tatmin olmuyorlardý. Eðer tatmin olunmazsa bu kez serbest geçiþ kaðýtlarý isteniyor. Bu kaðýtlar, KDP Politburo'sundan temin edilen ve barýþçý geçiþ yapma hakký olan her taþýtta bulundurulmasý mecburi olan kaðýtlardý. Bunlarý gösterdik mi iþ yine bitiyordu. Hevlêr'de bu kontrol noktalarý oldukça sýklaþtý. Varacaðýmýz yer þehrin öbür tarafýndaydý ve oraya varmak için tam 18 kontrol noktasýný geçmemiz gerekiyordu.. Tam da iþgal güçlerinin yaptýklarý gibi.. Garip bir duygu kaplamýþtý benliðimi bu þehrin sokak ve caddelerini geçerken. Acaba Saddam döneminde de ayný sýký kontrollar var mýydý? Hiç sanmam! Nihayet yoksulluðun soðuk yüzünü her adýmda hissettiðimiz Hevlêr'i bir baþtan öbür baþa katettikten sonra Heyvasor a Kurdistanê'nin ARGK gerillalarýnýn tedavisi için kurmuþ olduðu hastaneye vardýk. Bu hastane, benim Güney Kürdistan'ýn baþkenti olan bu þehirde indiðim ilk yerdi. Pekçok yaralý gerilla vardý orada. Yemek vakti varmýþtýk hastaneye. Hatýrlarsýnýz, burayý 14 Mayýs'taki Türk iþgali sýrasýnda KDP'ye baðlý güçler, Mesut'un emriyle basmýþ, oradaki savunmasýz yaralý kadýn gerillalarý acýmasýzca jenosidden geçirmiþlerdi.. Tam da düþmanlarýn yaptýðý gibi..
Az oturup soluklandýktan sonra PKK'nin Hevlêr sorumlusu Mahsum geldi. Mahsum, taktýðý kalýn gözlükleri ve çelebi tavýrlarýyla, daha ziyade bir bilim adamýný andýrýyordu. Çok nazik davranýþlýydý ve fakat bu davranýlarý ile zora dayanmadan çevresini itaata zorlar gibiydi Mahsum. Zübeyir ve yanýndaki diðer arkadaþlarýný sordum kendisine. Süleymaniye'ye gitmiþlerdi. Onlar dönünceye kadar ben de boþ durmak istemiyordum. Bunun için, görüþmelerde bulunmak üzere bana, KDP teþkilatýyla randevu saðlamasýný istedim.
KDP'liler ýDoktor Siracý ismini duyduklarýnda hemen randevu istemimi kabul ve parti yönetiminin yer aldýðý Selahaddin kentine davet ettiler. Bu iyiydi. Anlaþýlan, köprülerin altýndan çok sular akmasýna raðmen eski dostluk hala iþe yarýyordu. Yine yanýmda muhafýzlar ve bu kez PKK sorumlusu Mahsum olmak üzere gerisin geri Selahaddin kentine döndük. ýMektep Siyasiýnin bulunduðu binaya yönelmiþti arabamýz. Mektep Siyasi, ya da Polit Büro, KDP'nin baþkanlýktan sonraki en yüksek icra oraganýdýr. Esas bakanlar kurulu olarak bunlarý sayabilirsiniz. Bölgenin en önemli idare merkezlerinden biriydi bu yapý. Selahaddin, Hevlêr istikametinden bakýldýðýnda bir balkon görünümündeydi. Bundan dolayý Hevlêr YNK'nin elindeyken sayýn Talabani, KDP lideri Barzani'nin; ýBaþkenti silahsýzlandýralým ve parlamento'yu iþletelimý gibi barýþa yönelik þartlarýný geri çevirirken hep; ýBarzani Hevlêr'i görmek istiyorsa dürbünle baksýný derdi dalga geçerekten.. Gerçekten tüm ovayý, ufkun en son noktasýna kadar görebilecek düz bir yükseltide kurulmuþ olan Selahaddin, doðal bir mesire yeri olarak kullanýlagelmiþti bölgeye hakim olmuþ geçmiþteki hükümdarlarca.. KDP, tüm idare mekanizmasýný iþte bu balkona yerleþtirmiþti.
selahaddin'de
Önce Azad Bervari ile görüþecektik. Bunun için KDP polit burosunun tüm organlarýný bir arada bulabileceðiniz bu binaya alýnmýþtýk. Beraber geldiðim gerillalar ile PKK'nin Hevlêr sorumlusu Mahsum, beni oraya býraktýktan sonra Hevlêr'e geri döndüler. Böylece KDP'lilerle baþbaþa kalmýþtým. Partisinin politburo üyesi olan Bervari, beni 1975'ten beri gýyaben tanýyordu. 1975'te parti yeniden toparlanýrken, benim ve arkadaþlarýmýn bu konudaki belirleyici yardýmlarýný biliyor, ama yine de resmi davranýyordu bana karþý.. Tam bir Ortadoðu politikacýsý.. Saygýsýzlýk falan yoktu tavýrlarýnda. Hayýr, asla böyle bir þey sezmedim. Ama kendisini önemli bir adam gibi gösterme meraký, her yerinden dökülüyordu.. Ciddi görüneceksin ki bir þey sansýnlar! Bana yönelttiði;
Bizden ne gibi bir talebiniz var? þeklindeki sorusu, doðrusu beklemediðim kadar resmi bir uslupla formüle edilmiþti. Ama ne yapalým, cevabý ýayný minval üzreý yetiþtirmek gerekiyordu;
Bir Kürt aydýný ve milliyetçisi olarak, Kak Mesud baþta olmak üzere, KDP'nin sayýn yöneticileri ile, þu dökülmekte olan kardeþ kanýnýn durdurulmasý ve Kürtler'in genel birliðine giden yolun açýlmasý için görüþmelerde ve fikir alýþveriþinde bulunmak üzere kendi kendimi görevlendirmiþ bulunuyorum. Ben, daha önce görüþtüðüm PKK Genel Baþkaný Sayýn Öcalan'la da ayný konuda konuþmuþ, belli bir mutabakata varmýþtým..ý Diplomatik dilden çevirirsek, Barzani ile görüþmek üzere randevu istiyordum. Bunun üzerine Azad; bugün politburo toplantýsý yapýlacaktýr. Ankara'daki görüþmelere gidecek olan heyet bu toplantýda belirlenecek. Yarýn da merkez komitesi toplantýsýnda ateþkes görüþmelerinde uygulanacak olan stratejinin saptanacaðý bir toplantý yapýlacaký dedi. Kak Mesut'un vaktinin ancak daha sonraki gün müsait olabileceðini ve ancak o zaman kendisi ile görüþebileceðimi söyledi.
Tabii ki bu bir taktikti. Mesut, bana geç randevu vermekle ne kadar meþgul bir lider olduðunu gösterecek, üstümde psikolojik etki yaratacaktý. Doðrusu, hazýrlýklý bir Barzani ile görüþmek, benim de iþime geliyordu. Bunun için daha sonraki günlerden birinde hayata geçirilebilecek olan randevuyu, bu taktiklerini de ýyutaraký memnuniyetle kabul ettim. Azad biraz hoþ beþten sonra beni arabasýna aldý ve misafirhaneye doðru yola çýkardý. Bu arada dili biraz çözülmüþ, barýþ konusundaki fikirlerini de açýklamaya baþlamýþtý. Ben onun konuþmalarýndan, KDP yönetiminin içerisinde bulunduðu ruh halini yakalamaya gayret ediyordum. Anladýðým kadarýyla büyük bir umutsuzluk hakimdi bu partinin yöneticilerine. Ama þu andaki ýkazanýmlarýnýý da býrakmaya hiç niyetli deðiller. Bervari; Bunu söylerken çok zorlanýyorum ama, aslýnda, bir müddet için de olsa, iki ayrý hükümet gereklidir bize; biri Süleymaniye'de, diðeri Hevlêr'de!ý diyorken, acý çekiyor gibiydi.. Ama rol yaptýðý açýkça okunuyordu yüzünden.. Ulusal duygu adýna hiçbir þey okuyamadým yüz ifadesinden. Mekanik bir tarzda, bir pokercinin yüz ifadesiyle konuþuyordu.
Peki bu iþin sonu ne olacak? Siz uluslararasý korumanýn ebediyete kadar devam edeceðini mi sanýyorsunuz? diye sorduðumda cevabý çok acý olmuþtu;
Irak ile anlaþmaktan baþka çaremiz yok gibi görünüyor. Doðrusu eðer biri beni öldürecekse, bunun bir Iraklý olmasýný tercih ederim.. Evet, anlaþýlýyordu ki KDP'liler yönlerini tayin etmiþ, sadece vize bekliyorlardý.. Psikolojileri, çökmüþ bir insanýn umutsuzluðunu ayan beyan ele veriyordu. Kendilerini ille de birileri öldürecekti sonunda.. Onlara sadece cellatlar arasýnda tercih yapma hakký tanýnýyordu, hepsi o kadar.. Doðrusu iþimiz çok güçtü..
Dar-ziyafaý denilen misafirhanede aðýrlanýyordum. Burasý Saddam döneminde, Hevlêr'deki yapay parlamentoyu ziyaret edecek olan yabancý misafirler için inþa edilmiþti. Oldukça iyi bir binaydý. Binanýn sorumlusu Taha Aqrayî, iþini bilen, candan bir insandý. Iç barýþ konusunda ilginç fikirleri vardý Taha'nýn. ýEðer ben olsamý diyordu Taha, ýher iki partinin lider kadrosunu bir odaya kitler, barýþ yapýncaya kadar orada tutardým.ý Iþte böylesine ilginç görüþleri olan bu yurtsever insan, bana hemen bir oda düzenledi ve istediðim zaman istirahata çekilebileceðimi söyledi. Yemek vakti yakýndý. O zamana kadar salonda televizyon seyretmeyi tercih ettim. Bir çanak anten yardýmýyla tüm Türk uydu kanallarýnýn da seyredilebildiði bir televizyon vardý salonda. Talabani, tüm bölgeyi besleyen hatlardan gelen enerjiyi kestiðinden, jeneratörle çalýþýyordu televizyon. YNK'nin hakim olduðu Dokan'daki barajdan gelen enerjinin kullanýmýný engellemekle hem intikam almayý ve hem de halka baský uygulamayý düþünüyor olmalýydý.. KDP radyosu, bunun için sayýn Talabani'ye yeni bir ad bulmuþtu; Kerebe diz!, yani ýelektrik hýrsýzý!
Ertesi gün yoðun geçeceðe benziyordu. Bu arada ben, uzun sürecek bir misafirlik beklemediðim için, çantamý Hevlêr'de býrakmýþtým. Tüm malzemelerim bu çantanýn içindeydi. Taha durumu farketti ve hemen kayboldu. Az sonra elinde bir paket, kapýmý çalýyordu.
Hayrola kak Taha, nedir bu? diye sorunca torbayý býraktý, sana lazým olacak bazý ufak tefek þeyler dedi ve gitti. Açtým, bir de ne göreyim, traþ takýmýndan diþ macunu ve fýrçasýna kadar herþeyi alýp gelmiþti Taha.. Sen çok yaþa emi! Iþte Kürt misafirperverliði dedim kendi kendime. Þu Kürtler bir de kardeþ kavgalarýna son verseler ve kaybolmakta olan tarihi fýrsatý deðerlendirseler.. Ama ne gezer?
mehmed salih cuma ile
Salona girdiðimde Mehmed Salih Cuma'yý orada oturup beni bekliyor buldum. Alýþýlmýþ bir sýcaklýkla selamlaþtýk, öpüþtük ve Sayýn Cuma'nýn ýsmarladýðý çok nefis bir kahveyi yudumlarken koyu bir sohbet havasýnda asýl meselemize girdik. Cuma, ýbanko barýþý diyordu.. Barýþ olmadan Kürt meselesinin halli yolunda hiçbir þeyin yürümeyeceði kanýsý vardý onda. Fakat Talabani'nin bu konudaki sabýkasýnýn çok kabarýk olduðunu, bu adama artýk hiçbir KDP'linin ve hatta sýradan insanýn güvenemeyeceðini eklemekten de geri durmuyordu. Ben ona sormak istediðim esas soruyu, can alýcý noktaya parmak basacak olan soruyu, lafý hiç dolandýrmadan sordum: Peki Kürdistani bir barýþa, meseleye tüm Kürt örgüt ve þahsiyetlerinin müdahale etmesine ne dersiniz?
Sayýn Cuma'nýn buna cevabý netti: Benim için en ideal çözüm budur. Bu, rüyalarýmýn çözümüdür.
Peki bunu saðlamak için ne yapýlýrsa sonuç alýnabilir? diye üsteledim.
Bazý þeyleri denemek lazýmý diyordu Mehmed Salih. Mesela kamuoyu baskýsý yaratýlabilir. Arabulucu heyeti için geniþ bir katýlým saðlanabilir. Panellerde mesele halka mal edilebilir. Kürdistani çözümü engelleyenler basýn ve yayýn yoluyla teþhir edilebilirlerý diye açtý görüþlerini.
Mantýklý konuþuyordu Mehmed Salih. Sohbet daha sonra koyulaþtý ve Kürtler'in genel birliðinin mümkün olup olmadýðý konusuna kaydý. ýNasýl bir birlik?ý sorusu karþýsýnda da oldukça hazýrlýklýydý Sayýn Cuma. Öncelikle ilk aðýzda ýolmazý dediði þeyleri döktü ortaya. M. Salih'e göre ilk planda, kararlarý emredici bir kurulun herkese kabul ettirilmesi mümkün deðildi ve bu konudaki çabalarýn hemen pratik sonuç vermesi de düþünülemezdi. Bunun yerine köylerdeki veya aþiretlerdeki ihtiyar heyetlerine benzer bir kurul oluþturularak iþe baþlanabilirdi. Bu kurul, yasama gibi bir yetkiye sahip olmayacak, ama tavsiye niteliðinde bazý kararlar alabilecekti. M. Salih'a göre her önüne gelenin ýben Kürt þahsiyetiyim, bu kurulda yer alma hakkýna sahibimý diyerek gelip boy göstermesi de mümkün deðildir. Hatta bu insan, bazý partilerin desteðine sahip olsa da böylesine bir kurulda, partilerin kendisi hakkýnda oybirliði olmadan bu ulusal kurulda hiç kimse yer alamazdý. Çünkü halkýn bir kesiminin büyük infialini çeken bazý tanýnmýþ Kürt þahsiyetleri vardýr. Bunlar elenmelidir. M. Salih, ayrýca beþ yýldan beri faaliyet göstermeyen partilerin bu kurulda parti olarak temsilini mümkün görmüyordu. Çünkü geçmiþteki deneyimler, böyle hallerde Kürdistan'da partilerin yerden mantar biter gibi çoðaldýklarýný söylüyordu.
Ortaya konan þeylerin mantýklý istekler olduðunu gördüm ve detaylarý Sayýn Cuma ile biraz daha tartýþtýktan sonra bu naklettiðim birlik formülünü ikimiz arasýndaki bir karar haline getirdim. Sayýn Barzani ile görüþmeye þimdi daha bir hazýrlýklý olarak gidecektim.
Fakat ben daha henüz görüþme masasýna oturmadan Sami Rahman'ýn Ankara'daki toplantýda, Türkiye ve ABD'nin ortaklaþa hazýrladýklarý 22 madelik bir metni KDP adýna imzaladýðý haberi geldi. Çok ýtuhafý bir metindi bu imzalanan. Ankara sürecinin ýdoðurduðuý bu ýfareý midemi bulandýrmýþtý.. Çünkü iki parti arasýndaki savaþla ilgisi olmayan hükümlerle doluydu bu metin. ýPKK ile mücadele etmeký, ýTürkiye'nin sýnýrlarýný korumaký veya ýEtruþ kampýný kapatmaký gibi maddeler, Güney'deki Kürt partilerini koruculaþtýrma çabalarýndan baþka ne anlamý olabilirdi ki! Tam bir sömürge þefi zihniyetini aksettiren bu metni kabul etmek, meseleyi daha üst bir boyutta daha karmaþýk hale getirecekti ve Ankara'nýn beklentisi de buydu. Üstelik metne hak sahibi olarak sokuþturulan ve süreç boyunca masada bir yere sahip kýlýnan Türkmen'lere saðlanan meþruiyetin amacý da tam anlaþýlamamýþtý Kürt partileri tarafýndan.. Anlaþýlan yarýn iþim çok zor olacaktý.
mesut barzani ile görüþme
Öðlen üzeriydi. KDP'nin tahsis ettiði bir arabayla, Selahaddin kentinin kuzeyine doðru hareket ettik. Hiç bir ýpolisý noktasýnda takýlmadan ilerliyorduk. Kentin hemen kuzeyindeki çok iyi korunan nizamiyeden itibaren, aklýmda kaldýðý kadarýyla, bir kilometre kadar ilerledikten sonra ýBaþkanlýk Sarayýýna varmýþtýk. Çok hareketli bir yerdi burasý. Pek çok eski ve yeni peþmerge burada silahsýz dolaþýyorlardý. Baþkanlýk Sarayý'nýn yer aldýðý mýntýkada her kim olursanýz olun, üstünüzde silah bulundurmanýz ya da silahlý dolaþmanýz kesinlikle yasaktýr.. Aþýrý bir güvenlik tedbiri..
Baþkanlýk Sarayý'na vardýktan kýsa bir süre sonra, Barzani'nin bulunduðu kata çýkarýldým. Beni odasýnda bekliyordu. Çökmüþ gibi bir havasý vardý. Yüz hatlarýna sürekli savunma halinde bulunan bir insanýn hissiyatýný ele veren çizgiler hakimdi. Güvensizlik tüm benliðini sarmýþtý.
Güney Kürdistan'daki baþarýsýzlýk ve hayal kýrýklýðý onu tüm insafsýzlýðýyla eziyor gibiydi. Dile kolay, beþyýl önce baðýmsýz bir devlet gibi ortaya çýkan ülkenin bu parçasý þimdi kendi içerisinde, sonu nereye varacaðý belli bir boðuþmanýn eþliðinde çalkalanýp duruyordu. Bu çalkalanmanýn sorumlularýndan biri ve en baþta geleni de kendisiydi. Zoraki bir gülümseme belirdi yüzünde benimle el sýkýþýrken.. Hoþ geldin diyordu..
Gazeteciler fotograflarý, TV'ciler de filmleri çektikten sonra ýresmiý görüþmelere geçmiþtik. Mesut aðýr aðýr baþladý söze. Ama hiç de sakin deðildi konuþurken. Kürt aydýnlarý hakkýndaki þikayetlerini dile getiriyordu öncelikle:
Hiç de iyi bir imtihan vermedi aydýnlarý diyordu. ýAydýnlar, Talabani tüm yapýlanlarý yýktýðýnda seslerini bile çýkarmadýlar. Meclisin yer aldýðý Hevlêr'i iþgal ettiðinde neredeydi aydýnlar? Sonra Iran'la birleþerek bize saldýrýp, yok etmek istediðinde neden seslerini çýkarmadýlar? Tüm 'Irak Kürdistaný'ný Iran'a çiðnetmeye kalktýðýnda neden seslerini çýkarmadýlar? Biz artýk mümkün olan tüm çareler tükenip Irak'tan yardým isteyince kýyameti kopardýlar.. Halbuki aydýnlardan beklenen, kim hata yaparsa hatayý yaptýðý an yakasýna yapýþmalarýdýr. Yoksa biri istediði gibi hata yapacak, susacaksýn. Sonra sýra diðerinin boðulmaktan kurtulmak için yýlana sarýlmasýna gelince baðýracaksýn, Bunun adaletle bir ilgisi yoktur..ý
Son yazý ve demeçlerimden dolayý beni de eleþtirdiði belliydi. Ben ise onun bu gerginliðini gidermeye hiç de gönüllü olmayan bir baþlangýç yaptým: Sayýn Barzani, ben, herkesin bildiði gibi, Büyük Barzani'ye hayranlýk duyan ve bununla iftihar eden biriyim. Fakat bu, onun soyundan gelen herkesin hatalarýný bu yüzden görmezden geleceðim anlamýna gelmez. Gelecekte de herhangi bir hata görürsem eleþtireceðim kesindir. Böyle yapmakla o büyük Kürt liderinin hatýrasýna da baðlý kalacaðýmý biliyorum.ý
Bu ilk, kýsmen acý olarak algýlanabilecek olan, sözlerden sonra konuya girdim: Ben burada PKK genel baþkaný Sayýn Öcalan adýna da konuþuyorum. Güneyli iki partimizin içine girdikleri bu, düþmanlýðýn da ötesindeki durum, tüm Kürtler'i kahretmektedir. Çünkü Kürtler arasýnda cereyan eden bu savaþýn Kürt meselesini yýkýma doðru götürdüðü gün gibi açýktýr.
