We Shall Overcome some day..
Bu yazıyı yazarken yukarıda adını başlık yaptığım şarkıyı dinliyordum. “bir gün yeneceğiz” gibi bir anlama geliyor. Şarkı’nın hedefinde hazır yiyiciler, sömürücü ve sömürgeciler, inkarcılar, ırkçılar, ilhakçılar var.. Velhasıl tüm toplumsal akıl engellilere karşı söylenen bir melodidir bu..
Evet biz de bir gün yeneceğiz.. Ama mutlaka! Irkı bozukların ırkçılığına... Dünyaya yakışmayan şövenlere.. İnkarcı-ilhakçı zihniyete.. Aşağılık kişiliklerin aşağılamalarına vura vura yeneceğiz! Hatta kendimize rağmen kazanacağız.
Bizi öldürebilirsiniz.. Yenileri bayrağı alacaklar! Bundan adınız gibi emin olun.. Ama her an daha kararlı, daha kuralsız!
Hapse mi atacaksınız? Türk Devleti tümüyle bir halklar ve çalışan sınıflar hapishanesi değil mi?
Kişiliğimizi hedef alabilir, aşağılayabilirsiniz.. Ama biz bunu hep yaşamadık mı? Bir tek küçük Kürt kızına 350’yi aşkın askerinizin tecavüz etmesini hatırlayın! Bundan daha büyük hakaret de var.. Size itaat etmek! En büyük alçaklık budur! Kürt Halk kitleleri bunu biliyor.. Buna, bazı hainlere rağmen vucudunu ortaya koyarak direniyor.
Kendinizi güçlü hissettiğiniz anları çok iyi biliyoruz. Öylesi anlarda başlıca sanatınız onurumuzla oynamaktır (biz sessiz kalırsak tabii ki). İşte onurumuzu ayaklar altına almaya çalıştığınız o anlar ne kadar aşağılık birer yaratık haline geldiğinizi her gün sokaklarda yaşıyor, TV’lerinizde seyrediyor, dinliyoruz! Bize ne yapmamız gerektiğini, hangi adımımızı nasıl atmamız gerektiğini söyleme ukalalığınız uzun süremez..
Tanklarınızla, toplarınızla, uçak ve helikopterlerinizle Şırnak’ı, Lice’yi, Cizîr’i nasıl vurduğunuzu kimse unutamaz.. Şirnaklı’yı, Liceli’yi, Cizîrli’yi Susturabildiniz mi? Susturamazsınız! Ceylanlar’ı öldürmek, beşikteki çocuğu dahai hedef göstermek insanlık mıdır ey Erdoğan? Ey Büyükanıt? Ey Başbuğ? Amed’de Şirnaq’ta, Cizîr’de, Batman’da yüzünüz kızarmadan öldürdükleriniz bebekti, bebek! Ne yaptı anasının, ablasının kucağındaki Kürt Çocuğu?
Sen korkuyorsun! Kork! Çünkü o çocuklar savaş sırasında büyüyecek, karşına azrailin olarak çıkacak! Bunun kabusunu görüyor, kıvranıyorsun!
Geçmişte de buydun! Çolig’de, 1925’te öldürdüğün onbinleri hatırla! Ziktê aşiretinden 30 küsur insanı yaktığın alan hala kabusundur.. Yok ettiğin onbinler, Dersim’i kuruttu mu? Şu anda Devrim’in başkentlerinden biri değil mi? Binlerce insanı katlettiğin Zilan Vadisi’ni biz unutmayız. Bunun için en kahramanımızın adı Zilan olmuştur.. Sen de unutma..
Şunu iyi belle akılsız iktidar ve muhalefet adlı çömezleri! Şunu iyi belle yolsuzluklar ordusunun başı Başbuğ! Bir Zilan gider, bin Zilan gelir. Seyyid Rizo’lar, Şeyh Saidler, Kor Huseyn Paşalar ve diğerleri ve diğerleri ve diğerleriii.. Tükenmez. Şeref ve haysiyeti için mücadele eden, savaşan bir millet, hayat dolu demektir! Tükenmez.
Şu anda bir Kürt Partisi’ni kapatmanın zevkini yaşıyorsunuz! Bu anların iyice keyfini çıkarın.. Çünkü yarın uyandığınızda ne b... yediğinizi anlayacak, yeniden cenaze kollamanın ye’si ile depresyona gireceksiniz.. Her yerde paranoya!
Siz! Evet siz!
DTP’yi kapatabilirsiniz. PKK’yi kapatamadık diyerekten, kudurmuşcasına, barış ve demokraside israr eden son Kürd’ü de pişman edene dek pisliğinizi yayacaksınız. Ama siz sokaklarda hak uğruna mücadele edenleri susturamayacaksınız! Dağları kapatamazsınız..
Biliyorum, mensubu olduğunuz zulüm sistemi hala sırtınızı okşuyor, daha da okşayacaktır. Bu belli! Ama Kürt Halkı, Kürt Milleti hak dilenmiyor.. Zalimlerin tümünün gözüne soka soka son ferdine kadar mücadele edecek, bir varil petrola bir milleti satanlara dahi kim olduğu gösterecektir.
