Halkın yazmakta olduğu makaleler daha sert!
Çoğu insanımız benim yazılarımı sert bulur. Yazılarımla ilgili çok sayıda dosça uyarılar bile aldım. Bu durumda kendim de zaman zaman; “acaba ipin ucunu kaçırıyor muyum” diye kuşkulanmadım değil. İşte tam da böylesi bir ruh hali yaşarken ROJ TV’yi daha dikkatle izleyerek halkın eğilimini saptamaya çalıştım.
Kısa bir süre içerisinde ROJ TV’de seçimi izlemenin bir ayrıcalık olduğunu gördüm. Halk Seçim-2011’i çoğu insanın gördüğü gibi görmüyor.. Büyük bir çoğunluk 2011’in bir hesaplaşma platformu olduğunu görüyor ve anlatıyor. Yapılan mitinglerde takınılan tavırla halk, Kürd’e karşı düşmanca bir duruş sergileyenlerin yüreğine korku salıyor, dostları ise hayretler içinde bırakan bir cesaret, bir serdengeçtilik sergiliyor.
Herşey açık!
Bilinçli bir hedef seçimi..
Tavırlar sert ve net!
Duruşlar kararlı!
Birliğe nicel ve nitel katılım derseniz, bir göle atılan taşın yarattığı halkalar gibi çoğalıyor, büyüyor. Demek ki “iki Kürd’ü bir araya getirmek, Kürdistan Dağlarındaki taşları bir araya getirmekten daha zordur” diye kehanette bulunan Fransız bakan yanılmış.. Güney’de-Kuzey’de, Doğu’da-Batı’da...
Kürt bir araya geliyor..
Kürt kucaklaşıyor..
Belki de artık biribirimizi hiç yemeyeceğimiz bir virajı alıyoruz!
Rüya gibi..
Dış güçlerin gazına gelmeyeceğiz.. “Ahmet sana sövüyor”, “Mehmet Amerikacı”, “Yusuf işbirlikçi bir partinin adamıdır” dediğimiz veya benzeri telkinleri dinlediğimiz günler yavaş yavaş geride kalıyor. Umarım bu birlik ruhu ebediyete kadar sürer.
Dökülenler,
Yorgunlar,
Hala uyuyanlar
Ve
Ruhunu İblis’e teslim edenler elbette olacaktır.
Ama..
Birlik ruhu ve birlik eylemi, Türk demokrat ve sosyalist, hata belki de liberal kesimini de kapsamna alarak genişlemektedir. Böylece Kürdistan’daki özgürlük savaşımı daha bir derinlik kazanarak büyük bir coğrafyanın demokrasi, emek ve özgürlük mücadelesi haline dönüşme potansiyeli taşımış oluyor. Artık ismi konmamış bir anti-faşist mücadele gündeme oturmakta ve yürütülmeye çalışılmaktadır. Duçe’nin gardını almaya hazırlandığı “15 Haziran Sendromu” bu büyük birlik ruhu ve eylemi ile karşılanacaktır.
Emek ortak..
Savaşım ortak..
Yol evrensel..
Yürüyor Zilanlar, Berivanlar..
Yürüyor Çzgürler, Barışlar..
Faşist yürüyüşte yalan en büyük silahtır. İşte Duçe! Tam bir yalan makinası.. Umutsuzca, komşuların yardımı ile Kürd’ün mücadelesini izole etmek, bölgesel düzeyde yalnızlığa itmek için planlı manevralar icra ediyor.
Gölgesine sığındığı Obama sayesinde çevirmediği dolap kalmadı. Bu ikilinin hedefi Türk Devleti’ni zulmun merkezi, Ortadoğulu’nun korkulu rüyası haline getirecek bir bölgesel süper güç seviyesine erdirmek veya yakaladığı o seviyeyi perçinlenmektir. Kemalizm kokan TC Anayasası’na (1982) ılımlı bir islami elbise giydirmek suretiyle Kürtler’in bir kesimi dahil, Türk Devleti’nin üstünde yükseldiği coğrafyadaki tüm halk kümelerini ardlarına takmak istiyorlar.
Ama önce faşist iktidar güçlenmeliydi..
Bunun için iki cephede çalıştılar, çalışıyorlar. Birinci cephe; Kürdistan’da ve giderek Türk Devleti’nde gittilçe güçlenen Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nu zayıflatmayı, İkincisi; MHP’yi safdışı bırakacak geniş ve çok yönlü psikolojik savaşım planıdır.
Blok’a karşı bazan klasik ve bazan da modern imkanlarla savaşım veriliyor. Açık bir Türk Milliyetçiliği söylemi süreç boyunca kullanıldı, kullanılıyor. Erdoğan artık saklama lüzumunu hissetmeden inkarcıdır, ilhakçıdır, tekçidir, emekçi ve yoksul karşıtıdır.. Kısacası faşisttir. Bu sahtekar kişilik özgürlükçü sermaye sahiplerine de karşıdır. TUSİAD Başkanı Bn Boyner’e cepheden yönelttiği saldırı artık tamamen düşmancadır.
Kürtler’e yönelttiği saldırı “biz ve onlar” seviyesine çıkarıolacak kadar açıktır. “Onların belediyeleri”, “onların mitingleri” vs gibi Kürtler’e yöneldirilen toptancı düşmanca duygular, gittikçe barizleşen birlik ruhunun yarattığı korku sonucudur..
Kürt, son zamanlarda tüm dünyaya şunu açıkça gösterdi:
-Korkmuyor
-Açık konuşuyor
-Tehditlere aldırmadan iç ve dış tüm düşmanlara rest çekiyor..
MHP’ye karşı ise, Okyanus ötesinde karargah kuran İmam Efendi’nin kurduğu porno film üretim merkezinin çalışmalarını hızlandırarak içten çökmesini sağlamaktır. Elbette MHP gibi çağdışı oluşumların canı cehenneme diyeceğiz. Ama AKP’nin niyetine de çanak tutacak değiliz. Bu gidişata bakarak tüm demokratları bu çirkin teknolojik saldırıya karşı uyarıyoruz. MHP’ye de “artık adam ol” diyoruz.. Aksi taktirde sizi kimse kurtaramaz..
2011-05-27
A Sirac Kekuyon
Gorusunuzu yaziniz