Vicdan tatilde..

Yazıma önce NATO’nun çok sevindiği bir linç olayı ile başlıyorum. Evet, Libya’nın başeğmez Lideri Kaddafi, “Vahşi Batı”nın yönlendirdiği işbirlikçiler tarafından linç edildi. Obama ve Kürt Düşmanı Little Rock’lu Clinton bu linçi büyük bir sevinçle karşıladılar. Türk Yönetimi ve doğum yapan eşinin yanından ayrılmayan Fransa Devlet başkanı ise bayram ediyorlar.

Kaddafi’nin linç edilmesi ile Afrika’nın kahraman liderleri; Agostinho Neto, Amilcar Cabral, Patrice Lumumba, Ömer Muxtar, Kwame N’Krumah, Siad Barre gibi liderlerin boy verdiği serisinin bağımsızlık sevdası ile doldurduğu halkların umudu, en aşağısından bir süre için, sona erdi. O gerçek bir Libya kahramanı, Afrika sevdalısı insandı. Kanı beş para etmez işbirlikçilerin demokrasi için değil, NATO’nun çıkarları için savaştıkları daha somut olarak ortaya çıkacaktır. Gerçek bağımsızlık sevdalısı Libyalılar’ın başı sağ olsun. Bütün hatalarına rağmen o, Hugo Chavez’in dediği gibi, uluslararası bir zulüm birliğine hayatı pahasına direnmiş bir şehittir.. Afrika sevdalılar’ın başı sağ olsun..

Şimdi yazıma geçebilirim..

Çok yazdık. Erdoğan dünya faşistleri arasında en yalancı, en ahlaksız, en omurgasız olanıdır. Sadece şu son aylara bir bakarsak durumu daha iyi anlarız.

Erdoğan Libya konusunda nasıl göbek attı, hepiniz ibretle gördünüz, duydunuz.. Afrika’nın ve özllikle Ömer Muxtar’dan sonra gelen Libyalı en büyük Lider Kaddafi’nin ölüme gittiği yolu açanların başında gelir. Niçin? Gözü doysun, bir avuç dolar için..

Mısır konusunda çevirdiği manevra da ortada.. Ama pek tutmadı.

Çaresiz kalan Filistinliler için bir iki parlak laf etmesi onları tavlamak için yetti ama bu da tutmamışa benziyor.

Suriye Lideri’ne “kardeşim” dedi (biribirlerine çok yakışmalarına rağmen). Şimdi onu da arkasından vurmaya kalkıyor..

İran ile tam da iç içe geçmişken birden bire radarları Malatya’ya kurdurma kararı aldı. Ama hala Kürt düşmanlığı temelinde birşeyler kurtarmaya çalışıyor.

Bunların tümü Receb’in yalanları yüzünden oldu.

Erdoğan en temelli yalanlarını ise Kürt Halkı’na fısıldadı. “Kürt Açılımı” başlattığını duyurdu. Bu açılım benim gibi bir kaç kişi hariç pekçok insanı umutlandırdı. Güneyli Liderler dört elle bu sahtekarlığa sarıldılar.. TV’lerin yayınlarındaki saldırgan dil geriledi. Öte yandan gerilla bölgesinden, Maxmur’dan insanların Türk Devleti’ne geçişine yeşil ışık yaktı. Özel mahkeme ile gelenleri “akladı”. Ama karşılamadaki ihtişam onu ürküttü, Türk’ü ürküttü, askerleri ürküttü.

Zaten taktik bir hamle olan “açılım”ı durdurduğunu seçimden önce ilan etmişti. Gittikçe saldırganlaştı. Düşük Yoğunluklu Üçüncü Dünya Savaşı’nın verdiği olanakları, manevra kaabiliyetini arttıracak şekilde sonuna kadar kullandı. Böylece kitlesel tutuklamalar başlattı. 5-7000 arası Kürt İnsanı şu anda bu saldırgan politika sonucu zindanlarda rehin tutuluyorsa bu, “İslami” yalancı bir “Türk”’ün ne kadar tehlikeli olabileceğini gösterir.

Öte yandan Erdoğan’ı kullanan, ama bir dereceye kadar kendilerini de kullandıran Batılılar, dayandıkları en temel değerleri ayaklar altına alarak Türkler’in isteklerine boyun eğdiler. Demokrasi’nin kalesi sayılması gereken sandıklardan çıkan sonuçları yok sayan, seçilmişleri kilit altına alan, bu doğrultudaki saldırılarına daha da devam edecek olan Türk yönetimine destek veren ABD başta olmak üzere Batı, uygarlığın içine de “etti”. Sandık diye sadece çeyiz sandığını tanıyan ve “7 Kızkardeşler” olarak bilinen büyük petrol şirketlerinin koruması altındaki Saudiler’i askeri ve siyasi alanda destekleyen NATO, demokrasi alanını maske olarak kullanamaz hale gelmesini umursamaz duruma düşmesine aldırmıyor bile.. “Büyük Birader”in gözetim ve denetim altında tuttuğu yazılı ve görsel dünya basınının da yardımı ile, vicdansızlığın zirvesini yaşayan rejimleri açıkça desteklemekte en ufak bir engel tanımıyor.

Erdoğan şimdi, tıpkı Xarpêt’te (Elaziz’de) olduğu gibi, SA birliklerini oluşturma aşamasındadır. Bu birlikler Müslüman ve Alavî Kürtler’e karşı “dinsizler dışarı” sloganı ile saldırıya geçmiş bulunuyorlar. Bu saldırıların taktik bir frenleme yapılıp yapılmayacağına bağlı olarak sertleşeceği kesindir. Buna karşı direnişinde paralel bir gelişme yolu tutturacağı da eşyanın tabiatına uygundur. Türk partileri, özellikle CHP, kendisini “Kürd’e karşı her ne pahasına olursa olsun zafer” fikrine kilitlediği için yeni gelişmeyi de tıpkı faşist tırmanıştaki diğer aşamalar gibi görmezlikten geliyor. Ruhunu iblise satmış olan çifte dönek Kılıçdaroğlu, şu anda Türk Devleti’nin kuruluş prensiplerine ne derecede bağlı olduğunu ıspat etmeye çalışıyor. Böylece Kürt Halkı “AKP usulu SA birlikleri”ne karşı da yalnız kalmış durumdadır. Doğrusu iyi de direniyor. Bu direnişi, mücadele içinde yaptıkları hatalardan ders alarak geliştireceklerini bekliyorum. İş başa kalınca çok şey yapılır.

Görüldüğü gibi, hem Batı’da, hem de Türk Devleti’nde vicdanlar tatilde..

2011-10-23

A Sirac Kekuyon

Gorusunuzu yaziniz












I'm so glad that the internet allwos free info like this!

Sebastian

2013-01-23 21:38 - I'm so glad that the internet allwos free info like this!

vicdan tatilde

KeyfoAga

2011-11-22 14:04 - Öyle bir adami kahraman ilan etmissinizki! yazilarinizdan anladigim kadariyla doktorsunuz. siz kaddafi gibi hasta ruhlu birine kahraman derseniz gercek kahramanlara ne dersiniz bilemiyorum.yazilarinizi zevkle takip ediyorum ama bu yazinizi anlamakta zorlaniyorum. Kürtlerin en büyük problemlerinden biride aydinlarinin, elit kadrolarinin(varsa) kürtlerin kan ve gözyasiyla yarattigi emeklerini dogru kanalize etmemeleridir. Kaddafiyi savuursaniz kürtlere gösterecginiz yol tartismali olur.