Kürtler'in tüm dünyaya yayýlmýþ olan dostlarýnýn yüzüne bakamaz durumdayýz. 'Ne oluyor size?' 'Yoksa sizi yanlýþ mý tanýmýþtýk?' gibi sorulara muhatap olmak inanýn ki bizleri yiyip bitiriyor.. Geleceðimize güvenle bakabildiðimiz günler hýzla yitiyor. Benim cenabýnýzdan istediðim, Kürdistani bir barýþ teþebbüsüne bir þans tanýmanýzdýr. Ankara'nýn geliþtirdiði barýþ planý aslýnda içinde savaþýn gizlendiði bir plandýr. PKK'nin, Etruþ kampýnýn bu savaþ ile ne ilgisi var ki? Türkiye'nin sýnýrlarýnýn korunmasýnýn bu iç savaþla ne ilgisi var? Ankara yönetimi ayrýca Kürtler'in baþýna, bu kez Türkmen kartýný oynayarak yeni bir bela sarmaya çalýþýyor. Türkler'in geniþleme siyasetlerini nasýl yürüttüklerine Kýbrýs olayý en yakýn tanýktýr. Orada yaþayan yüzbin Türk'ü bahane ederek, tarih boyunca bir Grek adasý olan bu adanýn yarýsýna yakýn kýsmýný hemen yutuverdiler.. Hatay'da da ayný nomarayý çektiler. Þimdilerde Güney Kürdistan ve Batý Trakya'da ayný þeyleri tezgahlamakla meþguller. Kürt liderlerinin bu gibi teþebbüslere karþý çok uyanýk olmalarý lazým.ý
Esaslý konulara temas ettiðim, konuþmanýn ilerleyen dakikalarýnda Mesut'un dikkatinin artmasýndan anlamýþtým. Yanýndaki Cuma'ya dönerek;
Türkmenler konusunda doðru söylüyor! demesi de bunun en bariz deliliydi.. Ben devamla;
Bütün bunlar için, biribirlerine yürekleri yanma durumunda olan Kürtler'e bu savaþýn sona erdirilmesi hususunda þans tanýmanýzý diliyorum.ý Dediðimde önce derin bir nefes aldý ve tüm güvenini yitirmiþ bir insanýn psikolojisini ele verir bir þekilde konuþmaya baþladý;
Bizim Celal'a hiç bir þekilde güvenimiz kalmamýþtýr. Her yapýlaný yýkan bu adam yok olmadýkça Kürtler'in rahat bir nefes almalarý mümkün deðildir. Ülkeyi Iran'a teslim etmeye çalýþan bu adama ben güven duyuyorum desem bile, sebep olduðu bunca þehidin ailesi yakama yapýþacaktýr. Saddam benim ailemden 33 kiþiyi öldürtmüþtür. Bunlarýn arasýnda üç de kardeþim var. Sýrf aþiretsel bir düþünce ile dahi hareket etsem bile, bunlarý unutmam mümkün mü?. Ama eðer bizi ille de biri öldürecekse, ben bunun Iraklý biri olmasýný tercih ederim.ý
Çok zordu iþimiz. Mesut Barzani'nin ikna edilmesi çok güçtü. Uzun uzun tartýþtýk durumu. Fakat yine de; Sizin Kürdistani bir barýþa þans tanýmanýz, zatýnýza ve partinize hiç bir þey kaybettirmez.. dedim. Bunun üzerine haydi deneyin de alýn boyunuzun ölçüsünü der gibi;
Ben bu adama inanýlmaz diyorum. Ama eðer birþeyler yapabileceðinize inanýyorsanýz, buyurun, yapýlacak olan bir barýþ bizi ancak memnun ederý dedi. Dedi demesine de, bu sözler barýþý doðurmaya ne kadar yardým eder, sorun oydu..Ehh! Yine de istediðim kapýyý aralamýþ sayýyordum kendimi. þimdi iþ Kürtler'in toplu olarak yüksek bir performans göstermelerine kalýyordu. Artýk ikinci konuya, Kürtler'in birlik oluþturma sorununa geçebilirdik. Yeniden söz alarak; Alicenaplýðýnýza teþekkür ederim.. Fakat eðer bir barýþ tesis etmeyi baþarsak bile, bunun iþlemesi için bazý mekanizmalara ihtiyaç vardýr. Bu mekanizmalar Kürtler, þekli ne olursa olsun, kendi birliklerini oluþturmaya muvaffak olurlarsa hýzla gerçekleþtirilebilir. Biz Mehmed Salih Cuma ile birlikte bir öneri hazýrladýk. Daha doðrusu Sayýn Cuma'nýn geliþtirdiði bir planý olgunlaþtýrdýk ve uygulanabilirliðini göz önüne alarak tüm Kürt liderlerine sunmaya karar verdiký dedim ve detaylarýna girmeden bir nevi Kürt danýþma meclisinin oluþmasýný içeren yukarýnda söz konusu ettiðim planý Mesut Barzani'ye aktardým.
Bu uygulanabilir bir plandýrý dedi. Biz bunu kabul etmeye hazýrýz dedi. Þimdi sýra ýsorayým mý, sormayayým mýý diye tereddüt ettiðim soruya gelmiþti. Kendimi toparladým ve çok önem verdiðim soruyu bir çýrpýda soruverdim:
Türkler'in Refah Partisi milletvekillerinden biri olan Þevki Yýlmaz, geçenlerde Rize'de yaptýðý bir konuþmada 'biz Mesut Barzani'ye PKK'yi tasfiye etmesi için belli bir süre verdik. Eðer bu sürenin sonunda teröristleri tasfiye etmezse bizim kahraman ordumuz gidecek ve Musul'la Kerkük dahil heryeri alarak bu iþe son verecektir. Fakat sürenin ne zaman biteceðini milli menfaatler açýsýndan söyleyememý demiþti. Þimdi zatýnýza sorum þu; size Türkler gerçekten böyle bir süre verdi mi? Verdilerse tavrýnýz ne olacak?ý
Mesut bu soru karþýsýnda belli etmediði bir rahatsýzlýða kapýlmýþtý. Sonra ayný salonda oturan Mehmet Salih Cuma'ya dönerek; ýgörüyor musun Mehmed Salýh, biz PKK'ye saldýracakmýþýz... Ha, ha, haaa... Öyle þey olur mu? Biz, bize saldýrýlmadýkça bir daha asla hiçbir Kürt parti veya gücüne saldýrmayacaðýmýza and içmiþ bir partiyiz.. Bu olamazý dedi. Ama psikolojik açýdan bakýldýðýnda hiç de rahat görünmüyordu... Acaba söylemek istemediði bir þeyler mi dönüyordu? Ben yakaladýðým bu psikolojik açýða vuruþa dayanarak, ihtiyat payý býrakaraktan gittiðim her gerilla sahasýnda en az iki yýllýk bir ambargoya hazýr olmalarý gerektiðini söylüyordum..
Evet, görünüþte görevimin ilk aþamasýndaki beklentilerim boþa çýkmamýþ oldu. En aþaðýsýndan bu partinin o an içinde bulunduðu yalnýzlýðýn yarattýðý rahatsýzlýðý hissettim. Þimdi sýra diðer kutuptaki ýzorlu müzakereciýdeydi. Konuþma bitmiþ, yemeðimizi de yemiþtik. Mesut Barzani, beni koridorda uðurladý. Artýk Zübeyir ve parlamento heyetinin diðer elemanlarý ile görüþmek üzere Hevlêr'e dönebilirdim. Ertesi gün KDP'nin, Sami Rahman'ýn kendi insiyatifini kullanarak imzaladýðý Ankara belgesinin 17 maddesini red ettiði haberi geldi, ki bu cesaretimi daha da arttýrmýþtý. Red edilen maddeler arasýnda benim itiraz ettiðim maddelerin tümü vardý.
yine hevlêr'de
O akþam, KDP'nin tahsis ettiði bir arabayla, Hevlêr'de, PKK'nin çýkarmakta olduðu Welat gazetesinin merkezine geri döndüm. Bu merkez de 14 Mayýs baskýnlarý esnasýnda tarumar edilmiþti. Orada Zübeyir Aydar, ve diðer arkadaþlarýný beni bekler buldum. Güney'e bir barýþ heyeti çerçevesinde gelmiþ olan PKDW parlamenterlerinin tümü ile ilk karþýlaþmamdý bu. Hepsi samimi ve içten birer insandý bunlarýn. Buram buram Kürtlük kokuyorladý.
Zübeyir ile samimiyet kurmanýn bu kadar kolay olduðunu tahmin edemezdim. Ne kadar takýlýrsanýz takýlýn, kýzdýðýný göremezsiniz bu Kürt politikacýsýnýn. Nizameddin Toðuç da öyle. Necdet Buldan orada fazla kalmadýðý için, yakýndan tanýma fýrsatý bulamadým. Fakat daha önceden de karþýlaþtýðým Mahir Sayýn, o þahane ve kesintisiz gülümsemesiyle ortamý daima sýcak tutuyor, dinleyenleri kahkahadan geçiriyordu. Ne veya kimin konuþulduðunu anlatmayacaðým burada, ama morali iyi olan Mahir Sayýn'ýn neþe damarýna basmak, yolunu bilenler için çok kolaydý. Sayýn bölgede çok iyi çalýþmýþ, politikacý yönünün yanýnda iyi bir gazeteci olduðunu da göstermiþti.
Ne yazýk ki Avrupa'daki iþlerinden dolayý Mahir ve Necdet hemen ayrýlmak zorundaydýlar. Onlarý, ilk duraklarý olacak olan Etruþ kampýna uðurladýk. Necdet, buradaki akrabalarýný son kez ziyaret edecek ve Mahir ile birlikte Avrupa'ya doðru yola çýkacaktý. Ben, baþbaþa kaldýðým Zübeyir ve Nizameddin'den þimdiye dek yaptýklarý temaslar hakkýnda bilgi aldým, kendi temaslarým hakkýnda onlara bilgi verdim. Anlattýklarýna göre Hevlêr'de, KDP Politburo'su üyesi ve Meclis Baþkaný olan Cewher Namýk ve bazý küçük partilerin sorumlularý ile görüþmüþler. Namýk; barýþ, hem de Kürdistani bir barýþ için çok istekli görünüyormuþ. Bunun için kendisini bu amaçla ziyaret etmekte olan PKDW'liler, gayretlerine süreklilik kazandýrmalýymýþlar. Sabýrlý olmalýymýþlar. Bu arada Komunist Partisi ile de olumlu geçen bir görüþmeleri olmuþ.
Daha sonra görüþmelerde bulunmak üzere gittikleri Süleymaniye'de görüþecek yetkili kimseyi bulamamýþlar. YNK yetkililerinden biri olan Mamuste Çeko, Mam Celal'ýn Zelê'de bulunduðunu bildirmiþ ve heyeti oraya davet etmiþ. Zelê'ye vardýklarýnda ise YNK üst düzey yetkilileri, Mam Celal'in ani bir davet alarak Tahran'a gittiðini söylemiþler. Bunun için kendileriyle yapýlacak görüþmelere bu defalýk katýlamayacaðýný, fakat Kürdistani barýþ için her türlü teþebbüse katkýda bulunmaya hazýr olduðunun, kendileri vasýtasýyla heyete bildirilmesini istediðini iletmiþler. Tam Talabanivari bir manevra! Bu arada yine de çok iyi karþýlanan heyetin buradaki temaslarý YNK'nin televizyonundan detaylarýyla yayýnlanmýþtý. TC, bu yayýnlardan dolayý YNK'nin dikkatini çok sert bir þekilde çekmiþti, ki YNK ile yapýlan bundan sonraki hiçbir görüþme, bu parti tarafýndan televizyondan yayýnlanmayacaktý. Zübeyir ve Nizameddin'e, ýmadem Kürdistani bir çözüme hazýrýz diyorlar, o zaman neden Ankara belgesini imzaladýlar?ý gibi bir soru yönelttim. Onlar da buna bir anlam veremiyorlardý.
Istirahate çekildik. Ertesi günü, yaptýðýmýz temaslarýn sonuçlarýný Abbas'la da tartýþmak üzere daðlarýn yolunu tutacaktýk. O güzelim Kürdistan daðlarýnýn..
daðlarda..
Yürüyorduk boyuna. Dik ve keskin kayalýklardan oluþan daðlarýn yamaçlarýna doðru týrmanýrken, eðer birikmiþ bir yorgunluðunuz varsa sorununuz var demektir. Bu son týrmanýþta, ýyürüyüþ anlayýþýý konusunda Zübeyir ve Nizameddin ile aramda büyük bir fark olduðunu kavradým.
Ben baþlangýçta çok hýzlý týrmanýyordum. Onlara fark atýyor, yürüyüþ tarzlarýyla eðleniyordum. Fakat son gülen iyi gülermiþ. Kýsa bir süre sonra, deðil onlara yetiþmek resmen düþtüm, yürüyemez hale geldim. Tekrar katýr yetiþmiþti imdadýma. Fakat bu yeni katýr da himmete muhtaçtý. Iki üç adým atar atmaz o da duruyordu. Böylece yürüyüþümüz uzadýkça uzadý.. Zaten Zap'a gitmek için, sanki kulaðýmýzý ensemizin arkasýndan dolandýrdýðýmýz elimizle gösterir gibi, çok dolambaçlý bir yol tutturmuþtuk.
Gece yarýsýna doðru varabilmiþtik ARGK genel karargahýna. Ilk duraðýmýz hastane idi. Ben, yataðý paylaþtýðým Nizameddin'in yüksek gayretiyle odayý terketmiþ, dýþarýdaki sobanýn baþýnda sabahlamýþtým. Çünkü içerideki odada bir müddet Nizameddin ile ayný battaniyeyi paylaþmayý denediysem de çekiþtirmede onu yenmeyi becerememiþtim. Baþka yer yoktu içerde. Dýþarýda, sobanýn baþýnda sabahlayan arkadaþlara katýldým. Uykusuz kalmýþtým anlayacaðýnýz. Sabah bu kez ben yatmak üzere yataða girdim. Fakat gürültüde uyuyabilirsen uyu! Öðlene doðru, Merkez Karargah Komutaný Riza Altun geldi. Altun, PKKnin en eski ve Türk zindanlarýnda yýllarca hapis yatmýþ kadrolarýndan biridir. Çalýþkan ve baþarma hýrsý olan bir komutan. Okuma açlýðý çeker durur Riza.
Daðdakiler, ona kitap dayandýramýyorlar. Zayýf vücudu ve inanýlmaz çevikliði ile dikkati çeken Altun'un, son derecede bir av meraký vardýr. Keklik avýna olan düþkünlüðüne raðmen, pratikte buna pek vakit bulamaz. Geldiðimizin ertesi günü ýsizin için keklik avlamaya gideceðimý diyerek kayboldu. Az sonra gerçekten elinde beþ keklikle geri döndü. Ben ýiyi avcýymýþý diye düþünürken, hikayeyi anlattý. Keklikleri kendisine Andok adlý arkadaþ vermiþ. O da avdan dönen köylülerden satýn almýþ. Iþte ben, iþin bu gerçek kýsmýný atlayarak Riza'ya; ýkeklik satýn alan avcýý diye takýlmaya baþamýþtým, ki bu onu çok kýzdýrýyordu.
Neyse, Güney'deki temaslarýmýz hakkýnda Altun'a bilgi verdik. Baþka konulara da kayarak sohbetimizi akþama kadar, o da vakit buldukça, sürdürdük. Akþam saatlerinde Öcalan'la bir telefon görüþmesi yapmamýz planlanmýþtý. Uydu aracýlýðýyla yapýlacaktý bu görüþme.. Hey gidi teknoloji, sen nelere kadirsin!. Bir Kürt ayaklanmasýnýn komutanlarýnýn telefonla tüm dünyaya laf yetiþtirebileceklerini atalarýmýza anlatmaya kalksaydýk, ilk sorularý; ýtelefon da nedir?ý olurdu herhalde.
Akþam vakti; ben, Zübeyir, Nizameddin, Riza ve Kazým (Vecdi Köylüoðlu) bir yeraltý odasýndaydýk. Köylüoðlu, HEP-DEP-HADEP süreçlerinde önemli roller üstlenmiþ, eski bir politikacýdýr. Son süreçte sýkýþýnca Güney'e geçmek zorunda kalmýþtý. Kendisi de PKK adýna barýþ sürecine katýlýyordu.
Nihayet telefon baðlantýsý saðlandý. Öbür uçta ýAlo!ý diyen ses Öcalan'a aitti. Durumu sordu. Herkes kendi açýsýndan bilgilendiriyordu Öcalan'ý. Ben, bu süreç için çok önemli olan ve Barzani ile anlaþtýðýmýz iki önemli noktayý aktardým.
Birincisi; Kürdistani barýþa inanmayarak da olsa ýEvet!ý demesi, ikincisi; Kürtler'in birliði için ant-ant kaldýðýmýz þu gevþek ýihtiyarlar meclisi formülüý. Sýra Kürtler'in birliði için geliþtirdiðimiz formüle gelince; ýbizim tasarladýðýmýzdan oldukça geri bir adým olmasýna raðmen, denenmesinde fayda olan bir adýmdýr. Desteklerizý dedi. Koltuðumuza aldýðýmýz bu formül, iki önemli Kürt partisinin liderinin desteklediði bir formüldü artýk. Þimdi sýra diðer liderlerden özellikle Süleymaniye'de üslenenine, Talabani'ye kabul ettirmekteydi formülü.. Bu da baþarýlýrsa, gerisi kolay olabilirdi. Tele görüþme bu gibi dialoglarla sona erecekti.
Altun, Zerdüþt Öðretisi'ne çok meraklý bir komutandý. Ertesi gün ýKadro Eðitimi Okuluýnda bu konuda bir ders vermemi istedi.. Tabii ki memnuniyetle kabul ettim. Bir merhabalaþma töreninden sonra gittiðimiz Kadro Eðitimi Okulu, ARGK'nin düzenli eðitim programlarý arasýnda yer alan çok önemli bir okuldur. Burada her yýl devresel olarak, ki devreler üçer aylýktýr, kadrolar bilgi tazelerler ve yeni geliþmeleri tartýþýrlar. Bu kadrolar ülkenin her tarafýndan; Serhatten tutun, Karadeniz'e, oradan alýn Amanoslar'a ve Botan'a kadar her taraftan gelir, kendilerini politik olarak yeniler ve eðer varsa problemlerini tartýþtýktan sonra yeni bir imanla icabeden bölgelere daðýlýrlar.
Benim verdiðim bu ders, Merkez okulunda katýldýðým dersten sonra, gerillalarýn karþýsýna çýktýðým ikinci dersti ve çok sýcak geçti. Gerillalar, kültürel konulara inanýlmaz derecede ilgi duyuyorlardý. Buna tüm boþ vakitlerinde ellerine geçirdikleri kitaplarý adeta yutarcasýna okuduklarýný görürken hükmetmek mümkündür. Hele derslerde sorduklarý sorularýn kalitesinin yüksekliði ilginçti. Çok yeni karþýlaþtýklarý Zerdüþt Öðretisi konusunda bile insaný sýkýþtýrabilecek kadar bilinçli sorular sorabiliyorlardý.
tele panel
Akþama doðru Duran Kalkan'da varmýþtý genel karargaha. Kendisi bu barýþ görüþmelerinin ARGK adýna koordinatörlüðünü yaptýðýndan, onunla da geliþmeleri enine boyuna tartýþtýk. Ben bu arada Güney Kürdistan'daki belirsiz durumun sona ermesi için bir ýKürt-Arap çözümüý formüle ettim. Bu formülü, PKK genel baþkanýnýn konuþmalarýndan çýkardýðým ipuçlarýndan ve baþka bir çözüme izin vermeyen uluslararasý durumun muhakemesinden oluþturmuþtum. Plan'ýn kamuoyuna açýklanabilir kýsmýnda, Irak'ýn da aralarýnda bulunduðu Arap ülkeleri, Güneydeki Kürt partileri ile bir Arap-Kürt çözümü veya genel olarak Kürt meselesinin çözümü hakkýnda fikir üretmek üzere görüþmelere oturacaklarý hususunu zikredebiliriz. Bu görüþmelerin sonucunda varýlacak antlaþmaya PKK'de Kürt tarafýnýn garantörlerinden biri olarak yer alacaktýr. Bir fikir jimnastiði olarak konuþtuðumuz bu planýn veya benzer bir planýn bugün yürüyüp yürümediði hususu, bu yazýnýn konusu deðildir. Fakat þu var ki, KDP'nin son iþbirlikçi tavrý bu plana darbe vurmuþa benziyor..
Planý ilginç bulmuþtu Kalkan. Durumu daha da detaylandýrarak konuþtuk. Vakit biz farkýna varamadan bir hayli geçmiþti. Yatmamýz gerekiyordu. Ertesi gün MED-TV'de yayýnlanacak olan bir tele-panel'e telefonla iþtirak etmek üzere istirahata çekildik. Daha doðrusu ben çekildim. Benimle ayný odayý paylaþan Zübeyir ve diðer arkadaþlarýn horultumdan uyuduklarýný pek sanmýyorum..
Sabah vakti keklik ötüþleri ile uyandým. Hislerim beni çocukluðuma götürmüþtü. Yaylaya çýktýðýz günlerde bu ses eksik olmazdý kulaklarýmýzdan. Hatta kýþ aylarýnda ayný ürkek melodiyi Guwevdere'deki herhangi bir pýnarýn yakýnýnda veya derin bir vadide duymak iþten bile deðildi. Çabucak giyinerek attým kendimi dýþarý. Qa qa qa qýbo.. Qa qý bo! Kürdistan burasý diyorlardý adeta. Özgür Kürdistan! Gerillalarýn kurallarýndan baþka hiçbir kuralýn geçerli olmadýðý topraklarýn bu sevimli kuþlarý, bitmek bilmeyen bir enerjiyle uyandýrýyorlardý Zap'ý. Oda arkadaþlarým da uyanmýþ ve temizliklerini bitirmiþlerdi. Ben yakýndaki çeþmeden akan buz gibi su ile elimi yüzümü yýkadým. Daha bir canlanmýþtým. Þimdi sýra ýrojbaþ gerillaýyý, yani mercimek çorbasýný içmeye gelmiþti. Sýcacýk çorba ile bayat ekmek çok iyi gidiyordu. Hepimiz bir yumulmuþtuk ki, gören kýtlýktan çýkmýþ sanýrdý.
Öðlene kadar þurada burada eðleþtikten sonra yeniden kadro eðitim okuluna gittik. Orada ben ve Zübeyir birer ders daha verdik. Akþama doðru ise panele katýlacaðýmýz tepeye doðru yola koyulduk. Kadro eðitim okulundan onbeþ dakika kadar çekiyordu bu tepeye. Bu tepenin hemen altýndaki bir çeþmenin baþýna yerleþmiþtik. Hava çok soðuk olduðu için ateþ de yakmýþtýk. Arkadaþlar seyyar telefon cihazýný kurdular. Artýk beklemekten baþka yapacak iþimiz kalmamýþtý.
Panel çok baþarýlý bir þekilde geçiyordu. Bana geç saatlere kadar sýra gelmemiþti. Bunun için rejidekilere kýzýyordum, fakat onlar kýzmama sebep teþkil eden durumu bilmiyorlardý. Bilmiyorlardý ki ben, Merkez Karargahýnýn tüm komutanlarý ile birlikte açýkta ateþ yakmýþ oturuyorduk. Geceleri de saldýrýlar düzenleyen Türk kobra helikopterleri için doðrusu paha biçilemez bir hedeftik. Düþünün bir kere; aramýzda TC'yi bunca uðraþtýran gerilla liderlerinden Duran Kalkan, Riza Altun, PKDW'nin yürütme konseyi baþkaný Zübeyir Aydar, Parlamenter Nizameddin Toðuç, Vecdi Köylüoðlu ve daha baþka komutanlarla pekçok gerilla vardý. Nasýl, okuyor musunuz bu kitabý TC'nin sayýn yetkilileri, hep karavana atacaðýnýza biraz da uyanýk olsaydýnýz ya..
TV'de panelist olarak sýra nihayet bana gelmiþti. Çok sert bir konuþma yaptým. Ikide bir; ýyok ettik, bitirdiký falan gibi laflar eden Türk savaþ makinasýna verilen alaycý bir cevaptý bu. Cevap çok sertti ve bu tarz, sevgili Abbas'ý (Duran Kalkan'ý) çok keyiflendirmiþti.
Bence panel bittiý diyordu kahkaha ile gülerek.. Ben ayrýca Kürt Partileri'nin barýþ sürecine katýlmak üzere bize katýlmalarýný, ya da sürece bir yerinden omuz vermelerini de istemiþtim. Galiba boþuna! Sonra panel gerçekten bitti. Yürümeye baþladýk. Birden Abbas'ýn adýmlarý gevþedi, sonra durdu ve yanýndaki Riza'ya dönerek, ýyarýn Türkler mutlaka misillemede bulunacaklarý dedi. ýTedbir almalýyýzý diye ekledi eklemesine ama sonra güldü; ýzaten her gün alarmdayýz, ek ne tedbir almak gerekiyor ki?ý Riza'yý da ayný gülme krizi tutmuþtu. Hakikaten hangi ek tedbir alýnabilirdi ki?
Ertesi günün tekmillerinde Türk savaþ uçaklarýnýn bir bölgeyi 19 sorti ile vurduklarý haberi geldi.. Boþ, yine karavana attýklarý bir akýndý bu ama, anlaþýlan çok kýzdýrmýþtýk adamlarý.
süleymaniye yolunda
Hayat devam ediyordu. Barýþ görüþmeleri de.. Iþte þimdi de Süleymaniye yolu görünmüþtü bize. Bu kez aramýza Ferhat'ta (Osman Öcalan) katýlacaktý. Partinin verdiði üç yýllýk hak mahrumiyeti (dondurma) cezasý bizimle görüþmelere katýlacaðý bu toplantýlarla sona eren Ferhat, iri yarý cüssesi ile dikkati çekiyordu. Pek konuþkan, hoþ sohbet olan bu gerilla komutaný, 1992-1993 yýllarýnda yaptýðý varsayýlan hatalar yüzünden görevlerinden affedilmiþ ve üç yýl boyunca partisi ile iliþkileri dondurulmuþtu. Þimdi yeni bir hevesle, kaybettiði vakti kazanmaya çalýþýrcasýna bir gayretin içine girmiþti. Ferhat, Güney Kürdistan partilerinin liderlerini, bu adamlarýn psikolojilerini hayret verecek kadar iyi bir þekilde tanýyordu.
Sabah vakti Süleymaniye'ye hareket etmeden önce, PKK sorumlusu Mahsum, Parlamenterler için bir ev tutmakla görevilendirilmiþti. Bu ev, ileride kurulacak olan Kuzey Kurdistan Federe Meclisi için oluþturulacak bir irtibat bürosunun nüvesi görevini de yapacaktý.
Biz þimdi bu kadar yan açýklamalardan sonra, görevimizi yerine getirirken karþýlaþtýðýmýz zorluklara ve hoþluklara yeniden dönebiliriz. Tahmin edileceði gibi yol boyunca bir çok kontrol noktasý, burada araba sürmek zorunda olan emektar þoförleri canlarýndan bezdirmeye yetiyordu. Tüm bu zorluklarýn üstüne, yolun bozukluðu tüy diker gibidir. Hele iki Kürt bölgesini ayýran ýsýnýrý çizgisini aþmak bize inanýlmaz duygular yaþatmaktaydý.
Devlet olmayý öðrenemeden, bölünmeyi çok iyi öðrenen bir halkýn iki büyük partisi, devlet olmamak için ellerinden gelen tek þeyi yapmaktadýrlar. Bu partiler sanki bunun için biribirleri ile kavgayý çok iyi öðrenmiþler. Ikiþer karýþlýk toprakta, düþmanýn toparlanacaðý ilk anda saldýrarak yutacaðý iki devletçikte hükümdarlýklarýný sürdürürken, çok mutlu olmalýlar herhalde.. Hey gidi cehalet, hey!
koy sancaq'ta kdp-iran ile görüþme
Yola çýkmadan bir gün önce KDP-Iran yöneticileri ile, Süleymaniye'ye giderken yolumuzun hemen üstü sayýlan Koy Sancaq'taki karargahlarýnda verecekleri bir yemekte buluþmak üzere randevulaþmýþtýk. Bunun için rotamýzý Koy'ýn biraz dýþýnda yer alan ve KDP-I'lýlarýn oluþturduklarý mülteci köyüne çevirecektik.
I-KDP karargahý Koy Sancaq'ýn biraz kuzeyinde kurulmuþtu. I-KDP'liler, bir köy büyüklüðündeki bu karargahta aileleri ile birlikte kalýyorlardý. Bir süre önce, sýnýrdan 140 kilometre uzaklýktaki bu köye, Iran kara birlikleri Süleymaniye'yi bir uçtan öbür uca aþarak, YNK'lilerin gözlerinin içine baka baka gelip saldýrmýþlardý. Bundan dolayý bu kampa da korku ve gerginlik hakimdi. Bizi yeni Sekreter Mella Abdullah Hasanzade hazýr bulunmadýðý için, onun yerine eski sekreter Mustafa Hicri karþýladý. Bu da bir taktikti. Çünkü IKDP liderleri de baþka sebeplerle de olsa bizimle birlikte imiþler gibi görünmek istememiþlerdi.
Bizi karþýlayan Hicri daha aktif olmasýna raðmen bir nevi tasfiye edilerek, KDP'nin genel sekreter yardýmcýlýðýna düþürülmüþ eski sekreteridir. Bu da partinin devrimci yolundan saptýðý, pazarlýkçý veya ne verilirse kabul eden bir parti haline dönüþtüðü yorumunun daha bir kuvvetle dile getirilmesine yol açmaktaydý. Pasifizm, bu partinin yöneticilerinin gerekçe bile aramadan düçar olduklarý bir hastalýktý.
Biz heyet olarak, yaþayan en eski Kürt partisi ve Doðu Kürdistan'ýn en büyük siyasi organizasyonu olmasý hesabýyla, I-KDP'nin de bu görüþmelere aktif olarak iþtirak etmesini istedik. Bunu yapmakla tarihi bir görevi yerine getirmiþ olacaklardý. Hicri, kendisinin her zaman Kürdistani çözümleri diðer bütün çözümlere tercih ettiðini, partisinin de bu görüþte olduðunu sandýðýný, konuyu merkez komitesi toplantýsýna götüreceðini söyledi.
Merkez komitesinin bu konuda olumlu bir cevap vereceðini umut ediyordu. Heyetimiz kendilerinden ayrýca, eðer toplantýlara ayrý bir kanal olarak deðil de bizimle birlikte katýlmaya karar verirlerse, partiyi temsil eden bir arkadaþ seçmelerini ve o arkadaþýn barýþ heyetimiz ile en kýsa sürede iliþkiye geçmesini istedik. Ayrýca, Saddam ile aralarýnýn iyi olmasý hesabýyla, bir süre önce güneydeki sýnýrý ihlal ettikleri gerekçesiyle BAAS'çýlar tarafýndan yakalanýp, bilinmeyen bir yere götürülen bazý ARGK gerillalarýnýn serbest býrakýlmasý için aracý olmalarýný da istedik. Bu çerçevede anlaþtýktan sonra ayrýldýk. Bu gerillalar gerçekten bir müddet sonra, IKDP'nýn katkýsýyla býrakýlacaklardý.
Orada yemeðimizi yedikten ve çaylarýmýzý yudumladýktan sonra yeniden Süleymaniye'ye giden yoldaydýk.
süleymaniye'de
Süleymaniye'ye öðlen saatlerinde vardýk. Kürt kültürünün zaman zaman baþkentliðini yapan bu þirin belde, bahsedilen eski þaþaalý günlerinin hareketliliðinden çok þey kaybetmesine raðmen hala ilginç, sosyal açýdan bir dereceye kadar serbest bir kent görünümündeydi. þehrin içinde hemen hemen hiç kontrol noktasý bulunmamasý, KDP bölgeleri ile kýyaslandýðýnda ilginçti. Insanlarý saklanamaz derecede fakirdi, ama baþlarý yine de dikti. Bir milyona yakýn nüfusuna raðmen, son çatýþmalarda YNK'ye ancak 150 peþmerge vermiþti Süleymaniye, ki bunu Talabani'nin kendisi, bir radyo konuþmasýnda söylüyordu. Tabii ki bunu Süleymaniye halkýndan memnun olmadýðýný bildirmek için onlara bir serzeniþ olarak zikrediyordu.. Süleymaniyeliler, KDP'ye de asker vermemiþlerdi. Bununla açýkçasý, ulusal çýkarlara aykýrý gördükleri bu savaþtaki taraflara tavýr almýþ oluyorlardý.
Buradaki randevularýmýzý Doktor Serdar ayarlýyordu. Küçük Güney Kürdistanlý olan Serdar çok ilginç bir insandýr. Kendisi, doktor muayenehanelerinde ve ameliyathanelerde 17 yýl pratik hizmetlerde bulunmuþ, saklanamaz merakýyla ameliyat dahil týbbýn pek çok inceliðini bu sayede öðrenmiþti.
Týp tahsili bulunmayan bu cin gibi zeki insan, þimdi gerilla saflarýnda en olmaz ameliyatlarý büyük bir baþarý ile yapýyor ve etrafa, kelimenin tam anlamýyla saðlýk daðýtýyordu. Yani ýmektepli deðil alaylýý bir doktordu Serdar.. Doktor Serdar'a, randevu talebinde bulunduðu YNK tarafýndan bildirildiðine göre, Talabani uzun bir ýteftiþý gezisine çýkmýþ bulunuyor. Onunla buluþmak mümkün deðildi. Fakat hemen yarýn Politburonun elemanlarýyla bir toplantý yapabilirdik.
Bu aslýnda bir tavýrdý.. Talabani bu tavrýyla þöyle demek istiyordu; ýsiz Mesut'la görüþmeden önce benimle kolay kolay görüþemezsinizý. Barýþ teþebbüsünün daha ilk adýmda týkanmamasý için, ister istemez kabul ettik bu ýdüþük düzeyliý görüþmeyi. Bu arada, Sosyalist Parti, Muhafazakar Parti ve Zahmetkeþan gibi, savaþ boyunca YNK ile birlikte hareket eden küçük partilerle de görüþecektik.
Süleymaniye'de görüþtüðümüz Güneyli partilerin bütün yetkilileri Kürdistani bir çözümden yana olduklarýný bildiriyorlardý. Bu arada Sosyalist parti, görüþme heyetini filme alarak televizyonunda yayýnlamak suretiyle konuya olan ilgisini gösterdi. Fakat Zahmetkeþan Partisi ve kýsmen de YNK politbürosu, PKK'nin tavrýnýn net olmadýðýndan ve hatta bu partinin genel baþkanýnýn ya KDP'den yana tavýr aldýðýndan bahsediyor, ya da bunu ima eden sözler ediyorlardý. Biz heyet olarak herhangi bir partinin tavrýndan sorumlu olmadýðýmýzý bildirdiysek de aramýzda PKK temsilcisi Ferhat'ýn da bulunmasý konuya açýklýk getirilmesini icap ettiriyordu. Hatta bazý parti temsilcileri biraz daha ileri bir adým atarak; ýPKK Genel Baþkaný Öcalan, Hevlêr Saddam kuvvetlerince iþgal edildiðinde; 'biz, KDP'nin Irak ile iliþkisini anlýyoruz' demekle neyi kastetti?ý gibi sorular sorup ýþarq-el afsatý adlý bir gazetenin konu ile ilgili kupurunu gösterince PKK temsilcisinin soru sahiplerine cevap vermesi farz olmuþtu.
Ferhat; PKK'nin þu anda kardeþ kanýnýn dökülmemesi için çaba harcadýðýný, Kürdistani bir çözümden yana tavýr almakla aslýnda sömürgecilerin yanlýþ yönlendirmelerine set çekmek istediðini söyledi.
Kürdistani çözüm aranmadýðýnda, aslýnda barýþ aranmadýðýný Ankara sürecinin net bir þekilde gösterdiðini, buradan çýkan belge ile sömürgecilerin hiç bir zaman Kürdistan'da barýþ istemediklerinin bir kez daha ortaya çýktýðýný belirtti. PKK'nin kardeþler arasýndaki bu savaþta ilelebet sessiz kalmayacaðýný, Kürdistani çözümü gerçekten engelleyen bir taraf net bir þekilde ortaya çýkarsa o taraf hakkýnda gerekenin yapýlacaðýndan hiç kimsenin þüphesi olmamasý gerektiðini de vurguladý.
Bu cevap oldukça netti ve daha sonraki görüþmelerde bir daha böylesi sorularýn önünü kesici nitelikteydi. Biz bu görüþme süreci boyunca Süleymaniye'deki tüm partilerden, aradýðýmýz zaman hemen bulabileceðimiz yetkili bir heyet oluþturmalarýný istedik. Ayrýca barýþ görüþmelerini hýzlandýracaðý muhakkak olan bir jest olarak, sembolik miktarda esir salývermelerini talep ettik. Bu arada barýþ görüþmelerine esas olmak üzere bir taslak hazýrlamalarýnýn da bize fevkalade yardýmý olacaðýný belirttik. Tüm partiler birinci ve üçüncü isteðimizi prensipte kabul ettiler, fakat konuyu yetkili kurullarýnda görüþmeleri gerektiðini de eklediler. Bu arada YNK, esirlerin býrakýlmasý hususunda biraz ikircikli görünmüþtü..
tekrar selahaddin
Þimdi sýra toplu bir þekilde KDP'lilerle görüþmeye gelmiþti. Randevular ayarlanýrken, araya KDP ile iþbirliði halinde bulunan, aslýnda bölgede PKK dahil tüm partilerle iyi iliþkiler kurmuþ olan Davut Baxistanî adlý mazisi oldukça karanlýk biri girdi. Bu adam, her ne hikmetse, Kürdistani barýþ insiyatifini baltalamak için elinden geleni yapýyordu. Baxistanî, bizim randevu talebimizi, hiç görevi olmadýðý halde duymuþ ve KDP yetkililerine bilerek yanlýþ kavratmýþ, bundan dolayý görüþmemizi bir an için engelleyebilmiþti. Bu ise, bizimle Nêçîrvan Barzanî arasýnda geçici bir soðukluk yaþanmasýna yol açtý. Bu skandal gibi geliþen olayýn ertesi günü Dar Ziyafa'da, Nêçîrvan'ýn baþkanlýk yaptýðý KDP heyeti ile yemek yemek üzere yeniden anlaþtýk. Bazý ayrýntýlarý bilerek atlýyorum. Çünkü bu ayrýntýlarýn yazýlmasý, devam eden barýþ sürecine yardým etmeyecektir.
