Türk Faşistleri’nin kurumlaşma çabası

Türkler’in büyük bir çoğunlukla desteklediği AKP, bir nevi İslam, “Erdoğan İslamizmi”, İslam’ın bütün kurallarını çiğneyerek ilerliyor. Bu dışa bağımlı, yöresel bir faşismdir. Kurumlaşma çabalarına hız vermiştir. Bu yeni ve İslam’ı dahi istismar ederek ilerleyen Erdoğan faşizmi artık gül bahçesinde değil. Kısacası Türk Devleti’nde kurumlaştırılmaya çalışılan faşist yapı durmadan yıkıyor. Ama yenisini dış ve iç engellerden dolayı hala kuramıyor.

Önce gidişata şöyle bir bakalım:

Türk Devleti’nin kaderini eline alan AKP, Washington destekli olarak 2007’den, yani Gül’ün ve ardından Erdoğan ile şimdi hapiste olan bir generalin ard arda gerçekleştirdiği ABD gezisi sonrasında adeta “kara donlular” ihtilalini başlattı. Bu “ihtilalin” öncesi de var. Fakat kuruluş aşamasında, yani 2007 öncesinde Erdoğan’ın Washington’dan icazet alması çok yazılıp çizildiği için geçiyoruz.

Washington’un, Akdeniz’i bir NATO ve giderek ABD gölü haline getirme amacıyla verdiği garanti ile yol alan “Türk” Duçe Erdoğan sağlam bir çekirdek ekiple yürümenin meyvelerini toplamakta gecikmedi. Kısacası;

Bölge; İslami Ortadoğu..

Gelenek; şefe bağlılık ve talancı bir yayılmacılık.

Ekonomi; komprador burjuva ve kopya üretimin hakim oldoğu bir gelişme seyrine sahip..Bu ekonomi içte yeni ve talancı bir gelişme seyri izlemektedir.

Oturtulmaya çalışılan yeni devlet yapısı; İslamo-Batıcıdır ve temelleri Kemal tarafından atılmış bir yapıyı alt-üst ederek yükselmektedir.

Siyasi açıdan ABD’ye görünür ve görünmez bağlar ile bağlıdır.

Bütün bunlar Türk Devleti’nin, Hitler’inkine benzer “kişilikli” bir Nazizm (Faşizmin Alman versiyonu) geliştiremediği, ikinci sınıf saydığım İtalyanlar’ın Mussolini’sinin geliştirdiği bir faşizmle “yetinmek” zorunda kaldığını gösterir. Mustafa Kemal döneminde emperyalizme karşı daha bağımsız bir çizgi izleyen Türk tipi faşizmin en büyük hedefi Kürt varlığını, kişiliğini ve tüm kültürel değerlerini ezmektir. Ama kurumlaştırılmaya çalışılan bu ucube faşizm, tüm çabalarına rağmen hedefine bir türlü tam olarak varamıyor.

Erdoğan Faşizmi’nin kurumlaşmasının önündeki en büyük iki engelden biri elbette Kürt Ulusal Direnişi’dir. Söz konusu olan bu direnişi, hayati ve ölümüne cereyan eden bu mücadeleyi anlamak için konuya bilinçli bir şekilde bakmak gerekir. Faşizmi anlamak, ezbere bazı cümlelere sarılarak bazı genel belirlemelere sarılmamak gerekir. Dünyanın her bölgesinin faşist şefleri şimdiye kadar hep yaşadıkları bölgede yaşayan hedef kitlenin geleneklerini istismar ederek yürümüşlerdir.Sonuçta Salazar, Franko ve hatta Baas Liderlikleri (Şam ve Bağdat) alt faşist yapılar kendilerine özgü bir yol haritası geliştirerek doğmuşlardır Bu yapılar toplumsal ilerlemeye direnemeden, bazan dış dinamiklerin etkisi ile tarihin tozlu raflarına kaldırılmışlardır. Erdoğan bu akibetten azade değildir.