2009-12-12
A Sirac Kekuyon
"WE SHALL OVERCOME"
We shall overcome, we shall overcome
We shall overcome some day
Oh, deep in my heart, I do believe
We shall overcome some day
The Lord will see us through, the Lord will see us through
The lord will see us through some day
Oh, deep in my heart, I do believe
The Lord will see us some day
We’re on to victory, we’re on to victory
We’re on to victory some day
Oh, deep in my heart, I do believe
We’re on to victory some day
We’ll walk hand in hand, we’ll walk hand in hand
We’ll walk hand in hand some day
Oh, deep in my heart, I do believe
We’ll walk hand in hand some day
We are not afraid, we are not afraid
We are not afraid today
Oh, deep in my heart, I do believe
We are not afraid today
The truth shall make us free, the truth shall make us free
The truth shall make us free some day
Oh, deep in my heart, I do believe
The truth shall make us free some day
We shall live in peace, we shall live in peace
We shall live in peace some day
Oh, deep in my heart, I do believe
E shall live in peace some day
Nihayet zaman buldum
Demirci Kawa
2009-12-12 18:32 - Mamoste selamlar Yazınıza ekleyecek bir şey bulamıyorum.Uzun süredir çalışmalarımdan dolayı fırsat bulamadım yazmaya. Sevgili partizan Gözün arkada kalmasın,yurduna duyduğun özlemi iliklerime kadar hisediyorum.Bunu bilmelisin.En son tutsak oğluma, yani yeğenine gönderdiğim mektubu seninle paylaşmak istedim. Sevgili Tito ve arkadaşları Tanrıça mezopotamyayı yarattı.Ona her türlü zenginliği verdi..ve şöyle buyurdu.Özgürlüğünüzü’de siz alın dedi. Her halkın bir,güneşin çocuklarının ise dört dehakı vardı.Dehakların ortağı ise sayılamayacak kadar çoktu. İnsanlığın yer yüzünde tanık olmadığı,işkenceler,katliamlardan geçirildiler.Tanrıçanın sunduğu ülke baştan başa tarumar edildi.Dehaklar tanrıçanın adını yasakladı.Güneşin çocuklarına annenizi terk edin ve unutun ,yoksa, yoksalar hiç bitmiyordu. Dehaklar imkansızı istiyorlardı.. Aslında haksızda değildiler.10 bin yılık kökleşmiş bir cennet varken,yanı başında kurduğu cehenemde kim yaşamak isterdi.Kaderin güneşin çocuklarına kötü bir cilvesi olsa gerek,şansları yaver gitide,çöplüğünü mezopotamyaya taşıyabildiler. Bu çöplük o kadar berbatı’ki! Güneşin çocuklarından pek çoğu zehirlendi.Bu genetik vaka,yayılan bir vürüsten daha tehlikeli sonuçlar vererek, bugüne kadar taşındı. Virüsün yayılmasını önlemek için,güneşin çocukları savaşmaya karar verdiler.Anti vürüsçüler savaş sırasında ,milyonlarcası toprağa düştü. Bu o kadar çetin bir savaştıki; Dersimden kırmanşaha,amed’ten kerkük’e kadar olan alanda,bir yerdeki yenilgi,bir başka baharda direnişle cevap buluyordu. Bu dehakları çılgına çeviriyordu. Tanrıça ve onun çocuklarını,birkaç süngüyle teslim alacağının hayelerini kurmuştu. Hayel kırıklığına uğramış,ancak rüyasının gerçek olmadığını kabul etmiyordu. Mezopotamyaya bıraktıkları çöp yığınları,anti vürüsçüler tarafında her gün beyder pey yok ediliyor. Şuna inanmamak için hiçbir nedenimiz yok.Bu çöplük atılacak atılacak.Kaç yıl sürerse sürsün. Bunun bedeli çok ağırdır. İşte bu yüzden bugün oradasınız.Genç kardeşiniz tito doğduğunda iki erkek kardeşi ölmüş ve iki ablası vardı.Onunda kardeşlerinin akıbetine uğrayabileceğini düşünerek,tek erkek çocuğu olmasından kaynaklı olarak,aşırı sevgi ve koruma altında şimdiki yaşa geldi. Bunun bir sonucu olarak yetmezlikleri kaçınılmazdır.Ancak bu onun kısa sürede yaşamın zorluklarına ayak uydurmaya engel değildir. Tito ve sizler Ortadoğu despotizmine karşı koyuş sürecinde halkınızın yanında olma onurunu hepimize yaşatınız. Biyolojik anlamda sadece bir kızım yanımda,(mezopotamyada günde binlerce cocuk doğduğunu hesapladığımda,çocuk zengini olduğumu bilmelisiniz)diğer kızımı maalesef Ortadoğu devrimine kaptırdım Zülüm kaç yıl sürerse sürsün,ebedi değildir.İnsanlık tarihi bize şunu net olarak ortaya koyuyorki; Zalimlerle mazlumların savaşında,er geç mazlumların bir adım daha fazla ileri atığıdır.Nerde firavunlar,şahlar,kralar. En azından bugün dünyanın üçte ikisi insanca yaşama mucadelesi içinde.. Çünkü sevgi nefreten daha güçlüdür.Barış savaşı yenecektir. Ve ben bir kardeşiniz olarak size şunu derimki! Bugün bulunduğunuz konum geçicidir.Ruhlarınızı ne bir despota,nede her hangi bir ideoloji tarafından esir almasına izin vermeyin. Özgür iradenizi herhangi bir liderin iki dudağı arasında çıkacaklara bağlamayın. Bu hepimizi körleştirir ve özgür irademizi tutsak alır. Mezopotamyanın dağları zini botanı korusun,.Titoyuda siz halkıma emanet ediyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum