Roj Baş Gerilla! Roj Baş Kurdistan!
Bugün (25.12.2009) Türk Devleti’nin en büyük sahtekarlığını sergilediği, görülmemiş kirlilikte bir savaşı başlattığı bir gündür. Tüm hatları ile sistemli bir saldırı başlatan Türk Devleti’nin Başı, Türk Meclisi’nin Başı, Hükümetlerinin başı, Askerbaşı ve bilmem “neyinizin” başı kişiler ortamı itina ile hazırlayarak düğmeye başmış bulunuyorlar..
Ey Kurdistanlı! Ey diasporalı Kürt!
Gün bugündür. Ya kazanacağız, ya kazanacağız! Elli yıl da sürse mücadele şereftir. Teslimiyet aşağılılanmayı kabullenmektir. Başka yolu yoktur. Türk Devleti’ni yönetenler’in sözlerinin anlamı çözümlenmiştir; ilhakta ısrar, imhada kararlılık.. Bütün vaadlerinin, verdikleri sözlerin anlamı budur. Ucu ölümle bitecek olan bu dayatmayı kabul edecek misin? Hiç kimse böylesine bir şerefsizliği beklemesin.. Kürt Milleti o aşamayı geçmiştir. Disiplinli bir özgürlük mücadelesi veren insanlar elbette Düşman’la dostu ayırd edebilecek düzeydeki bir tahlil yeteneğini geliştirmişlerdir. Kürdistan’da oturanlara ne yapmaları gerektiğini buradan yazacak değilim. Bu elbette vicdansızlık olur. Kendi eylem çizgilerini kendileri ihtiyaç ve olanakları tayin edecektir.
Ama bazı Kürdistanlılar’a bir çift sözümüz olacaktır: Çolig’de, Xarpêt’te, Muş’ta, Erzurum’a bağlı Kürt navçelerinde oturanlar, size ne oluyor? Neden bu kadar aşağılık bir yaşama karşı başınızı dik tutacağınız bir silkelenme göstermiyorsunuz?. Sizler ki Amed’de, Xarpêt’te ve Bêdlis’te kurulan dar ağaçlarında en değerli atalarınızı kaybetmiş bir nesilsiniz.. Neden susuyorsunuz? Yado’nun elde silah ağzından dökülen sloganlarla şehit düştüğü toprakların evlatları... Vücuduna isabet eden 36 kurşuna rağmen direnen ama en sonunda “hayatta kalırsam halka zulmu arttırırlar” diyerek teslim olan Şêx Hüseyn’in torun ve akrabaları ve halkı! Onu zehirleyen Türk Devleti aslında bugün seni zehirlemedi mi? Oğlu ile birlikte kafası kesilerek şehit edilen Tarbasan Beg’i ve oğlunun kafaları “teşhis” edilmek için bir çuvala konularak evlerine getirilmişti. Düşman askeri bu kafaları Kahraman Eş ve ananın önünde boşaltmıştı.
“Bunları tanıyor musun?” diye soran Askerbaşı’na Kahraman Kürt kadını, metanetini bozmadan, ayakları ile kafaları tek tek işaret ederek;
“Bu Beg’im, bu da oğlumdur” deyip diklenen Kürt Kadını’nın bu büyüklüğü, bu direngenliği karşısında Düşman derin bir utanç duymuştu.. Siz onları bile hatırlamaz mısınız? Hele son dönemlerin büyük kahramanlarının hatırası sizi hiç mi rahatsız etmiyor?
Muş ve Erzurum navçelerinin Kürtleri, Bêdlisliler; Xalit Beg, Wisif Beg, Kemal Feyzi nerede? Hiç mi utanç duymuyorsunuz? Haydi, tam da şerefi ile yaşama tutunma zamanı değil mi? Bir Sci-fi dizide, Klingon adı takılan savaşçı bir halka şunlar söyetilir: “Ölmek için güzel bir gün!” Evet siz ki hayatı uğrunda ölünecek kadar seven bir halksınız.. kalkın artık.
Çoğunuz başımıza “hachacık” kesildiniz! Kadınlarınızı haritadan sildiniz! Şimdi de soyunuzu inkar noktasına geliyorsunuz! Utanın! Yediğiniz ekmek sizi bu dünyada çarpmazsa, emin olun gittiğiniz öbür dünyada sizi Hacılığınız bile kurtaramayacaktır.. Ne diyordu Humeyni? “Saray’da tok bir it olacağıma dağlarda aç bir Kurt olmayı tercih ederim!” Siz daha büyük bir milletin, özgürlüğe tam sevdalı bir halkın çocukları değil misiniz? O halde nedir bu ölü toprağı? Bu sözlerim elbette Çoligliler’in, Bêdlîsliler’in, Muşlular’ın ve Erzurum Kürtleri’nin tümüne değildir.. Bu sözlerim soyunu inkar etme noktasına gelmiş olan haramzadeleredir.. Gelişmeler karşısında sessiz kalanlaradır.. Yeter artık! Türk Devleti’nin münafıq iktidarı sizden değildir.. Her islamım diyen doğru konuşur diye bir kural yoktur.. Daha dün CHP’li bir onun bunun çocuğu Şêx Said direnişi sırasında şehadete erdirilen 10.000 Kürd’e hakaret etmedi mi? Buna karşın münafıq Erdoğan sadece oy avcılığı için “Dersim”i kullandı.. Çolig’de, Amed’de, Xarpêt’te, Muş’ta Şehit edilenler için bir tek sözcük kullanmadı.. Neden? Çünkü o çantada keklik dediği sizleri de “kışkırtmak” istemiyor, Türk Milliyetçiliği yapıyordu! Başı dik Dersimli onun hedefinde bir av gibi duruyordu..
Bir sözüm de Kürdistan’da muhbirleşenlere ve muhbirleştirilenlere.. Ne şartlarda yoldan çıkarıldığınızı bilemem. Ama Düşman bu konuda çok ustadır. Eski partili arkadaşlarımızdan iki kişi muhbir olmaya zorlanmışlardı. Bunlardan birincisi, arkadaşlara gelip; “aman bana yaklaşmayın, size zararım dokunur!” diyerek İstanbul’a taşındı ve orada halkından uzak yaşamaya çalıştı. Bu arkadaş MN idi.. Bir diğer arkadaşımız da muhbirliğe zorlanmıştı.. Bu arkadaşımız da aynı hareketi yaptı ve evini yükleyerek Ege’ye gitti. Orada karanlık bir şekilde oğlunu kaybetti. Ardından kendisi de öldü. Bu arkadaş MR idi.. Sizler bu kişileri hatırlayın ve eğer genç iseniz, dağların yolunu tutun! Öz eleştiri verin ve şerefinizi koruyun.. Yarın mezarlarınıza tükürülmesini istemiyorsanız halkınıza dönün.
Korucular, inanın ki eninde sonunda birer kağıt mendil gibi kenara atılacaksınız. Hem şunu da söyleyeyim; gelecekte övülecek olsanız bile bu Zalimler’in maşası olmayın. Halkınıza, en temiz evlatlarınıza silah çekmeyin. Bu dar günde bir daha düşünün. Yok edilmeye çalışılan bir parti değildir! Bir silahlı Gerilla Ordusu değildir. Hedefleri Kürtler’in geleceğidir. Bırakın Kürd’ü Kürt öldürmesin. Düşman öldürebilirse o öldürsün! Biliyorum; ihanet bazılarınızda çok derin bir kök salmıştır. Bunlar bütün geleceklerini Düşman’ın Kürdistan’daki varlığına bağlamışlardır! Ağaların geleceği, onların o iğrenç ekmek kırıntılarından oluşan refahları uğruna siz neden çırpınacaksınız ki? Onlar zaten eskiden de onbaşıların uşakları idi.. Sizi bu şerefsizliğe ortak etmelerine artık dur deyin! Türk Devleti’nın bu uşaklarına alet olmayın. Kendinize dönün.. Milletiniz bu kadar büyük bir taarruza maruz kalmışken, Düşman’ın değirmenine su taşımayın.. Tabii ki aranızda çok sayıda düzgün insan var! Ama o isim var ya! O ismi atmazsanız, yarın size ağlayacak hiç kimseyi bulamazsınız..
Diasporalı ise üstündeki ölü toprağını atmak zorundadır. Yeter uyuduğunuz! Toparlanın! Yeniden şahlanarak özgürlük destanını yazmakta olan yiğit DTP’lilere, BDP’lilere amacını aşacak bir düzeyde destek olun! Rahatınızı bozun artık! Bakınız aç Kürd’ün ölüm kalım mücadelesine! Sokaktaki çocuğu örnek alın! Bunu yapacağınıza olan inancım tamdır.