İşte böylesi bir bölgesel arenada ve kısmi olarak bu arenada yaşayan halkların tüm değerlerini istismar ederek doğan bir üst yapının ve talancılığa dayanan bir birikimin, kaba deyimi ile, sınırlarını çizdiği bir devlet var karşımızda. Erdoğan’ın devlet sistemi kaba ve prematüre bir ideoloji ile yürütülür. Bu iddiamın altını dolduracak bir tahliller zincirini daha önce sunmuştum. Bunları alt alta koyduğumuzda, faşizme doğru yol alan AKP’nin kurumlaşma aşamasını tamamlaması, şu an itibarı ile içte Kürt Direnişinin kırılmasına, dışta ise bir çok faktöre bağlıdır. Gördüğümüz kadarı ile her iki cephede de oldukça sıkı bir direniş vardır. ABD yönetimi’nin “biz Türk Devleti’ni sonuna kadar destekliyoruz” iddialarına rağmen Erdoğan Faşizmi ile bu süper güç arasında büyük bir uçurumun daha da derinleştiğini saklamaları mümkün olmamaktadır.

Şimdi şöyle bir bakalım:

Mısır’da güya bir “devrim” gerçekleşti.. Arap Baharı’nın devamı idi bu “devrim”. Ben işin başından beri, bubaharcı güruhu desteklemekle ABD’nin baltayı taşa vurduğunu söyledim, bu görüşümü kapalı cümlelerle yazıya da döktüm. Ama pek zeki sayılmayan Washington’un dışişleri bakanlığı Ortadoğu masası “eşrafı” kendisini değişime kaptırmış gidiyordu, gidiyor.. Öte yandanTürk Devleti’nin şefi Mısır’daki değişimi bütün gücü ile kucaklamıştı kucaklamaktadır. Bu çerçevede en son yardım olarak Mısır yönetimine Bir Milyar lira yaardımda bulundu. Peki Mısır’da iktidar sahipleri kimler? İxwan-i Müslimin (Müslüman Kardeşler). Libya’da Qaddafi’yi alçakça katledenlerin bileşiminine bakıyoruz... Aralarında İxwancılar’ın da yer aldığı islamistler. Yani Fransa ve ABD, arkalarına dünyayı takarak laik bir rejimi devirip, iktidarı kendilerine İslamist adını veren talancılara terk ettiler. Türk Devleti bu rejime de İki Milyon lira hibe ettii.

Şimdi sıra Suriye’de. Ortadoğuda en fazla nefret ettiğim Esed rejimi’ne karşı yürütülen savaşın taraflarına baktığımızda sahnede üç gerici Arap rejimi ile İslamist (siz münafıq okuyunuz) Türk Faşist Rejimini görürüz.. Türk Devleti Suriye’deki İxwanlar’ın öncülük ettikleri yıkıcılara daha şimdiden milyarları bulan bir kaynak harcamıştır. Bunlar, kendilerinin ifadesi ile, iktidara geldiklerinde Kürt Özerk adacıklarını yıkmayı, alevileri ezmeyi, Hristiyanlar’a derslerini vermeyi açık veya kapalı bir şekilde taahhüt etmişlerdir. Cemevleri’ne “ucube” diyen, Kürt Politikacılarını rahin alan Erdoğan gericiliğinin en büyük dostu ABD Dışişleri değil mi?

ABD geç de olsa ve dışa vurmasa da yaptığı büyük hatayı anlamış gibi görünüyor. Libya’da diplomatları Radikal İslamistler tarafından öldürüldüğünde bir yetkilileri boşuna; “biz bunları ‘kurtardık’, bunlar neden böyle yapıyor, bizi öldürüyorlar?” demedi.. Aslında kapalı kapılar ardında çok şeyler döndüğünün işaretidir bu.. Hele o beyzbol sopalı telefon görüşmesi ortaya çıktığında onurlu bir devlet yönetimi diplomatik ilşkileri keserdi... Amaaa.. Ama ortada koskoca bir Kürt Savaşı varken Ankara sus pus kesilmek zorunda kalmıştı..

Evet, Kürt Mücadelesi artık ilan edilmemiş dört başı “mamur” bir savaştır. AKP Devleti pervasızca ve hiç bir ahlaka uymayan bir savaşı başlatmış olmanın rahatsızlığını yaşamaktadır. İşte böylesine bir sıcak süreçte Erdoğan at değiştiremiyor.. İlle de dereyi geçecektir.

Kürdistan’da savaş, Suriye ile boğazlaşma, İran’la füzecilik oyunu, Irak Merkezi yönetimi ile mezheb çatışması., Ermenistan ile Karabağlar restleşmesi ve Rusya ile boy verme ihtimali yüksek bir ekonomi savaşı.. Şıvayk Askerde!

2012-10-20

A Sirac Kekuyon

Gorusunuzu yaziniz