Buraya Davut adlý bu þahýs da gelmiþti. Nêçîrvan'ýn misafiriydi Davut. Olay orada açýða çýktý. Ben çok sert bir þekilde, Davut'u tanýmadýðýmýzý, bizim adýmýza hiç bir insiyatifte bulunamayacaðýný söyleyince, Nêçîrvan; ýdurum anlaþýlmýþtýrý diyerek iþi baðladý. Bundan böyle Davut hiç bir etkinliðimizi engelleyemeyecekti.. Yemekte Nêçîrvan, daha ziyade PKK ile KDP'nin yakýnlaþmasý gereði üzerinde durmuþtu. Yeni ve kapsamlý bir sürecin baþlatýlmasý için Kak Mesut ile hazýrda bulunan Ferhat'ýn iki parti adýna bir araya gelmelerinin faydalý olabileceðini söyledi ve bu tür bir görüþmeye hazýr olduklarýný ekledi.
Iþler bu tarafta iyi gitmeye baþlamýþ gibiydi. O gün, bu kez KDP'nin politburosu ile ýyarýn buluþacaðýzý diye randevulaþtýk ve Hevlêr'e geri döndük. Ertesi sabah, PKK'nin genel telsiz tekmilini dinlemekte olan Ferhat, ýAbbas bizimle hemen görüþmek istiyorý dedi. ýOlmazý dediysek de itiraz etti. Ille bulunduðu yerde ve hemen buluþmalý imiþiz. Randevumuz olduðunu, gidemeyeceðimizi söylediysek de, onu itirazýndan vaz geçiremedik. Belli ki bizimle birlikte bir yerlerle yapmayý planladýðý veya ayarladýðý bir telefon görüþmesi vardý, ama bizim de önemli bir randevumuz.. Gidemiyorduk kýsacasý. Buna raðmen bir an önce daðlara ulaþma isteðimizi de bildirdik.
O günün akþamý yeniden bir aradaydýk KDP'lilerle. Meclis baþkaný Cewher Namiq'ýn baþkanlýðýnda gelmiþti KDP'liler. Heyetin üyelerinden Fransuwa Hariri karþýladý bizi kapýdan. Bu kez de Ferhat, Fransuwa ile aralarýndaki eski bir tatsýzlýðý unutmamýþ, görüþmelere gelmeyeceðini bildirerek geri dönmüþtü. Buz gibi bir hava esti ortalýkta. Zübeyir ile birlikte giderek ricada bulunduysak da Ferhat Nuh diyor, peygamber demiyordu. Bunun üzerine geri döndük.
KDP heyetine Ferhat'la ilgili problemi sonra çözeceðimizi bildirdik. Aldýðýmýz daha baþka kararlarý da onlara ileterek ortalýðý yumuþattýk ve görüþmelere devam edebildik. KDP'liler masaya düzeyi oldukça yüksek olan bir heyetle oturmuþtu. Bu da görüþmelere verdikleri deðeri ortaya koyuyor gibiydi. Biz, heyet olarak daha önceki temaslarýmýz konusunda KDP'lileri bilgilendirdik ve Süleymaniye'deki partilerden istediðimiz þeyleri onlardan da istedik. KDP'nin bizimle temasa geçen gurubu tüm isteklerimize; esirler konusu dahil sýcak baktýðýný söyledi. Bu iyiye iþaret sayýlýrdý. Meclis Baþkaný Namiq, bize bazý tavsiyelerde de bulundu, ki bu tavsiyeler KDP'lilerin sýkýntýlarý olduðunun iþaretiydi.
Bunlarýn en önemlisi, heyetin geniþletilmesi gerektiði hususuydu. Bunun bir anlamý da þuydu; ýevet, biz Kürdistani bir çözüme yanaþabilir, hatta kabul diyebiliriz, ama sizin þu heyetinizde hemen hemen PKK'liler hariç hiç kimse bulunmuyor ki.. Kürdistani bir heyet görünümü vermek için daha fazla Kürt parti ve þahsiyetini aranýza almanýz gerekmez mi?.ý Bu bir sýkýntýnýn nazikçe dýþa vurulmasýydý.
KDP, kendisi açýsýndan haklý olarak, Kürdistani bir barýþ olmasý için daha fazla partinin sürece katýlmasýný istiyordu. Galiba dýþ dünyadan gelecek olan; ýPKK sizi barýþa zorladýý gibi bir ýsuçlamaýya cevap vermek için, barýþý saðlayacak olan heyette çok partinin bulunmasý gereðinin altý çiziliyordu..
Biz heyetin geniþletilmesi için elimizden geleni yaptýðýmýzý söyledik. IKDP ve bu partiden kopan bir gurupla katýlým konusunu görüþtüðümüzü ve bunlarýn sürece katýlmaya istekli olduklarýný sezdiðimizi ilettik kendilerine. Fakat nihai karar parti organlarýnda verilecekti. Yakýnda Güney Kürdistan'da temsilcileri bulunan diðer kuzey Kürdistan partileri ile de buluþacaðýmýzý söyledik. Avrupa'ya da haber göndermiþtik.
Bu arada KDP'li görüþmeci guruptan da; bizimle istediðimiz an buluþabilecek bir heyet oluþturmalarý hususunu düþünmelerini, bir kýsým esiri jest olsun diye salývermelerini, iki Kürt bölgesi arasýndaki alýþveriþin belli bir serbestliðe kavuþturulmasýný ve barýþ için kendi þartlarýný saptamalarýný istedik. Alýþveriþ konusundaki talebimiz, kýsa bir süre içerisinde hayata geçirildi. Diðer konularda anlaþtýk ve ayrýldýk.
avaþin
Gece hareket ettik Avaþin'e doðru.. Türk Hükümeti'nin bizi vurmak için, Güney'e bazý ajanlarýný ya da paramiliter çetelerini gönderdiði hususunda aldýðýmýz duyumlara raðmen, gerilla bölgesine doðru gece hareket etmekte bir sakýnca görmemiþtik. Ilk vardýðýmýz yer Avaþin'e giriþ yapacaðýmýz ýgümrük kapýsýýydý.
Gerillalar burada sürekli nöbet tutuyor, giriþ izni olmayanlardan gümrük vergisi aldýktan sonra içeri salýyorlardý. Buradan serbest geçiþ sahibi olanlar, sadece bölgede arazileri olan köylülerdi. Takriben saat 03.00 cývarýnda, Abbas'ýn bulunduðu vadideydik. Bir kayanýn dibinde yaktýðýmýz ateþin önünde þuraya buraya kývrýlarak yattýk. Ama soðuktan olsa gerek, gecenin kalan kýsmý -en aþaðýsýndan benim için- uykusuz bir þekilde geçti. Sabah içtimasýndan sonra bulunduðumuz yere gelen Abbas ise bize karþý biraz buruktu. Tartýþtýk, konuþtuk ve belli bir süre sonra aramýzdaki soðukluðu giderdik. Artýk bulunduðumuz yerin bize verdiði güzelliklerle dolu nimetlerinden fayadalanabilirdik.
Etrafý gösterdi bize Abbas. Gerilla birliði geçici bir görev için buradaydý. Bundan dolayý yeteri kadar sýðýnak inþa edilmemiþti bulunduðumuz vadide. Nefis bir tabiatýn hakim olduðu bir alandaydýk. Buz gibi akan bir su, bu güzelim dünyayý Avaþin'e baðlýyorken, içinde bulunduðumuz vadiyi, milyonlarca yýl süren tabii bir iþçilikle þekillendirmiþ olsa gerek. Abbas ve arkadaþlarý yeni ve tarihi bir yeraltý ibadethanesi de keþfetmiþlerdi burada. 25 basamaklý ve gerillalar tarafýndan yapýlan ilkel bir aðaç merdivenle çýkýlan bu ibadethaneye ýkiliseý diyorlardý gerillalar. Benim yükseklik korkum olduðu için çýkmak istemiyordum oraya. Fakat biraz zorlama, biraz da ýerkeklik þövenizmimý ile ilgili laflar iþitince korkuyla da olsa týrmandým bu muhteþem ibadethaneye. Dört odalý bir yeraltý mabediydi burasý. Daha önce kilise olarak kullanýldýðýna dair, ikon gibi hiç bir duvar resmi ya da hýristiyanlýðý çaðrýþtýran haç gibi hiç bir iþaret yoktu duvarlarda. Daha ziyade, Zerdüþtizm gibi antik çað dinlerine ait bir ibadethane havasý sezdim bunda. Mesela; kapýlarý altýgendi, ki Zerdüþtiler'in temel ögeleri olan tanrýnýn altý veçhesini hatýrlatýyordu bu.
Öðlen üzeri gerilla arkadaþlarla toplu bir þekilde selamlaþtýk. Daha sonra onlara yarý ders þeklinde konuþmalar yaptýk. Gerilla komutaný Botan ve daha baþka önemli komutanlar da buradaydý. Buradakilerle de iyi kaynaþmýþtýk. Akþama kadar þurada burada toplanan guruplarla sohbetler ettik, kara çaydanlýðý fokurdattýk. Gece vakti ise o ibadethanede uzun uzun durum deðerlendirmesi yaptýk.
Yatma vaktini onbire kadar sarkýtmýþtýk farkýna varmadan. Daha sonra tesisin göbeðinde yanmakta olan ýZerdüþtiý ateþinin etrafýnda hazýrladýðýmýz yataklarda sýkýþýk düzen istirahate çekilmiþtik. Fakat bu isirahat uzun sürmedi. Gece yarýsý saat 12'de bir sesler duydum ve derhal arkadaþlarý uyandýrdým. Homurtuyu, bir makinalý tarakasý, ardýndan da roket sesleri takibetti. Bu bir saldýrýydý! Eh eninde sonunda savaþ alanýnda olduðumuzu iyice his etmeye baþlamýþtýk. Türk kobralarýydý bizi bunca gürültüyle vuran. Ürküntü vermesi beklenen o bomba seslerinin hiçbir etkisi olmuyordu üstümde ve ben de buna hayret ediyordum.
Orta yerde yanan ateþi söndürerek yerimizi kamufle etmek baþlýca problemimizdi. Fakat Zerdüþti mabedi dedik ya! Ateþ, bundan olsa gerek, tüm çabalarýmýza raðmen sönmemekte inat etti. Kamuflaj için çaresiz battaniyeleri germiþtik kapýlara. Bombardýman takriben üç saat kadar sürdü ve baþladýðý gibi sessizce bitti. Etkilerini daha henüz bilmiyorduk. Ertesi sabah, açýkta yatan arkadaþlardan üçünün hafif yara aldýklarýný öðrendik, tabii ki üzüldük. Fakat, bu olay ve yara almalar gerilla için ývak'a-i adiyyeýdendi. Aþaðýya, büyük telsizin kurulu olduðu alana indik. Telsizin baþýndaki sorumlu arkadaþ ille de üç yaralýlarý olduðunu hemen bildirmek istiyordu. Fakat diðer komutanlar bugün beklemesini, yarýnki konuþmada bildirmesini, güvenlik açýsýndan istiyorlardý. Uzun uðraþlardan sonra arkadaþ bunu kabul etti. Bu olay, PKK'nin tüm kayýplarýný bildirmekte ne kadar titiz davrandýðýný göstermesi bakýmýndan ilginçti.. Bilindiði gibi savaþýn gidiþatý ile ilgili bu bilgiler derhal DEM ajansa bildiriliyor, bu ajans da olan biteni tüm dünyaya anýnda geçiyordu.
Biraz daha eðleþtikten sonra ben yaralý arkadaþlardan birini yanýma alarak geri döndüm. Ertesi gün PKK'nin kuruluþ yýldönümü kutlamalarýna katýlmak üzere Etruþ kampýna gidecektim.
etruþ
Giriþi törene tabi.. Çýkýþý yine öyle.. Binbir dereden su getirip seni içeri sokmamaya çalýþan KDP'nin muhafýzlarýna laf yetiþtirirken, çektiðimiz çileden bahsediyorum. Laf dinlemeyen, geçmiþteki hizmetleriyle insanlarý deðerlendirme yeteneðinden yoksun bu gencecik ve þartlanmýþ insanlara, ben; KDP'nin tarihinde önemli bir yer tutan Sirac Bilgin, laf yetiþtirirken terleyeceðimi düþünemezdim... Laf yetiþtiriyordum ki bu ýNa, nabe!ý demekten baþka bir þey bilmeyen kiþileri; beni, Nizameddin Toðuç'u ve yanýmýzdaki gerilla arkadaþlarý ýpeki peki, girin ama akþama döneceksiniz!ý diyecek þekilde razý edebileyim.. Insanlar kendi ülkelerinde, sömürgecilerin baskýsýyla veya kiþisel ihtiraslarýnýn kurbaný olarak biribirlerine karþý neler yapabiliyorlar! Türkler'in gölgesini, benim Zap Cumhuriyeti adýný verdiðim gerilla bölgeleri hariç, Güney'deki her alanda hissedebilirsiniz. Halkýn ýþýldým býldýmlarý adýný taktýðý bu ezme zevkiyle yanýp tutuþan barbarlar ýaferiný desinler diye, kardeþ kardeþi onlar adýna nasýl da eziyor! Hey gidi insanlýk onuru hey!
Bir saat uðraþtýk içeri girebilmek için.. Yukarýdaki tepede bulunan ana karakola çýktýk, aþaðýdaki nizamiyeye indik.. Dön babam dön! Laf yetiþtirmeye çalýþ babam çalýþ.. Nihayet ýPeki!ý diyebildi kapýdaki ýneýzat! Aslýnda içeriye kendi usullerimizle de girebilirdik, ama inadýmýz tuttu bir kez, ýnizamiý olacaktýk.. Al iþte nizamiliði! rahatladýn mý?
Evet, içeri girdikten sonra rahatlamaya, burnumdan solumamaya baþlamýþtým bile.. Zaten daha Etruþ'a varmadan yarým saat önce kardeþimin Türkler tarafýndan hapiste þehit edildiðini duymuþtum. Bu bile müthiþ bir öfke seli halinde patlamama yeterliydi.. Ama Etruþ kampýndakilerin o gül hatýrý için, onlarla bu anlamlý günlerinde birlikte olabilmek için deðdi doðrusu kapýdaki ýceberrut karakol komutanýýna tahammül etmek.
Biz içeri girmeye muvaffak olduðumuzda, törenler baþlamýþtý bile.. Tüm Etruþ halký oradaydý. Her taraf; sarýlý, kýrmýzýlý ve yeþilli PKK, ERNK ve ARGK bayraklarýyla süslenmiþti. Bir meydanýn her taraftan görünebilen en uygun yeri sahne olarak düzenlenmiþti. Tam karþýdan bakan iki kamera boyuna çekim yaparken þurada burada ellerindeki fotograf makinasý ile deklanþöre basanlarýn sayýsý da az deðildi. Bunlara benim fotograf makinam ve MED-TV adýna çekim yapan üç kamp mensubu da katýlýnca küçük bir basýn ordusu da oluþmuþ oldu.
Fýrsat verilince Kürt insanýnýn neler yapabileceðini görmek istiyorsanýz, MED-TV adýna baþtanbaþa filme alýnan bu festivali mutlaka seyretmelisiniz. Bir avuç köylüden ibaret olan Etruþ kampý mensuplarý; metni dahi kendilerine ait olan iki tiyatro oyunu, milli oyunlar, ses sanatçýlarý, koro dahil herþeysi ile mükemmel bir gösteri sunuyorlardý. Baþtan aþaðý ilgiyle seyrettim deðil, içtim adeta gösteriyi. Hele PKK'nin büyük miktarda para harcayarak, kamptaki insanlara hediye ettiði hayvanlarýn paylaþýlmasý olayýný hicveden oyun, tam anlamýyla coþturdu seyredenleri.. Bir tek uygun düþmeyen þey, birinin PKK adýna, kýsa bir konuþma yapacaðýna iki saat süren uzun bir politik konuþma yapmasýydý..
Bu arada kamp okulu öðrencilerinin yaptýðý yürüyüþü anlatmadan geçmeyi hiç düþünemem. Muntazam sýralar halinde dizilerek geçen bu çocuklar, bizim çocuklarýmýzdý.. Baþlarý dikti ve onurlarýnýn bilincine ermiþ birer insan gibi yürüyorlardý. Onlar, neden baþlarýnýn dik olduðunun bilincindeydiler.
Bu yürüyüþ beni alýp çocukluðuma götürdü. O zamanlar da Türkçü öðretmenlerin dizdiði sýralar halinde yürüyorduk. Belki o zamanlar da çoðumuzun baþý dikti. Fakat sömügecilerin emrinde, sömürgecilerin istedikleri bir kafa yapýsýna ermek üzere yürüyorduk. Baþýmýzýn dikliði, bilinçsizliktendi..
Bir Etruþ kampý çocuðunun bilinç kapasitesine ermek için daha çok çalýþmamýz ve hatta büyümemiz gerekiyordu çoðumuzun.. Iþte baþý dik Etruþ insanýnýn önemi bence buradadýr. Baðýmsýzlýðýn insanlarý nasýl verimli kýldýðýný, nasýl güzelleþtirdiðini burayý görmeyenler bilemezler. Baðýmsýz Kürt insanýnýn prototipi orada oluþtuðu için önemlidir Etruþ insaný. Bir yandan festivali seyrederken, öte yandan da halkla sohbet ediyorduk. Herkes birer ev inþa ediyordu kendisine.
Anlaþýlan bu kýþý çadýrda karþýlamaya niyetleri yoktu. Ertesi gün bu konudaki hummalý çalýþmayý gördüðümde, kolay kolay hiçbir ikna gücünün onlarý o kamptan söküp atamayacaðýný daha iyi anladým. Mantýklý deðil BM'nin ýboþaltýn burayý!ý diye emirler yaðdýrmaya kalkmasý.. Mantýklý deðil siyasi mültecilere ýsiyaset yapmayýný diye buyurmaya kalkmak... Mantýklý deðil bunca emek sarfederek vücuda getirdikleri evlerini yeniden terke zorlamak onlarý.. Üstelik orada bulunduðumuz sýralarda BM hala bu evlerin yapýlmasý için onlara malzeme yardýmý bile yapýyordu.. Ne oldu da bir kaç gün içerisinde 180 derece zýt bir politika saptadýlar? Hey gidi dünya siyaseti! Sen ne saçmalýklara kadirsin ABD sayesinde!
Akþam vakti bir emekçinin evindeydik. Bize öyle bir sofra hazýrladý ki milyoner sofrasý sanýrsýnýz. Bu sofradan da önemlisi, yemeði sunuþundaki içtenlikti. Kürt iþte, budur Kürt. Nizameddin büyük salonda bulunan ýmahallenin televizyonuýnda haberleri izlemek için gitti. Bu salon ayrýca problemlerin konuþulduðu bir platform yeri olarak da görev yapýyordu. Gece ayný evde kaldýk. Orada bol bol Goyaniler'le ilgili fýkralar anlattým ve dinledim. Bilindiði gibi bu kamptaki insanlarýn çoðunluðu Goyan aþiretine mensuptu. Durumlarýný, KDP ile iliþkilerini sordum, cevabý bilmezmiþ gibi. PKK-KDP savaþý sýrasýnda aylarca uygulanan bir ambargoya göðüs germiþler de ýofý bile dememiþler.. Gýda gelmeyince ellerindeki hayvanlarýn tümünü kesmiþler. Bebelere verilen süt böylece kesilince nice küçük can daha henüz birinci baharlarýna dahi eremeden topraða verilmiþlerdi. Ne zalim bir dünya! Iþte böylesine þerefli insanlardý Etruþ kampý sakinleri..
Ertesi gün veda edip ayrýldýðýmýzda, daha henüz yapacak ve konuþacak çok þeyimiz vardý. Ama diðer Kürt insanlarýyla ve partileriyle ilgili görevlerimiz de vardý. Istemeyerek de olsa ayrýldýk. Þimdi Duhok'a doðru ilerliyorduk.
duhok'ta
Etruþ'tan ayrýldýktan sonra hedefimiz Duhok'tu. Þehrin giriþinde çok sýký kontrollarýn yapýldýðý bir ýnizamiyeý kurulmuþtu. Buranýn valisi ve KDP'nin ýLýqa-1ý dedikleri bölgenin sorumlusu, anlaþýlan habersiz kuþ uçurtmuyorlardý içeriye. Bizi hiç de dost olmayan bir tavýrla karþýladý nizamiyedekiler. Uzun uzun uðraþtýracaklardý anlaþýlan. Fakat ben tedbirli gelmiþtim. Yanýmda Gazi Zibari tarafýndan, Lýqa-1 sorumlusu Izeddin Berwari'ye hitaben kaleme alýnmýþ bir mektup getirmiþtim. Uzun telefon görüþmelerinden sonra, ýDavud Baxýstani vasýtasýyla gelsinler ki tanýyayýmý demiþ ve içeri alýnmamýzý kabul etmiþti Berwari. Bu bir tavýrdý.
Çünkü KDP ile çok iyi bir dostluk kurmuþ olan Baxýstani gittiði ARGK Merkez karargahýnda tutuklanmýþtý. Baxýstani PKK'yi 200 bin dolar dolandýrmaktan aranýyordu. Iþte Berwari, bundan dolayý Baxýstani vasýtasýyla bana gelsinler diyordu.. Berwari ayrýca gerillalarla onun aþiretine mensup insanlar arasýnda yaþanan bazý ufak sürtüþmeleri de büyütüyor, iliþkileri sabote etme noktasýna getiriyordu. Son zamanlarda KDP ile yaþanan gerginlikte bunun gibi insanlarýn gölgesini görmemek mümkün deðil. Fakat bu arada süreci iyi deðerlendiremeyen bazý gerilla komutanlarýnýn da bu gerginlikte önemli belirleyici paylarý vardý. Bunu da tarafsýz bir yazar olarak kaydetmeliyim. Anlaþýlan hem bazý gerilla liderlerinin, hem de KDP yetkililerinin barýþla ilgili görüþlerinde bir netlik yoktu.
Duhok'ta ilk olarak ýPartiya Yekitiya Sosyalistên Kurdistaný ya da Türkçe tercümesi ile; Kürdistan Sosyalistler Birliði Partisi karargahýný ziyaret ettik. Liderleri Xalýt Cýbran'da oradaydý. Bizi çok sýcak karþýladý. Saati yanlýþ verdiðimiz için en aþaðýsýndan bir saat geç gelmiþtik. Bu konudaki þikayetini dile getirdi. Biz de yanlýþlýktan dolayý özür diledik. Mesele kapandý. Ben bu partinin gelecekteki planlarý konusunda birþeyler yazýp yazamayacaðýmýzý Sayýn Cýbran'dan sormayý unuttuðumdan dolayý, orada anlattýklarýný burada kaydetmiyorum. Fakat kaydetmeye deðer þeyler söylediði kesin. Bu arada Güney'deki çatýþmada Kürdistani çözüm ile ilgili düþüncelerini sorduk. Böylesi bir çözümü çok iyi bulduðunu söyledi. Fakat Cýbran da týpký KDP'liler gibi, Talabani'yi güvenilmez buluyordu.
YNK liderini anlatýrken, ýBeyaz kaðýdýý cebinde, dolaþýyor diyordu Cýbran. Yani ýher hususta söz verir, fakat iþ bu sözü yerine getirmeye gelince yan çizerý demeye getiriyordu. Buna raðmen böylesine bir çözümü denemekte büyük fayda vardý, Cýbran'ýn kanaatine göre.
Cýbran bize, PDK-Bakur (Kuzey-KDP) ve Partiya Rizgariya Neteweyi Kurdistan (Kürdistan Ulusal Kurtuluþçularý Partisi) yetkilileri ile konuþma fýrsatý da yarattý. Bu partilerin temsilcileri de Kürdistani bir çözümden yanaydýlar. Ayrýca Cibran dahil güneydeki tüm kuzeyli parti temsilcilerine, Kürtler'in birliði konusunda geliþtirdiðimiz formülü anlattýk. Bu formülü Barzani ve Öcalan'ýn uygulanabilir bulduklarýný ilettik. Tüm bu kuzeyli partilerin temsilcileri, sürecin iþlemeye baþladýðý anda tavýrlarýný belirleyeceklerini, bu tavrýn sürece katýlma yönünde olabileceðine kuvvetli bir ihtimal olarak baktýklarýný söylediler. Tüm partilerden, eðer sürece bizimle birlikte katýlmak istiyorlarsa, birer temsilci seçerek meselenin halli için görüþmelere bir yerinden omuz vermek üzere Hevlêr'e göndermelerini istedik. Onlar da bu konuda, partilerinin yetkili kurullarýna danýþacaklarýný söylediler.
Böylece anlaþtýk ve Izeddin Bervari ile de görüþtükten sonra Duhok'tan ayrýldýk. Fakat bugüne kadar, PYSK hariç hiçbirinden bir haber alamadýk. PYSK'liler ise, bölgedeki parti kurullarýný yeniden oluþturacaklarýný, bundan dolayý biraz vakte ihtiyaçlarý olduðunu söylemiþlerdi.
Daha sonra KDP, Lýqa-1 sorumlusu Izzeddin Berwarî'yi ziyaret ettik. Beni hemen tanýmýþtý. Kendisine çýkardýðý zorluklarý hatýrlattým. Benim gelen heyette olduðumu bilmediðini, PKK'lilerin Baxistanî ile çalýþtýklarýný bildiðini, kendileri de bu þahsa güven duyduklarýndan dolayý, güvenlik açýsýndan bu yola baþvurduklarýný söyledi. Sonra sohbette, son duruma kaydýk. Izzeddin, PKK'lilerin kendi aþýretinden bazý insanlara saldýrdýklarýný ileri sürdü.
Eðer yakaladýklarý aþiret adamlarý derhal býrakýlmazsa kuvvet göndereceðinden dem vurdu.. Durum kötüye gidiyordu. Bu bölgede barýþýn da, savaþýn da sadece bir denge sorunu olduðu açýkça ortaya çýkmýþtý. Dengeler deðiþtiði anda, dýþ güçler parmak oynattýklarý anda barýþýbozacak birilerini kolay buluyorlardý anlaþýlan. Kýzdým kendisine; Barýþý senin gibiler bozuyor hep! diye baðýrdým.. Güldü.. Ama bu hiç de iyi niyetli birinin gülüþüne benzemiyordu..
son raund
Hevlêr'e gittiðimde artýk son raund'a çýkacaðýmý biliyordum. Partiler arasýnda bir tur daha atacak ve gerilla bölgelerine çekilecektim. Ben bu raundun baþýnda cereyan eden bazý olaylarý anlatmayacaðým. Bunlar hem ilerideki süreci etkileyebilir, hem de bazý yanlýþ anlamalara yol açabilirler. Bundan dolayý es geçiyorum.
Ilk olarak Talabani ile saptanan bir randevuya yetiþmek için hemen Süleymaniye'ye hareket etmiþtik. Ertesi gün saat 16.00'da buluþacaktýk YNK lideriyle. Oraya vardýðýmýzýn akþamý boþ vaktimizi deðerlendirmek için diðer partilerin yetkilileri ile ikili görüþmeler yaptýk, fikir alýþveriþinde bulunduk. Ertesi gün ise randevuya gideceðimiz saate kadar, PKK'nin savaþ gazileri için hayata geçirmeyi düþündüðü bir proje ile ilgili olarak tetkiklerde bulunmak isteyen Zübeyir'e takýlarak bazý yerlere gittik. Öðleden sonra Mamuste Çeto'dan bir mesaj geldi. Bu mesajda Çeto, Talabani'nin, ýiþlerinin çokluðu ve bazý görüþmelerde bulunma zorunluluðuýndan dolayý bizimle olan randevusunu ertesi güne tehir ettiðini kaydediyordu. Ama bu ertelemenin içerdiði anlam açýktý. Talabani, hem kolay ulaþýlabilir bir lider olmadýðýný ýspatlamaya, hem de çetin bir ceviz olduðunu göstermeye çalýþýyordu. Üstelik bizi yýldýrýp geri dönmeye zorlamak gibi bir taktýk güttüðünü sezmemek de mümkün deðildi bu tavýrda. Tam þarklý bir kafa.. Fakat biz, görüþmeyi yine de iptal etmedik.
Bu arada Süleymaniye partilerinin seçtiði ýgörüþmeci heyetýle ilgili liste geldi. Bu heyette YNK'yi; Kemal Fuad ve Mamuste Çeto, Sosyalist partiyi Xurþid, Zehmetkeþan'ý Doktor Serdar gibi isimler temsil edecekti.
Ertesi gün Talabami'den bir saatlik bir erteleme daha geldi. Biz yine de geri çekilmedik. Bu tavýrlarý hakaret olarak kabul etmedik, amaç bu olsa da! Saat 17.00'de gergin bir Talabani'nin karþýsýndaydýk. Yenilginin verdiði bie eziklikle olsa gerek, çok sinirli görünüyordu Mam Celal. Yine de yumuþatýcý sözlerle konuya girmeyi denedi. Çiller'in kendisine ýçok genç görünüyorsunuzý dediðini naklederken, aslýnda bu ýkomplimanýdan ne kadar hoþnut olduðunun altýný çiziyordu. Ayrýca Çiller'in görüþmelerde kadýnlýðýný sonuna kadar kullanmaktan asla geri kalmadýðýný da.
Zübeyir biraz uzun sayýlan bir konuþma yaparak, Kürdistani bir barýþ saðlamanýn faydalarýný anlattý. Bunun Talabani gibi tecrubeli bir politikacý tarafýndan çok iyi bilindiðini ilave etti. Ben de söz aldým ve siyasi hayatýmýn önemli bir kýsmýnda kendisine karþý olduðumu, kendisine ve destekçilerine karþý amansýz bir mücadele yürüttüðümü bildirdim.
Eðer bugünkü gerginliðinin sebeplerinden biri bu ise, burada bulunma sebebime bakmasý gerektiðini söyledim. Ben, burada bulunmakla Mam Celal'ýn þahsýna deðer vermiþ olmuyor muydum? Talabani; ýben herþeyi unuttumý demek suretiyle havayý biraz daha yumuþattý. Sonra cebinden o meþhur ýbeyaz kaðýdýýný çýkardý ve söze girerek; ýben size bir beyaz kaðýt sunuyorum. Istediðiniz gibi doldurun. Ben her türlü Kürdistani barýþ teþebbüsünü kabule hazýrýmý dedi. Sonra da; ýEðer muvaffak olmak istiyorsanýz, sabýrlý olun ve heyetinizi geniþletin. Kuzey Kürdistan partilerinin tümünden temsilcilerin aranýzda bulunmasý, önereceðiniz herhangi bir barýþ önerisini kolaylaþtýracaktýr.
Siz KDP yandaþý olan o PDK-Bakur dahil her partiyi aranýza almalýsýnýzý diye ilave etti.
Ayný sýkýntýyý burada da hissettik. KDP ve YNK'nin ikisi de heyetin geniþletilmesinden yanaydýlar. Demek ki temel sorunlardan biri buydu. Heyet, Kuzey Kürdistan'ýn diðer partilerini de kapsayacak þekilde geniþletilmeliydi.. Talabani ayrýca bazý esirlerin salýverilmesi hususunda da bir öneri getirdi; ýTüm esirleri birden ve siz barýþ heyeti aracýlýðý ile salýverelim.ý Bu iyi bir teklifti. Hemen kabul ettik.
Ayrýca esir listelerini tam ve doðru bir þekilde hazýrlanarak bize teslim edilmesini istedik. Bunu da kabul etti. Kürtler'in birliði konusundaki formülü çok ilginç buldu ve kabul etmeye hazýr olduklarýný söyledi. Ayrýldýk. Biraz olsun rahatlamýþtýk. Fakat önümüzdeki güçlükleri de daha iyi görebiliyorduk. Þimdi yeniden Hevlêr'e dönecektik.
yeniden kdp
Biz barýþ gurubu olarak bu süreçte KDP'nin seçtiði heyet ile bir görüþme daha yaptýk. Görüþmelerde artýk KDP'yi Cewher Namiq, Huþyar Zebari, Gazi Zebari, Abdullah Agýri ve Fransuwa Hariri gibi isimlerden oluþan resmi bir heyet temsil edecekti.
Yaptýðýmýz son görüþme, yaratýlan provokasyonlarýn ve yanlýþ anlamalarýn gölgesinde geçti. Bu yanlýþ anlamalardan, düþmanýn çok yararlandýðý muhakkaktý. Fakat yine de yumuþak sinyaller ile dolu mesajlar geldi Sayýn Namýq'tan.
Bu görüþmede, KDP'nin þimdilik bir barýþ önerisi sunmaya hazýr olmadýðý görüldü. Ayrýca esirlerin býrakýlmasý için daha etraflý bir plan sunulmuþtu; Talabani'nin planý. KDP bu planý görüþecek ve büyük bir ihtimalle kabul edecekti. Bundan baþka ellerindeki esirlerle ilgili bir liste hazýrlamýþlardý. Bu bizim istediðimiz listeydi. Hiç olmazsa bu iyiye iþaret sayýlabilirdi.
Bu benim süreç içindeki son teþebbüsümdü. Gerek Kuzeyli Kürt Partileri'nin sürece katýlmamasý, gerekse KDP'nin giderek barýþ sürecini saptýrmasý benim kanatimi pekiþtirmiþ, süreçten koparmýþtý dikkatimi. Güneyli partilerin Ankara sürecine kilitlendikleri artýk ayan beyan ortadaydý. O halde bu sürece daha fazla kilitlenmeye gerek yoktu. Zaten Zübeyir ve Nizameddin de son olarak Süleymaniye ve Halebçe'ye gitmiþler. Orada Islami guruplarla da görüþmüþ ve bazý paneller düzenleyerek Kürdistani çözüm için kitle desteðini aramýþlar. Bu iki SKP mensubu parlamenterin düzenlediiði panellere gösterilen ilginin çok fazla olmasý, kitlelerin Kürdistani bir barýþ konusunda ne kadar istekli olduðunu gösteriyordu.
nihayet garê
Garê, iç taraflarda yer alan ve PKK'nin daha ziyade cephe çalýþmalarýný yürüttüðü geniþ bir dað silsilesidir. Bu dað sislsilesinin nerelerine gittiðimi yer ismi vererek söylemeyeceðim. Belki Türkler bu yerleri tam olarak saptayabilmiþ deðiller. Bundan dolayýdýr bu ketumluðum. Fakat çok sarp yerlerdi ziyaret ettiðim yerler. Burada bizi bölge sorumlusu Komutan Ari karþýladý. Ari, Barzan aþiretleri topluluðuna mensup güneyli bir Kürttür. Çok kararlý, bilgili ve görevine dört elle sarýlan bir insan olan Ari, çok eski bir gerilladýr da.. Kendisi ile daha önce Metina'da da karþýlaþmýþtýk. Yanýnda yakýným bir bayan gerilla da vardý o zamanlar, Zeynep. Bu Zeynep'le burada da karþýlaþtým. Zeynep de bölge yönetimindeydi.
Garê yoðun gerilla eðitiminin yapýldýðý bir karargahtýr ayný zamanda. Her sene buraya devresel olarak acemi birlikler gelir ve eðitimlerini tamamladýktan sonra daðýlýrlar. Bunlarýn dýþýnda eðitimlerinde eksiklik görülen gerillalar da burada eðitilirler. Ertesi gün etrafý þöyle bir gündüz gözü ile dolaþtým. Hummalý bir inþa faaliyeti sürüyordu burada. Ari, bir þehir görünümü kazanmaya baþlayan karargah merkezinin orta yerine bir de ýþehitler anýtýý gibi bir þey yaptýrmýþtý. Sabah içtimasýnýn yapýldýðý spor sahasýnýn hemen üst tarafýnda yaptýrýlan bu anýt mezarýn tepesinde daimi surette bir ARGK bayraðý dalgalanmaktadýr. Ne zamana kadar dalgalanacak bu bayrak burada Ari? diye sordum laf olsun diye.
Ebediyete kadarý dedi Ari. Burada kimler yatýyor Ari?
Daha henüz kimse yok. Yeni bitti. Daha önce þehit düþmüþ olan arkadaþlarýn naaþlarýný peyderpey getirerek burada gömeceðiz.
Anýt mezarýn hemen karþý tarafýnda yoðun bir faaliyet vardý. Onlarca katýr, boyuna malzeme taþýyordu oraya. Anlaþýlan burasý malzeme açýsýndan tüm þehrin daðýtým merkeziydi. Bir nevi lojistik deposu. Bu daðýtým merkezinin biraz yukarýsýnda, idare binalarýnýn yer aldýðý vadi ile kesiþen bir baþka vadinin aðzýnda, yeni kurulmakta olan Asuri silahlý güçlerinin geçici karargahý yer alýyordu. Yeni kurulan bu karargahta þimdilik çok az gerilla vardý. Fakat bu gerillalarýn baðýmsýz bir statüleri, kendi öz yönetimleri ve karar organlarý mevcuttu. Þimdi iþ bu kurumlarýn içlerini doldurmaya kalýyordu. Kürdistan'daki uluslardan biri olarak ne yapacaklarýna kendileri karar verebilecekleri duruma geleceklerdi, ki ileride kaderlerini de kendileri tayin edebilsinler. ýBu çok iyi bir demokrasi dersidirý dedim kendi kendime. Geçerken anlatayým; PKK'nin hakim olduðu bölgelerde dümyanýn pek çok ulusundan insanlar vardý. Bunlarýn arasýnda Asuriler'den baþka; Araplarý, Farslarý, Pakistanlýlarý ve Avrupa'nýn muhtelif yerlerinden insanlarý bir çýrpýda sayabilirim.
Þehrin yerleþtiði bir baþka vadide bu kez yeraltý idare binasýný, YAJK binasýný, kültür sarayýný görebiliriz. Kültür sarayý olarak nitelediðim yer altý yapýsýnda, her an 400 kiþi eðitim yapabilir, gösterileri seyredebilir veya televizyon izleyebilir. Çok iyi bir doðal savunmaya sahip olan bu geniþ bina tonlarca bomba atýlsa dahi sarsýlamaz. Daha aþaðýlarda yer alan lojistik ve güvenlik gibi yönetim birimlerinin yanýnda pekçok manga ve takýmýn yerleþtiði yeraltý yerleþim birimi uzanýp gidiyordu.
ARGK gerillasýnýn çok kýskançlýkla koruduðu bir geleneðini burada zikretmeden geçemeyeceðim. Bu gerillada, bayan gerillalarýn günlük yaþamlarýný sürdürdükleri birimler ile erkek gerillalarýnki tamamen ayrýdýr. Hiç bir surette resmi olamayan görüþmelerde bulunamaz bu iki karþý cinse mensup gerilla gurubu. Bundan dolayý bayan gerillalar, odun kesme ve hatta bazan yeraltý inþaatýnýn tamamlayýcý unsurlarý dahil, her iþlerini kendileri görürler. Orada kaldýðým süre içerisinde soruþturmada bulunduðu için caný sýkýlan bir erkek gerilla, kadýn gerillalarla biraz dertleþmek için akþam saatlerinde onlarýn toplu halde bulunduklarý mangalarýndan birine gittiði için ertesi gün ifadesini vermek zorunda býrakýldý.
PKK'nin kadýn gerillalarla erkek gerillalarý ayrý tutma hususundaki bu keskin tavrý bazý çevreler tarafýndan eleþtirilirken, Türkler'in aksine iddialarda bulunduðunu ve bu iddialarýný itirafçýlara da doðrulattýklarýný görmek beni þaþýrtmadý. Psikolojik savaþta Türkler'in, galip gelmek için herþeyi yapýyor olmalarýna neden þaþacak mýþým ki? Onlar erkek gerillalarýn bayan gerillalarý cinsel birer obje olarak kullandýklarýný neredeyse davul zurna ile ilan etmekle, elbette ki kýzlarý gerillada bulunan ana babalarýn moralleri bozmayý, gerillaya gitmek isteyen bayanlarýn bu iþten vaz geçmelerini saðlamak için kamuoyu baskýsý yaratmayý ve en önemlisi, gerilla hareketine karþý güvensizlik yaymayý hedefliyorlar. ýNamus mefhumu çok kötü buradaý demeye getiriyorlar aklý eveller. Oysa gerillada problem, bu aþýrý namus tutkusundan dolayý yaþanan, bazan da aþýrýya kaçan soruþturmalar ve cezalandýrmalardýr.
Akþam, yönetim merkezinde bu ufak þehir turunun verdiði yorgunluðumu laflayarak atarken, Komutan Osman geldi. Osman artýk bu bölgede görev yapacaktý. Ben ise sabah Doðu Garê denilen yere gidecek, orada akrabalarýmdan birinin kýzý olan gerilla Þêrzan'ý da görme fýrsatým olacaktý. Þêrzan, Þêx Said ile ayný aileye mensup, çok inatçý bir gerilladýr. Onun en büyük tutkusu büyük eylemlerde yer alarak vatana olan borcunu en iyi bir þekilde ödemekti.
Aðabeysi, Komutan Aydýn'da (Þêrhat) çok iyi ve oldukça cesur bir gerillaydý. Aydýn, Gabar'daki bir savaþta þehit düþmüþtü. Þehit Aydýn þimdi Basret Köyü, Basret þehitliðindeki ebedi istirahatgahýnda uyuyor.
Doðu Garê'ye gideceðimi duyan Osman, kestirme bir yol tarif etti beraber gideceðimiz arkadaþlarýma. Hay tarif etmez olaydý! Eðer benim tarif ettiðim dað yolundan giderseniz, altý saatte falan varýrsýnýz. Biliyorsunuz normalde 7-8 saat yürümeniz gerekirý diyordu yol arkadaþlarýma ikna edici bir dille Osman. Nereden gitmemiz gerekir? diye sordu yol arkadaþlarýmdan biri.
Bunun üzerine uzun bir ýyol tarif maratonuý baþladý. Nihayet her þey anlaþýlmýþtý arkadaþlarým tarafýndan. Ertesi gün bu ýyeniý ve kestirme yolu tutarak gidecektik.
doðu garê yolunda
Yola çýktýðýmýzda yalnýz olmadýðýmýzý gördük. Askeri eðitimlerini tamamlamak için gönderilen bir gurup gerilla da bizimle birlikte bir süre yürüyecekti. Bu arada Komutan Ari, yol arkadaþlarýma son tembihlerini yapýyordu: Oraya yaklaþtýðýnýzda iki el silah sýkýn sizi karþýlamaya geleceklerdir. Tamam mý? Tamamý dedi gurup lideri ve yola koyulduk.
Üç saat kadar yürüdükten sonra beraber gittiðimiz gerilla gurubu bizden ayrýldý. Artýk yalnýzdýk. Ari yanýmýza bir de katýr vermiþti. O saate kadar binmek lüzumunu hissetmemiþtim hayvana. Diðer arkadaþlar sýra ile biniyorlardý hayvana. Fakat yolun sertleþmesi üzerine zaman zaman ben de binmeye baþladým. Çok dik bir rampayý çýkýyorduk. Daðýn taa tepesine kadar bu böyle devam etti. Sonra uzun bir iniþ yolu tutturmamýz icabediyordu. iniþ bittikten sonra dik bir tepe daha çýktý önümüze. Onu da aþacaktýk. Böylece Osman'ýn tarif ettiði yol uzadýkça uzadý. Normalde 6 saatte falan bitirebileceðimiz bir yolun, 6. saatinde kaybolmuþtuk!
Gerçi Xazýr suyunu gören bir tepedeydik. Karþý tarafta Türkler'in baþlattýðý bir orman yangýný, bir nevi yol gösteriyordu bize, ama yine de nereden oraya ineceðimiz sorusu cevap bekleyen yakýcý bir soruydu. Arkadaþlara bir öneride bulundum:
Katýrý önümüze katalým ve serbest býrakalým. O bize yol gösterir. Fikir olumlu karþýlandý. Zaten kaybedecek bir þeyimiz de yoktu. Katýr gerçekten iyi bir rehberdi. Bir ara arkadaþlar durdular. Silah sýkýp yerlerini belirteceklerdi. Iki el silah sýkýldý. Izli mermilerdi sýktýklarý. Beklendi.. Fakat cevap veren hiç kimse çýkmýyordu. Biraz daha yürüdük. Vadinin karþý taraflarýndan, yangýn yerinden bize doðru bir el feneri ýþýðý geliyordu. Yeniden þevklendi arkadaþlar. Iki el silah daha sýktýlar. Iki de izli mermi. Karþýdan da iki mermi sýkýlýnca tamam dedik. Iþte nihayet irtibat kurulduý diye sevindik.
Biraz sonra Xazýr suyuna varmýþtýk. Suyu geçtik. Tatlý bir meyli bulunan bir yolda ilerliyorduk. Az sonra fenerli ekibe varacaðýmýz için sevinç içindeydik. Arada neredeyse 500 metrelik bir mesafe kalmýþtý. Birden karþýdan ürküntü veren bir baðýrtý yükseldi:
Kimsiniz, durun!
Arkadaþýz. Karargahtan geliyoruz, siz kimin adamýsýnýz? diye cevapladý ve karþý sorusunu sordu. Karþý taraftaki inanmamýþtý Hevalý olduðumuza. Daha da sertleþti:
Ben peygamberin adamýyým. Bir adým daha atarsanýz tararým! Çok katiydi bu ültimatom. Bizim arkadaþ hala bir þeyler kurtarabilir miyimý çabasý içinde, karþý tarafa laf yetiþtiriyordu. Ama boþuna! Karþý taraftan hiç bir cevap gelmediði gibi, lambayý da söndürmüþtü. Bunun üzerine biz de mevziye yattýk. Tam komedi! PKK-PKK'ye karþý! Alýnda seyredin iþte.. Osman yol tarif etti, böyle oldu! Bu arada benim payýma düþen katýrýn sesli sesli otlamasý yerimi öyle güzel deþifre ediyordu ki.. ýSussana be hayvan!ý dedimse de dinleyen yoktu. Hatta þöyle bir durdu ve öyle bir ýfýýýrrrttý çekti ki otlamasý daha evladýr demekten kendimi alamadým.
Sonra geri çekildik. Xazir suyunu gerisin geri geçtik. Karþý tarafta Türkler'in baskýsý ile terkedilmiþ ve bombardýmanlar sonucu yer yer harabeye çevrilmiþ bir köy vardý. Oraya yöneldik. Bu kez o taraftan iki el silah atýldý. Yeniden durduk. Ama þansýmýz yardým etmeye baþlamýþtý.
Yakýnýmýzdan bir sesler geliyordu. Arkadaþlar oraya doðru seðirttiler umutla. Evet, o köyün fertleriydi aralarýnda konuþanlar. Bu köylüler, gündüzleri köylerini terk edip sarp kayalýklardaki sýðýnaklarda saklanýyor, geceleri evlerine geri dönüyorlardý.
Arkadaþlarý hemen tanýdýlar. Karargahýn yerini sorduk. Tarif ettiler. Bu macera da böylece tatlýya baðlanmýþ oluyordu. gerillalar nerede?
Sadece sekiz kiþi kalmýþtý karargahta. Esir alýnan Türk yol iþçilerinin, ücretli iþçilerin ve Kürt Ordusu'nun milislerinin çalýþtýrýldýðý yeraltý tesislerinin inþasýnda gözlemci olarak kalan bu gücün dýþýndaki tüm gerillalar araziye çýkmýþlardý. Araziye çýkýþlarýnýn sebebi, ýPartinin Çocuklarýý olarak nitelenen genç gerilla adaylarýnýn ruhsal durumlarýný düzeltmekti.
Ben gelmeden önce, düþman tarafýndan neredeyse bir hafta süren çok yoðun bir bombardýmana tabi tutulmuþtu bölge. Israil destekli Türkler'in düzenlediði bu çok yoðun bombardýmanýn yoðunluðu, anasý babasý gerilla olan veya þehit düþen bu parti çocuklarý gurubunun sinirlerini bozmuþtu. Bu arada tabii konumu itibariyle yanlýþ yerde inþa edilen parti okulu isabet almýþ, kýsmi bir tahribata uðramýþtý. Parti çocuklarý, eðer komutanlarý uyanýk davranmasaydý, o gün orada ders görüyor olacaklardý. Iþte tam da bu sýrada bulunduðu mutfaktan çýkan bir milis, okulun kapýsýna çökmüþ sýgara içerken isabet alarak þehit düþmüþtü. Bütün bunlar onlarýn genç sinirlerini bozmaya yeterdi. Komutanlarý bundan dolayý onlarý açýk araziye çýkarmýþtý.
Gerillada en acý gün, þehit haberinin geldiði gündür. Þehit milis için de öyle oldu. Gözleri buðulandý arkadaþlarýnýn ister istemez. Bu arada intikam için bilenen gerillalarýn süratli çalýþmasýyla kendisinin ebedi istirahatgahý olan bir kabir açýldý. Þehidin kýsa hayat hikayesini anlatan bir konuþmadan sonra silahlar sýkýlmýþ ve cenaze sloganlarýn eþliðinde topraða verildikten sonra tören bitmiþti. Bundan sonrasýnda artýk herkes, her þehidi topraða verdiklerinde olduðu gibi, þehitle ilgili anýlarýyla baþbaþa kalmýþtý. Ama gözyaþýna vakitleri yoktur onlarýn..
Sabahleyin yola çýktýk. Baþka bir yoldan geriye dönecektik. Önce bombalanmýþ olan parti okulunun bulunduðu alana geldik. Uçaklar hala etrafta uçuyorlardý. Bölge daha henüz yerleþime yeni yeni açýldýðýndan dolayý, hava akýnlarýna karþý doðru dürüst bir sistem yerleþtirilememiþti. Uçaklar bunu biliyor alsalar gerek, biraz da pervasýz uçuyorlardý bölgede. Bombalanmýþ olan okul, Xazir suyunun hemen kenarýndaydý. Türkler okulu vurmakla yetinmemiþ, Xazir suyunun yarattýðý bir tabiat harikasý olan teraslý gölcükleri de vurmuþlardý. Bu tabiat harikalarýný yazýyla anlatmaya muvaffak olmak mümkün deðil. Þöyle bir düþünün ki bin kiþi yüzmeye gitmiþ oraya.. Inanýn, bin kiþinin her biri bu suda yüzecek özel bir havuz bulabilir. Su, birini doldurup diðerine, oradan bir diðerine...ve diðerine... þellaleler yaparak akar gider.. Berrak, baktýðýnýzda en dipteki bir çakýltaþýný göreceðiniz kadar berraktýr Xazir'ýn suyu..
Burada maalesef fazla eðleþemeyecektik. Yolumuz uzundu. Gideceðimiz yerde yapacak çok þeyimiz vardý. Bundan dolayý yeniden yola koyulduk. Havuzlarý bir kilometre kadar takip ettikten sonra Xazir'dan ayrýldýk ve gerillalarýn üslendikleri açýk hava kampýna yöneldik. Biraz sonra ateþler göründü. Sesler çoðaldý. Gerilla guruplarý göründü. Kamptaydýk artýk.
geçici kampta
Bizi, her zaman olduðu gibi idare binasýna götürdüler. Orada maceramýzý dinledi yöneticiler. Bir yandan üzülüyor, bir yandan da kendilerini tutamayýp gülüyorlardý durumumuza. Hele katýrýn beni deþifre etmesi, kahkahalara yol açýyordu. Orada bir tanýdýðýmýn oðluna da rastladým. KDP'li olduðu iddiasýyla 12 Eylul rejimi tarafýndan gözaltýna alýnan cefakar Malla Arif'in oðlu. Gaziydi bu kararlý insan. Az sonra Þêrzan'da geldi. Onu ilk kez görüyordum. YAJK'ýn sorumlusuydu ve yönetimdeydi. Çok büyük bir istekle savaþçý birliklere katýlmak istiyordu. Birlikte fotograflar çektirdik, sohbet ettik. Onun selamýný anne ve babasýna iletecektim.
Mýntýka Sorumlusu, bana çalýþmalarý ile ilgili bilgi verdi. Burasý bir cephe çalýþmasý üssü ve eðitim kampýydý. Kendilerine sürekli olarak yeni katýlýmlar olur. Onlar, bu insanlarý eðiterek diðer birimlere aktarýrlar. Yarýn, bir gurup ýparti çocuðuý ve buradaki eðitimini tamamlamýþ olan bazý arkadaþlar, orta Garê dediðim yere intikal etmek üzere kamptan ayrýlacaklar. Bu parti çocuklarý, bazan gerçekten çok küçük oluyorlardý. O zaman onlara özel bir ihtimam gösterilmesi gerekiyordu. Öðrenimlerini, okuma yazmayý hep burada öðrenecek, burada þekil alacak ve daha sonra (16 yaþýndan sonra) gerillaya katýlacaklar. Bildikleri tek aileleri burasýydý..
Odun boldu. O gece açýkta yatmamýza, hava yaðýþlý olmasýna raðmen, sabaha kadar hiç üþümedim desem, yalan olmaz. Siz yaþayýn emi!
Ertesi gün, bir töreni yaþayacaktýk. Buradaki eðitimlerini bitiren parti çocuklarý ve ýacemiý gerillalar Garê'nin merkez karargahýna intikal etmek üzere ayrýlacaklardý. Bu tören benim için oldukça ilginç olacaktý. Hemen fotograf makinasýna davrandým ve töreni kollamaya baþladým. Bir tarlayý tören alaný olarak kullanýyorlardý gerillalar. Hem misafir gerillalar, hem de kalacak olanlar bir anda tören alanýna doluþtu. Iki tarafta dizildiler. Biribirlerini karþýdan görüyorlardý. Gidecek olanlar takriben 15 kiþiydi ve çoðunluðu parti çocuðuydu. Önce parti sorumlusu söz alarak;
Bu gördüðünüz arkadaþlar, buradaki eðitimlerini ve görevlerini bitirmiþ bulunuyorlar. Þimdi baþka alanlarda baþka görevleri yerine getirmek üzere ayrýlacaklar aramýzdan. Sonra daha baþka þeyler de ekledi ve konuþmasýný bitirdi.
O þeker gibi çocuklar hem çok baðlandýklarý buradaki arkadaþlarýndan ayrýlacaklarý için üzülüyorlardý, hem de yeni yüzler görecekleri için sevinçliydiler. Sýra el sýkýþarak ayrýlmalarýna gelmiþti. Hepsinin yüzünde hüznün izlerini görmemek mümkün deðildi. Gidiyorlardý iþte. Kimi Garê'deki merkeze, kimisi de daha uzaklara. Mesela; Ahmed Repo.. Oradakilerin son görüþü olacaktý bu deðerli komutaný.. Repo, Botan'a gidiyordu. Orayý belli bir düzene sokacaktý. Þehit düþünceye kadar da bu iþi yaptý. Diðer gidenler için de ayný þey geçerliydi. Bir daha görüþüp görüþemeyecekleri þüpheliydi.. Savaþ bu kim bilir! El sýkma iþlemi kýsa sürede bitti. Gidecek olanlar, yola çýkmýþlardý bile. Bu sýrada kalanlar gidenleri; Býji Serok Apo!ý sloganlarý arasýnda alkýþlamaya baþladýlar.
Yanýbaþýmdaki bir bayan gerilla, elindeki klaþinkof tüfeði ile bir þarjör mermi boþalttý. Tören bitmiþ, ama coþku bitmemiþti. Birden dilana durdular. Beni de sürüklediler baþladýklarý govende! Bu böylece uzun süre devam etti. Sýra bizim de hareket etmemize geldi. Ayný töreni bizim için de yaptýlar. Bir günde yaþanan iki coþku, besbelli ki uçaklarýn yarattýðý moral bozukluðunu alýp götürmüþtü. Bu arada orada bulunduðum sýrada çok takýldýðým bir gerilla, Korucubaþý ve Hakkari Milletvekili Mustafa Zeydan'ýn ýoðluý gerilla Yücel Zeydan bir tepeye týrmanmýþ ýPKK saflarýnda birleþelimý diye bütün sevimliliði ile baðýrýyordu.. Çok seviyordu partisini Yücel.. Onu kýrmadým ve cevapladým:
Evet Heval! PKK'de buluþalým! Bu onu son görüþüm olacaktý. Çünkü bu kahraman gerilla, Türk Ordusu'nun Güney'i iþgali sýrasýnda þehit düþtü. Yola çýktýktan bir müddet sonra müthiþ bir yaðmur yaðmaya baþlamýþtý. Adeta bardaktan boþalýrcasýna derler ya öyle iþte. Birbuçuk saat sonra bir köye vardýk. Bir de ne görelim, partinin cývýl cývýl çocuklarý orada deðiller mi! Yakalamýþtýk onlarý. Ne yapýyorsunuz burada? Bir þey mi oldu?ý diye sordu arkadaþým. Cevaplarý iç rahatlatýcýydý.
Bir þey yok. Çay içeceðiz.
Biz de bir köy evine geçtik. Burasý Zebariler'in mýntýkasýydý. Hem de Zebariler'in ta Mustafa Barzani döneminden beri her zaman yurtsever olan kesiminden insanlar yaþýyordu bu köyde. Diðer Zebariler'le, Hayatlarý boyunca merkezi hUkümetle içiçe yaþamýþ olan Mesut'un dayýlarý olan Zebariler'le aralarý bozuktu. Hatta aralarýnda kan davasý bile vardý. Biraz sonra içeriye bir baþka gerilla komutaný da girdi; Ahmed Repo. Repo çok eski bir gerilladýr. Parti O'na Botan yöresinde görev vermiþti. Iki günlük yoldan geliyordu ve daha günlerce yürüyecekti görev yerine varmak için.. Sohbet ettik. Çayýmýzý içtik ve oradan ayrýldýk. Repo ile Zap'ta bir kez daha karþýlaþacaktýk.
Iki saatlik zorlu bir yürüyüþten sonra nihayet Garê'ye varmýþtýk. O gün orada yatacak, ertesi gün ise Zap'a doðru yola çýkacaðýz.
zap cumhuriyeti
Yaðmur dinmek bilmiyordu. Gece de olmuþtu. çok yorgunduk, ama telsizci hemen karargaha hareket etmemiz gerektiðini bildirmiþti. Yeniden týrmanýþa geçecektik. Bu kez sorun ben deðildim. Sorun birlikte gideceðimiz bayan gerilla arkadaþýn yorgunluðuydu. Iki gündür yolda olduðu için bitkinmiþ. Yerinden bile kýpýrdayacak halde deðildi. Ama mecburen gidecektik.. Böylece Gerilla Andok'un mekabýyla sýkça uðradýðý Zap'ýn nizamiye kapýsý sayýlan yerden daðlarýn yolunu tutarak ayrýldýk.
Zübeyir buraya Andok'un yeriý diyordu. Yolumuz aslýnda pek uzun deðildi. Yaðmur, karanlýk ve yorgunluk olmazsa aslýnda kýsa bile sayýlýrdý. Iþte bu üç faktör birleþince olan oluyor, yolu bile bulmakta güçlük çekiyorduk. Yol boyunca espriler yaparak arkadaþlara moral vermem iþe yaramýþ, takriben ben hariç hiç kimse yorgunluktan þikayet etmemiþti.
Hastanenin bulunduðu yere vardýðýmýzda, Gerillalarý Türk televizyonlarýndaki haberleri dinlerken bulduk. Televizyonlar, bir iki gün önce býrakýlan esirler ile ilgili haberleri geçiyorlardý. Riza ve taþýdýðý M-16 tüfeði ile gerilla Azad her kanalýn haber saatinde baþrol oyuncusu gibi idiler bugün. Bu arada Van milletvekili Erbaþ, kendisine saldýrý üstüne saldýrý düzenleyen ýrkçýlara laf yetiþtirmekle meþguldu ve doðrusu bunu çok da iyi beceriyordu. Arkadaþlarla merhabalaþmadan önce bu komediyi seyretmek iyi geldi bana. Yorgunluðum geçer gibi oldu. Sonra Riza ile birlikte çaylarýmýzý bile içmeden aþaðýdaki idare merkezine geçtik. Biraz sohbet ettik, çaylarýmýzý içtik ve yattýk.
Gece ertesi sabah ile ilgili planlar yapmaya baþlamýþtým. Bir dökümanter film hazýrlamak iyi gidebilirdi. Sabahleyin konuyu Riza'ya açtým. Çok olumlu buldu. Hemen Halil'i çaðýrarak yanýma verdi. Ben bir yandan teyp bantlarý ile gerilla hikayeleri toplamak için çýrpýnýrken öte yandan da nasýl bir film hazýrlayacaðýmýn senaryosunu tasarlýyordum. Sonunda en iyisi bu dar zamanda spontan bir film hazýrlamaktýr dedim ve yola koyulduk. Zap Cumhuriyeti dediðim bu kurtarýlmýþ bölgelerin baþkenti sayýlan bölgede yükselmekte olan kurumlarý tanýtacaktým.
kýyýda
Zap Cumhuriyeti'nin baþkenti olarak nitelediðim topraklar, bir taraftan öte tarafa kadar gerilla yürüyüþüyle beþ saat ve enlemesine 7-8 saat süren geniþlikteki bir alaný kapsar. Bu topraklarda, bütün kurtarýlmýþ alanlarý yönetecek olan kurumlar oluþturuluyor. Bunlarý filme almak için önce bulunduðum yerden tatlý bir meyille bir buçuk saatlik bir yürüyüþle gidilen Zap ýrmaðýnýn kýyýsýna indik. Yaðmur durmadan çiselediði için Riza'nýn yaðmurluðunu ödünç almýþtým. Bacaðýmdaki disk aðrýsý olmasaydý, doðrusu yürüme ile ilgili hiç bir problemim kalmayacaktý. Ama yine de artýk günde dört saatlik yürüyüþü rahatlýkla yapýyordum, ki bu süre günü kurtarmama yetiyordu.
Burada, takýmlarýn barýnacaðý yeraltý evlerinin yanýnda parlamento, misafirhaneler ve kültür sarayý gibi çok önemli müesseseler birbirlerinin hemen yanýnda deðil, muhtelif aralýklarla inþa ediliyorlardý. Bu inþaatlarýn en önemli yardýmcý araçlarý olan ve büyük gürültülerle patlayan dinamitler, adeta Zap'taki diriliþi müjdeleyen havai fiþek gösterileri gibi geliyordu bana. Zap'ý kesen ve uzunluðu 15 kilometreyi bulan bir baþka vadide ise her gerilla takýmý için ayrýca birer yeraltý barýnma ünitesi yapýlmaktaydý. Milisler ve ücretli iþçiler, her tarafta bir yandan yol inþa çalýþmalarýný yürütüyor, öte yandan da katýrlarýn yardýmýyla þuraya buraya harýl harýl malzeme taþýyorlardý. Zap'ta artýk mangalarýn ayrý ayrý yerleþmesi pratik sayýlmadýðý için, yeraltý tesisleri bir takým gerillayý barýndýracak büyüklükte yapýlmaktaydý.
Zap'ý inþa eden mimar, pratikten yetiþme bir gerilladýr ve o da Osmanlý mimarý ile ayný adý; Sinan adýný almýþtý. Sinan, çok çalýþkan ve külturlü bir mimar olmakla kalmýyor, iþin teorisine de vakýf olduðunu her halinden belli ediyordu. Tam da düþman çatlatan bir tip! Þimdilerde Zap'ýn kültür sarayý'nýn inþa edildiði yakasýnýn su sorununu hal etmekle meþgul. Çünkü o tarafta temiz su bulunmuyor. Karþý yaka ise gümbür gümbür akan pýnarlarla kaynýyor..
Ne zaman bitebilir bu proje? diye soruyorum. Cevabýný biraz temkinli veren Sinan;
Biz malzeme taþýma iþini baþlattýk. Her þeyin tamam olmasý, savaþýn gidiþatýna baðlýdýr. Fakat geçici bir çözüm saðladýk gördüðün gibiý diyor ve lastik bir boru vasýtasýyla karþý taraftan getirilen suyu gösteriyor. Borudan akan bu buz gibi sudan içtik ve ellerimizi yüzümüzü yýkadýk.. Hem de ahmak ýslatan türü yaðan yaðmura raðmen.
Sonra parlamentonun yeri olarak tasarlanan alana yöneldik. Buranýn inþasýný; ýmalzemenin temin durumuna göre 1997 yýlý içerisinde bitirmeyi tasarlýyoruzý demekle kalmýyor, bu konuda epey iddialý gibi de görünüyor. Aslýnda parlamentonun kaba inþaatý sayýlan yer açma iþlemi hemen hemen bitti sayýlýr. Iþ, duvarlarýn belli bir plan çerçevesinde örülmesine kalmýþtýr.
Teleferiði gösteriyor bana. Sonra bunun yetersiz kaldýðý anda bir asma köprü ile yer deðiþtireceðini ekliyor bir sorum üzerine. Cevabýný en fazla merak ettiðim sorulardan birini yöneltiyorum Sinan'a; Zap'ýn balýklarý ile aranýz nasýl Sinan arkadaþ? Sinan bu konuda oldukça iddialý konuþuyordu:
Oldukça nefis olan bu balýklardan hem çok yiyiyoruz hem de gelen misafirlere çok yedirdik. Duyduðuma göre Zübeyir buraya haklý olarak; 'Sinan'ýn balýk lokantasý' diyormuþ. Bir lokanta gibi iþlemese bile, burada yaptýðýmýz oldukça kaliteli ýzgaralardan pek çok yabancý misafir de memnun kalmýþtýr. Bunu rahatlýkla söyleyebilirim.
Buradan Sinan'ýn tamamlanmak üzere olan en önemli eserini, Kültür Sarayý'ný görmek için yürüyoruz bir müddet. Sinan ve kendisine yardým eden milisler, gerçekten çok muazzam bir eser vücuda getirmiþler.
Zap'ý yalayan bir yapýdýr bu, bir yalý.. Bahar aylarýnda kuduran sularýn baskýnýndan korunmak için binanýn tabaný yerden itibaren, neredeyse 6-7 metre yükselecek þekilde taþla veya toprakla doldurularak inþa edilmiþtir. Çok kýsýtlý imkanlarla yaratýlan bu eser gerçekten görülmeye deðer. 400 kiþi rahatlýkla oturup; ders konferans ya da düzenlenen herhangi bir eðlenceyi izleyebiliyor. Iþýklandýrmasý da yeterli olan bu yapýyý aydýnlatan enerji þimdilik motorlu bir jeneratörle saðlanýyor. Ama yakýnda Zap'ýn sularýndan enerji elde edilmeye baþlanacak. Iþte o zaman siz görün gümbürtüyü.. Bu yapýnýn çok daha ilerisinde, filme almayý red ettiðim tutukevleri ve diðer bazý güvenlik birimleri yer almaktaydý.
Bu tutukevlerinden birinde, o sýrada partiyi dolandýrmaktan sanýk Baxistanî de yattýðý için yapýlarýn yanýna yaklaþmayý dahi insanlýk dýþý buldum. Çünkü Baxistanî, beni kendisinden nefret eden biri olarak tanýyordu. Ben oraya gidersem, kendisini teþhir amacýyla oraya uðrayýp filme almaya çalýþtýðýmý sanacaktý. Hem bunu diðer tutuklular da böyle yorumlayabilirlerdi, ki bu tamamen yanlýþ bir kanýdýr. Kendisini veya kendilerini tanýmam ki..
yajk'ta
Kürt kadýnýnýn yükselen mücadelesinin sembolu olan YAJK, Zap'ýn baþkentinin ýen mutena semtlerinden biriýnde merkez tesisini kurmuþtu. Harika bir vadinin balkonu gibi duran bir yerde kurulmuþ olan bu tesisin kapýsýndan dýþarýyý seyredenler, gerçekten bakmaya doyum olmaz bir manzara seyretme olanaðýna kavuþurlar. Içerisinde pek çok evin yer aldýðý bu yeraltý tesisi, tamamen Kürt kadýnýnýn eseridir.
Bir köþesinde idare binasý bulunuyordu. Orada YAJK sorumlusu Helin ile karþýlaþtýk. Helin Avrupa'dan gelmiþti Zap'a. Avrupa'da iken çok faal olan bu bayan, yönetimin dikkatini çekince ve bir de kendisi ýsrarla müracat edince sýcak bölgelere kaydýrýlmýþ bir gerilladýr. Gururla tanýtýyor içerideki tesislerin kalan kýsmýný. Arka tarafta 100 kiþinin rahatlýkla ders dinleyebileceði bir okul inþa etmiþler. Okullarý çok zevkle dekore edilmiþ, tabii ki imkanlarý oranýnda. Jeneratörleri ben oraya gitmeden bir kaç gün önce bozulduðu için, aydýnlanma sadece denizci fenerlerinin yardýmýyla saðlanýyordu o sýralar. Bunun için kaliteli bir film alamýyoruz. Ama yine de neyin ne olduðunu aþaðý yukarý belirtebiliyoruz Halil'in ustalýðý sayesinde. Yapýnýn orta yerinde içtima yaptýklarý bir alan düzenlenmiþ, ki bunlarýn hepsi kapalý bir alanda yer alýyor. Dikkat çekici yön budur.. Ön tarafta, bayan gerillalarýn kaldýðý bir de yatakhane vardý. Yatakhane de kapalý alanýn içerisindeydi tabii ki..
Helin, bana ARGK içindeki bayan gerillalarýn oransal olarak az olduklarýný, ama sayý itibariyle 4000 gibi küçümsenemez bir rakkama ulaþtýklarýný söylüyordu.
Helin'e;
Ne o Helin arkadaþ, yoksa ordulaþýyor mu Kürt kadýný? diye soruyorum. Bir an yüzünde bir gurur ifadesi þöyle bir belirdi ve kayboldu. Sonra büyük bir ciddiyetle:
Evet ordulaþýyoruzý dedi. Bunun tüm birimlerde hemen baðýmsýz birlikler halinde örgütlenecekleri anlamýna alýnmamasý gerektiðini söyledi. Birliklerin konuçlandýklarý yerlere ve sayýsal durumlarýna göre bu tür baðýmsýz veya erkeklerle geçici olarak karma birlikler þeklinde örgütlenilebileceðini belirtti. Ama hedef, bir kadýnlar ordusu oluþturmaktýr. Zorlama olmadan ve özentiye kapýlmadan..
Konuþacak daha çok þey vardý. Ama bazý þeyleri gözlerimizle görmemiz daha iyi oldu. Gördüðümüz bayan gerillalar odun topluyor ve kýrýyorlardý. Duvar örmek için kocaman taþlarý taþýmýþ, kaldýrarak hayret edilecek bir beceriklilikle kendi yapýlarýnýn duvarlarýný kendileri örmüþlerdi. Bu arada, büyük yapýnýn kapýsýndan çýkarken, benimle Zap'a gelen bayan gerillaya da rastladým. Bana; ýyine düþüyormusun?ý diye soruyordu gülerekten..
lojistik'te
Lojistik, bir gerillanýn silah, mühimmat, giyim ve yiyeceðinin tümünü temin eden kurumdur ve bir yerde hareketin namusu sayýlýr. Bundan dolayý bir lojistikçinin hiyaneti, koskoca bir mýntýkayý aç býrakabilir. Lojistikçilerin, ARGK'nin en saðlam elemanlarýndan seçilmesi bundandýr.
Zap Cumhuriyeti'nin baþkenti olarak belirlediðim yerdeki lojistik kurumu iki göreve sahiptir; biri sadece Zap'a yönelik olaný, diðeri ise tüm ARGK'ye yönelik olaný. Zap'a yönelik olanýnda sadece Zap þehrinin ihtiyaçlarýnýn temini söz konusudur.
Öte yandan tüm hareketin bazý aðýr ihtiyaçlarýný temin etmekle de yükümlüdür Zap'taki lojistik kurumu. Ama bu, her eyaletin ve hatta her birimin kendi öz lojistik birimini kurmasýna ihtiyaç yoktur anlamýna gelmez. Aksine sýký bir koordinasyon geliþtiren tüm birimler, hem merkezi bir çalýþma geliþtirmiþler, hem de eyalet düzeyinden tutun daha aþaðý birimlere kadar baðýmsýz birer ýþubeý oluþturmuþlar.
Yani pratikte desentralizasyon ön plandadýr. Son zamanlarda Parti Liderliði bu desantralizasyonun daha da ileri götürülmesi için yoðun bir baský uygulamaktadýr. Bu seneki hedeflerinin iki senelik ihtiyaçlarýný depo etmek olduðunu söylüyor gerillalar. Muhtemel herhangi bir uluslararasý ablukaya karþý tabii. Bundan dolayý, 1996 güzünde çok hummalý bir alým süreci yaþadý birimler. Katýrlar, malzeme taþýmaktan bitkin düþmüþ vaziyetteler. Her bölgede geniþ depolar oluþturulmuþ. Buralar, boyuna takviye malzeme ile dolduruluyor. Sekiz katlý bir yeraltý maðarasý da keþfeden Zap'taki gerillalar, burayý da hazýrladýklarý yüz basamaklý ip merdivenlerin yardýmýyla, aðzýna kadar malzeme ile doldurmuþlar. Bu yeraltý maðarasýnýn giriþ kapýsýnýn neresi olduðunu, eðer oranýn sorumlularýndan biri size göstermezse yanýna bile gitseniz bulamazsýnýz.
Gerillalarýn artýk kendi emeklerinin ürünü olan gýdalar ürettiklerini biliyormuydunuz? Onlar hem hayvancýlýk yapýyorlar, hem de tarýmcýlýk. Bu sene turþu, reçel ve un imal etmiþler. Unu kendi deðirmenlerinde öðütmüþ, kendi fýrýnlarýnda ekmek haline getirmiþler.
Yakýnda kurulacak savaþ köyleri sayesinde bu iþi daha da ileriye götürmeyi planlýyorlar. Bu proje için milyonlarca dolar tutarýnda bir bütçe ayrýlmýþ bulunuyor. Bu para ile hem hayvan ve malzeme alýmý yapýlýyor, hem de savaþ köyleri inþa ediliyor. Her evi; ya bir sýðýnaða dayalý, ya da yeraltýnda inþa edilen bu köylerin, yarý veya tam kurtarýlmýþ bölgelerde kurulmasý planlanmýþtýr. Böylece savaþ dolayýsýyla yerinden yurdundan edilmiþ olan yurtsever Kürt Halký'nýn hem iskan sorunu halledilmiþ, hem de onlar; Birleþmiþ Milletler Mülteciler Komiserliði gibi ABD'nin propaganda düdüðü haline gelmiþ olan uluslararasý kurumlar eliyle itilmekten ve kakýlmaktan kurtarýlmýþ olacaklar.. Týpký Etruþ kampýnda olduðu gibi. Neresinden bakarsanýz bakýn, dünyaya karþý bir direniþtir bu! Lojistikte; depolamanýn dýþýnda, bir de imalat ve tamir faaliyeti sürdürülüyor.
Portatif bir fabrika kurmuþlar Zap'ta. Bu fabrika istenildiði zaman bir gün içerisinde sökülüp götürülüyor. Orada çok iyi bir usta olan bir Türk gerilla ile karþýlaþtým. Göðüs kabartýcý bir namus abidesiydi Heqqiyê Týrk.. Bir yeraltý fabrikasý gibi iþleyen bu ünitede telsizlerin fonksiyonlarýnýn deðiþtirilmesi dahil her türlü tamir iþi çok olaðandýr. Eski silahýnýzý oraya teslim edin, geri istediðinizde size verilecek olan silahý tanýmanýz mümkün deðil. Çünkü yepyeni bir ýmakinayýý geri alacaðýnýz kesindir. Radyo alýcýlarýnýn bile imal edilebildiði bu kurumda çalýþanlarýn ancak çok cüz'i bir kýsmý düzenli elektronik eðitiminden geçmiþ. Geriye kalanlar, bir iki el telsizi veya radyoyu ýbozaraký bu seviyeye ermiþler. Yani mektepli deðil, alaylý..
Bölgenin savunmasý ile ilgili tedbirler de çok dikkatle alýnmýþ. Komutan Mahir'in bildirdiðine göre ARGK, pasif savunma sistemlerinin yanýnda caydýrcý sistemler de geliþtirmiþ bulunuyor. Bu çerçevede çevredeki her yüksek tepenin baþýna bir doçka kurmuþ gerillalar. Bunlarýn içinde 12,7'likler, 14,5'likler ve bilhassa 23'lük toplar en gözde olanlarý. Þimdilerde stingerler ve katyuþalar da devreye girdi pekçok birimde. Sam-7'ler ise oldukça yeterli bir seviyede kullanýlýyor.
Daha baþka silah sistemlerinin devreye sokulmasý da an meselesi. Bunun dýþýnda kilometrelerce mesafelere kadar uzanan kazýlmýþ mevzilerle kara saldýrýlarýnýn göðüslenmesi hedeflenmiþ. Mevziler tunellerle takviye ediliyor. Velhasýl, ýteknolojiyi boþa çýkarmaký için her þeyi yapmýþ gerillalar. ýZavallý Türklerýin o dili de olmazsa, ýþu kadar eþkiya öldürdük, bu kadar kiþiyi ölü ele geçirdiký gibi yalanlarý da olmazsa acaba ne derlerdi verdikleri bu kadar kayýp karþýsýnda..
basýn-yayýn
Zap'ýn bir baþka köþesinde, iki ayrý yeraltý tesisinde çalýþan basýn yayýn kurumlarý görüyoruz. Biri bayanlarýn diðeri de erkeklerin çalýþtýðý bu kurumlar, gerillanýn bilgilenme ihtiyacýnýn karþýlanmasýnda çok önemli roller oynuyorlar. Bunlar hem partiden gelen, hem de YAJK'dan gelen teype alýnmýþ talimatlarý çözümler, yayýnlarlar. Hêlin'in bildirdiðine göre ayrýca gerillalardan gelen roman ve hikayeleri de yayýnlanmaya hazýr hale getirirler. Hareketin ihtiyaç duyduðu her türlü yazýyý hazýrlamak da bu kurumun iþidir. Bundan baþka tarihi yazýlý hale getirme çalýþmalarý da sürdürülüyor. Yayýn kurumunun erkek bölümünde Avrupa'da yaþayan pekçok Kürt'ün tanýdýðý; MED-TV'den giden Ahmet, Avukat Ferda ve Halil gibi gerillalar da var. Dünya ile haberleþme konusunda çok iyi durumda olan bu kurumun elemanlarýnýn bir eksiði var; radyo alýcýsý..
Bu kurum, 1993'teki parti kongresinden sonra kademeli olarak vücut bulmuþtu. 1995'te yapýlan PKK'nin 5. kongresinden sonra kurum, saptanan ýiktidarlaþmaý hedefi yönündeki adýmlara ayak uyduracak hale getirilmeye baþlandý. Tüm birimlerden gerillalarýn sicillerinin toplanmasý ve arþivlenmesi de bu kurumun görevleri arasýna alýnmýþ durumda. Bir gerillanýn akibeti hakkýndaki sorularýna cevap arayan herkes bu cevabý Basýn-yayýn kurumunun arþivlerinden rahatlýkla edinebilir. Kurum, ayrýca partinin yazýlý belgelerinin genel bir arþivini de tutuyor. Bu belgeler toplanýyor, düzenleniyor ve tüm insanlýðýn hizmetine sunulacak hale getiriliyor. Tam bir devlet kurumu gibi çalýþýyor, deðil mi? Hem de Türk Devleti'ni kýskandýracak bir kurum gibi.. Bu yazýnýn hazýrlandýðý sýralarda, Türk Devleti'nin KDP ile iþbirliði halinde yürüttüðü saldýrýlardan dolayý bu kurum da diðer pek çok kurum gibi kelimenin tam anlamýyla portatifleþmiþ bulunuyor.
muhabere
Basýn yayýn kurumu, muhabereye komþu sayýlabilecek bir mesafede kurulmuþ. Yarým saatlik bir yürüyüþ mesafesinde.. Uzun günün sonunda muhabere merkezine vardýðýmýzda artýk epey yorgunduk. Orada hem gerillalarla konuþacak, hem de dinlenecektik. Bir de daha önce nefret ettiðim, ama þimdi bu nefretimin sevdaya dönüþtüðü bir çay yapsalar keyfime diyecek olmazdý doðrusu..
Muhabere biriminin sorumlusu Cafer'in verdiði bilgileri dinlerken bu kurumun önemini daha iyi anlýyor insan. Bu birim, Zap Cumhuriyeti'nin gözü, kulaðý.. Düþmaný dinlerler, düþmanýn TV'lerini seyrederler ve önemli haberlerini tahlil etmek üzere kaydederler. Bunun dýþýnda tüm eyaletlerde süren savaþ ile ilgili haberler ve bölgelerde cereyan eden olaylar, sabah saat 11.00'de baþlayan tekmillerle eyalet sorumlularý veya eyaletlerin muhabere sorumlularý tarafýndan merkez karargaha bildirilir. Bu bilgiler yazýlý hale getirildikten sonra Genel Karargah Komutaný'na sunulduðu gibi, baþkanlýk alanýna da yine telsizle rapor edilir. Baþkanlýk alanýna gelen bu bilgiler, sakýncalý olanlarý hariç, dünya kamuoyuna sunulmak üzere DEM ajansýna fakslanýr. Bu arada eyaletler, önemli ve gizlilik derecesi olan bilgileri þifre ile geçirirler merkeze. Daha etraflý muhabereler, uydu telefonlarý ile yapýlýr ki bunlarýn düþman tarafýndan zaptý veya dinlenilmesi çok zordur.
Muhabere alanýnda uydu telefonu ve büyük telsiz cihazýndan baþka; bilgisayarlar, writerler, faks, daktilo birimleri ve ufak bir de tamir atölyesi bulunuyor. Büyük telsiz cihazlarýndan her eyalette, eyaletin alt bölgelerinin tümünde, bazan mýntýkalarda bile bulunur.
Kürdistan'ýn aþaðý yukarý yüksek daðlarýnýn tümünde, böylesi büyük telsiz cihazlarý kullanan muhabere timleri görev yaparlar. Bu, ARGK'nin haberleþmeye verdiði önemi gösterir. Bilgisayarlar, ise türlü iþlerde kullanýlýyor. Bu arada sicillerin de bilgisayara yüklenmeye baþlandýðýný gördüm. Türk Devleti'nin daha henüz ulaþmaktan uzak olduðu bir sistem!
Muhabere bölümü ayrýca tüm parti yazýþmalarýnýn da yapýldýðý bir yerdir.
hastane
Saðlýk kurumunun bir ünitesi olan Zap Hastanesi, çok güzel inþa edilmiþ bir yeraltý tesisidir. Üç odalý olan bu tesisin ayrýca, sýkýþýldýðýnda 200 kiþinin girebileceði iki de sýðýnaðý vardýr.
Kapalý bir tuvalete sahip olan hastanede bir de eczane bulunuyor. Bir doktor, iki hemþire ve bazý hasta bakýcýlarýn görev yaptýðý hastane, yakýnda yerini bu bölgede yapýlacak olan daha geniþ bir hastaneye terk edecek. Yeri saptanmýþ olan bu yeni tedavi kurumunun süratle tamamlanarak faaliyete geçmesi için yurtseverler ellerinden geleni yapýyorlar.
Bu yapýda oldukça kullanýþlý bir ameliyathane, koðuþlar ve muayenehane bulunacak. Doktorlarýn tümü pratikten yetiþme olan gerilla hareketi, devresel de olsa oraya gidip görev yapacak olan doktorlara muhtaçtýr. Bilhassa göz, ortopedi, diþ ve genel cerrahi konularýnda uzman elemanlar aranmaktadýr. Avrupa'da yaþayan Kürt doktorlar artýk silkinmeli, ülkelerinin savunmasýna bu yönden de olsa katkýda bulunmalýdýrlar. Bu çok zor deðildir. Oraya gidecek olan doktorlar, hiçbir güvenlik endiþesi taþýmamalýdýrlar. Sadece gidecek iradeyi beyan etsinler yeter. Kendilerine gidecekleri yere kadar yardýmcý olunacaðý kesindir.
Doktor Ržbar'ýn bildirdiðine göre, Gerilla'da hastaneler bölge esasýna göre oluþturulmuþtur. Güney'de; Garê, Metina, Avaþin ve çiyayê Sipî'de birer ünite bulunuyor. Buralarda görev yapan ve pratikten yetiþen doktorlar, hastalarý baþka yerlere sevk etmeden tedavi etmek için ellerinden geleni yapýyorlar. Bu arada Avrupa'da yüksek hemþire okulunu bitirdikten sonra gerillaya katýlan Dersimli bir hemþireye de rastladým hastanede. Çok iyi bir öðrenim görmüþ bu hemþire, daha fazla faydalý olmak için bilhassa Avrupa'daki yurtseverlerin ilgisini bekliyor.
okul
Zap'ta, halen kullanýlmakta olan bir ýKadro Eðitim Okuluý bulunmaktadýr. Bu kadro eðtim okulu son saldýrýda Türkler'in ýzapt ettiký dedikleri yer deðildir. Orasý, damladýðý için gerillalar tarafýndan terkedilmiþ bir yerdi. Þu yazýnýn hazýrlandýðý sýrada o mýntýka da gerilla kontrolu altýndaydý. Asýl okul daha içlerde ve gizli bir yerde kurulmuþtur. Sorumlu Harun'un bildirdiðine göre okulun þu anda 200 cývarýnda öðrencisi bulunuyor. Bu okula ülkenin her tarafýndan, gerilla komutanlarý ve çeþitli seviyelerdeki parti kadrolarý devresel olarak gelerek siyasi eðitimlerini bitirir ya da siyasi konulardaki bilgilerini tazelerler. Eðitim þimdilik sadece Kürtçe verilmektedir. Fakat yakýnda Türkçe eðitim veren bir okul daha buna eklenecektir.
Zap'ýn eðitim amaçlý faaliyetlerinden biri de, pratik askeri eðitim veren birimidir. Bu birimin sorumlusu olan Mahir, askeri okul bitirmiþ bir komutandýr. Pratik askeri eðitimin yanýnda yakýnda faaliyete geçmesi beklenen bir teorik askeri eðitim okulu veya akademi de planlanmaktadýr. Bu akademi, Türk Harp Akadamisi'nin özdeþi olacak.
Buralarda tetkiklerde bulunan bazý dost gerilla uzmanlarý, ARGK gerillasýný gerek imkanlarý ve gerekse bu imkanlarý kullanma becerisi açýsýndan ýbeþ yýldýzlý gerillaý olarak nitelemiþler. Kendileri þerefine yapýlan bir askeri tatbikatý da izleyen bu Avrupalý uzmanlar, Kürt gerillalarýný performans açýsýndan misli görülmemiþ bir gerilla olarak niteliyorlardý.
Okuldaki çekimleri bitirdikten sonra Ozan ile buluþtuk, çay içip sohbet ettik. Ozan çok hoþ sohbet bir gerillaydý. Kendisi daha önce Türk solunun bir partisinde, birçok önemli görevler yüklenmiþti.
Ozan'ýn ARGK gerillasýnda da hizmetleri oldukça fazladýr. Fakat Ozan'ý diðer arkadaþlarýndan ayýran bir özelliði vardý, da þu; gerilla savaþý aþamasýnda Kürt Ulusal müzesinin kurucusu olmasý.. Çeþitli yerlerdeki sýðýnak kazýlarýnda gerillalar tarafýndan bulunmuþ olan tarihi eserleri bir araya toplayan Ozan, onlarý gözü gibi korumaktaydý.
Büyük ve takdir edilmesi gereken bir hizmetti bu bence.. Savaþ sýrasýnda tarihe ýþýk tutacak eserlere sahip çýkabilmek, onlarý kem ýelýlerden sakýnabilmek az þey mi? Arkadaþlarý Ozan'a çok takýlýrlardý. Þaka kaldýran bu Koca Çýnar'ýn bir de disiplinlilikle ilgili hikayesi anlatýlýr. Ozan, daha henüz ARGK'ye ilk katýldýðý ilk günlerde, daha sýký bir disiplin nasýl saðlanýr sorusuna cevap ararmýþ. Bir gün bölge yönetimini ikna ederek, týpký Türk Ordusu'nda olduðu gibi, subaylarýn her görünmesi ile oradakilerin ayaða kalkarak saygý dürüþuna geçmesi mecburiyeti getirmiþ.
Fakat aksilik bu ya, o gün hem içeri girip çýkan komutanlar çokmuþ, hem de oturulan manganýn kendi sorumlusu ishal olmuþ. Yani giden gelenin çokluðu dolayýsýyla oradaki gerillalar neredeyse hep ayakta durmak zorunda kalmýþlar. Son komutanýn dýþarý çýkmasý ile ayaða kalkmýþ olan gerillalar tam oturacakken, ishal olan sorumlunun geri gelmekte olduðunu gören kapýya yakýn duran arkadaþlarý: Heval zahmet etmeyin, biri daha geliyor! dedi.. Ve bir kahkaha koptu.. Sihir ve Ozan'ýn getirmek istediði o ordusal þekli disiplin bir anda bozulmuþtu. Iþlemiyordu bu sistem. Komutanla gerillanýn iç içe yaþadýðý, ayný çadýrý istirahat yeri olarak kullandýðý bir alanda bu sistem nasýl iþleyebilirdi ki! Kaldýrýldý tabii. Bu, anlatýldýðýnda Ozan'ý hem güldüren hem de zaman zaman kýzdýran anýlardan biriydi..
Ozan, Mayýs-1997'de, KDP-Türk ortak harekatý sýrasýnda iþbirlikçilerin eline düþeceði sýrada üstünde bomba patlatarak kendisini imha etmiþti. Böylece Kürdistan devriminin unutulmaz þehitleri safýna katýlan bu kahramaný saygýyla selamlýyorum.
cuma ve abbas geliyor
Dökümanter film çalýþmalarýmý, verdiðim aralarla birlikte bir haftalýk bir süre içerisinde bitirebildim. Dönüþ yolculuðuna çýkmaya hazýrdým artýk. Elde ettiðim bunca dökümaný bir an önce düzenleyerek yayýnlamak istiyordum. Böylece gerillalarýn sesini dünyaya duyurmak için elime geçen fýrsatý en iyi bir þekilde deðerlendirmiþ olacaktým. Elimdeki materyalden; beþ-altý hikaye kitabý, 1984 devriminin tarihi, bir dökümanter film, gazeteye seri yazýlar, internete fotograflar verme gibi þeyler yapmayý planlýyordum. Bu arada talep olursa seminerler de verebilecektim.
Zap'taki iþlerimi bitirdiðim zaman Riza, Cuma'nýn Buraya gelmekte olduðunu bildirdi. Demek dönmeden önce kendisini son olarak bir daha burada görebileceðim. Bu arada sanki ýsözleþmiþýler gibi, Abbas'ýn da Oramar'daki görevini bitirip ayný zamanda buraya geleceði haberi ulaþtý. Onu da görmek iyi olacaktý. Çünkü ikisi de benim kahrýmý epey çekmiþlerdi.
Bu arada teyp bantlarý ile gerillalarýn hatýralarýný kaydediyor, fotograf kolleksiyonumu tamamlýyordum. Bazan çekinenler veya utangaçlýk gösterenler çýksa da, gerillalarýn çoðunluðu hiç çekinmeden mikrofona konuþuyorlardý. Bu da iþimi kolaylaþtýrýyordu tabii. Topladýðým materyal ayrýca 1984 devriminin tarihini yazarken de bana yardýmcý olacaktý. Bundan dolayý çok büyük bir ciddiyetle iþin üstünde duruyordum. Mikrofona konuþanlarýn hikayelerini dinlediðimde, bilhassa son yýllarýn gerilla hareketleri konusunda çok zengin bir bilgi birikimine kavuþtuðumu gördüm. Bu beni ziyadesiyle sevindirmiþti.
Bir gece vakti, Cuma ile Abbas'ýn ayrý ayrý yerlerden ve fakat ayný anda Zap'a geldikleri haberi ulaþtý. Cuma Parti Merkez Okulu'ndaki eðitimlerini bitiren gerillalarla birlikte ulaþmýþtý oraya. Yaðmurda ve çok çetin geçen bir yolculuktan sonra varmýþlardý merkez karargahýna. Çok yorgundular. Yeni gerillalarýn bazýlarý adeta bitkin bir vaziyette ulaþmýþlardý karargaha. Bu gelenler arasýnda, Merkez Okulunu ziyaret ettiðimde tanýdýðým iki gerilla da vardý. Bunlar, 15-16'þar yýllýk mahpusluk hayatlarýný yeni noktalamýþ ve hemen gerillaya koþmuþ olan yorulmaz ýgençlerýdi; Siverekli Süleyman ve Sivaslý (Türk-alevi) Cemal.. Bu kararlý insanlarýn kýsa sürede gerilla hayatýna uyum saðlayacaklarý muhakkaktýr.. Onlar için þimdi sýra, bilimsel anlamda, intikam sýrasýdýr. Baþarýlar Cemal, Baþarýlar Süleyman..
Cuma çok yorgun görünüyordu, ama Abbas bana mýsýn demiyordu. Ikisi arasýndaki bu fark, Cuma'nýn sýcak mücadele alanýný bir süre için (zorunlu sebeplerle) terk etmesinden ileri geliyor.. Fakat bu saygýn komutanlarýn ikisinin birlikte Zap'a gelmesi herkesi canlandýrmýþ, moralleri düzeltmiþti.. Ama!
Ama Cuma'nýn sigara tiryakilerine kötü bir haberi vardý. Sigara içmek yasaklanacaktý! Týpký Merkez Okulu'nda olduðu gibi.. Bu ýkötüý haber çabuk yayýldý. Herkes bir açýklama bekliyordu. Doðru muydu acaba sigaranýn yasaklanacaðý? Tiryakiler, bunun kötü bir þaka olmasý için ýduaý ediyorlardý. Nihayet günü geldi ve bir ders sýrasýnda Cuma, teklifi oya sundu. Kimisi gerilla þovenizmi (siz bunu erkek þövenizmi anlayýn) duygusundan, kimisi inandýðý için, oybirliði ile alýnan kararla Zap'ta sigara içmek yasaklanmýþtý. Bundan böyle lojistik sigara alýmý yapmayacaktý. Bu karara en çok üzülenlerin baþýnda Ozan geliyordu. Ozan; parti, 17 yýllýk karýmdan ayýrdý beni, bana aðýr gelmedi, çünkü sigara dumanýnda hep görürdüm onu. Ama þu sigara yasaðý.. Üfff! diye dövünüp duruyordu..
allahaýsmarladýk
Benimle birlikte Parti Merkez Okulu'na gidecek olan gerillalarýn seçimi bitmiþ, kafile hazýrlanmýþtý. Öðlen üzeriydi. Riza geldi ve sanki alalade bir þey söylüyormuþ gibi konuþtu; az sonra yola çýkacaksýnýz. Hazýr olmamý istedi. Ben zaten hazýrdým. Sýrt çantamý aldým. Etraftaki arkadaþlarla vedalaþtýktan sonra yukarýlara doðru yola koyuldum. Veda etmek için bir kaç adým aþaðýdaki Sindý (Pakistanlý) mangasýna uðramadým. Çok yazýk oldu doðrusu. Bu cefakar insanlara buradan veda ediyorum, eðer duyabilirlerse.. Fakat yol üstündeki birimlerin tümünü son kez selamlayarak ilerliyordum. Bu arada Arap mangasýndaki arkadaþlar da mangalarýndan çýkmýþ; merhaba heval refiq! diyorlar, el sallýyorlardý en sevimli halleriyle. Bilindiði gibi; refiq, hevalýn Arapça'sýdýr. O kadar süredir buradalar hala iki kelimenin aynýlýðýný öðrenememiþlerdi..
Yol arkadaþlarýmla birlikte, Cuma ve Abbas yukarýdaki bir noktada beni bekliyorlardý. Arkadaþlarýn yoklamalarý yapýldý. Herkes tamamdý. Sýra son tembihlere gelmiþti. Cuma; arkadaþlarý diye söze baþladý ve bilhassa yürüyüþ kolu komutaný Harun'a hitap ederek þöyle devam etti: Sirac arkadaþ, yeryüzünde görebileceðiniz en samimi gerilla dostudur. Bu kesin bir þekilde anlaþýlmýþtýr. Onun gerilla sevgisi içten gelen bir sevgidir. Bundan dolayý yolda... Sözlerinin devamýnda benim tehlikelerden korunmamla ilgili tembihler vardý ki bunlarý kaydetmeyeceðim.. Sonra kalktýk. Her güzel þey gibi bu yolculuk da noktalanýyordu. Bir kaç kiþi toplanmýþtý orada. Sýraya girdiler. Teker teker hasretle öpüþtük..
Bir daha ne zaman ve kimlerle, kim bilir? Kýsa sürdü vedalaþma. Çünkü kuyruk oldukça kýsaydý. Geride kalan bir kaç dost, ellerinin çýkarabildiði kadar sesle bir alkýþ tutturmuþlardý. Týpký eyleme giden gerillalarý uðurlar gibi...
Allahaýsmarladýk özgür topraklar! Allahaýsmarladýk Zap Cumhuriyeti! Allahaýsmarladýk, Allahaýsmarladýk GERILLA! Bizim için Allahaýsmarladýk, 'yeniden buluþmak üzere' anlamýna gelirý. SERKEFTIN!