Ama yetmiyor! İsmi ne olursa olsun... Bir çatı altında toplanmanın yolunu araştırın, bulun! Kendi kendinizi vergilendirin.. Bu günlerde içki için 100 Euro harcayan bir Kürt, bırakın Kürtlüğü, insan bile sayılamaz! Aynı içkici mahluk, sıra gerillaya veya ulusal bir partiye yardıma gelince, cebine akrepler dalıyor sanki..
Bu tiplere sesleniyorum: Çoğunuz salya sümük ağlayarak “Türkler bana işkence yaptı kaçtım”, “Türk Devleti Gerilla’ya yardım ettiğimi söyleyerek benim için tutuklama kararı çıkardığı için kaçtım”, “Ben filanca Kürt partisinin üyesi olduğum ve arandığım için kaçtım” gibi bahanelerle Avrupa’ya kapağı atmadınız mı? Peki şimdi kanlarını satarak yerleştiğin Avrupa’da Gerilla için, milis için veya adını kullandığın partin için ne yapıyorsun? Bazılarınız vatandaşlık alır almaz Türk Devleti ile kucaklaşmadı mı? Kıçıma cop soktular diyen ve kendilerini “aydın” sayan karanlık kişilikler, şimdi o çalıntı kitapçıklarını koltuklarının altına alıp TRT altı’nın kapısını çalmıyorlar mı? Şıvancı geçinenler, Necmeddin’in kanını temizlediler mi? PDK’li geçinenler en aşağısından Heci Suphi’nin kanını unuttular mı? Vs vs.. Her parti’nin sırtında taşıması gereken şehitler vardır. Bu şehitler için de olsa birleşiniz.. Gün biribirleriyle uğraşma günü değildir! Düşman tüm hatları ile saldırı halindedir..
Mir Dengir denilen mafya bozuntusunun Avrupa’daki temaslarını, Güney’deki temaslarını biliyoruz. Türk Devleti’nin onu ve Mehmet Metiner denilen tipi ne için görevlendirdiğinden haberdarız! Onlara kapılan Avrupa’daki Kürtler’i de uyarıyoruz! Bir daha düşünün..
2009-12-26
A Sirac Kekuyon
tebrikler
a.kerim
2010-01-18 18:42 - bu yazindan dolayi sizi tebrik ediyorum kek sirac
sizde baslayalim.
f. berse
2010-01-16 21:37 - önce sizi saygiyle selaliyorum.sizin zap cumhürriyetini özluyorum.neden siz ayrideniz lutfen bu kisa soruma cevap verin.selamlar.
ULUSAL ÖNDERLİK SORUNU
AMEDİ
2009-12-27 20:34 - İyi güzel de, Kürtler mademki bir millettir ve milletler topyekün saldırı altında iken göçle ve tek bir liderin etrafında toplanmalı iken şu an ki durum büyle mi? Yani Barzani'yi mi dinleyeceğiz yoksa Türk Genel kurmayının esiri olan Öcalan'ı mı? Kürtlerin temel sorunları bu. Bu sorunları gidermek için kandil ile güney arasında sürekli bir diyalok kurulmalı ve Öcalan en azından hapisten çıkıncaya kadar siyasal bir aktör olmaktan çıkmalıdır. Bu yol hem bu zor aşamada göneyin tecrübesinin rehberliğinde bir çıkış sağlayacak hemde öcalanın özgürleştirilmesini. Burada şunu söylemeye çalışıyorum öcalan kürt siyaseti özerinde ne kadar etkin olursa düşman için o kadar değerli olacak ve onun canı için bizimle yaptığı pazarlıkta karlı çıkacaktır.Düşman bu kadar değerli bir tutsağı asla serbest bırakmaz. O halde onun etkinliğini azaltmak hapisten çıkıncaya kadar gereklidir. Hocam bu sorunlara önerilerinizi merak ediyorum size en derin saygılarımı sunuyorum
Yöreginize saglik Sayin Kekuyon.
Gordeni
2009-12-27 05:35 - Mayasi bozulmush, insanliktan nasibini almamish, insan sevgisinden mahrum kalmish, mazlumun hakkini chikari icin satmish ve sonra bosh meydana chikmish kulhanbeyliler gibi avazi chiktigi kadar bagirip ben bu halk icin bir sheyler yapiyorum diyen o lesh kargalarinin hali inanin aci veriyor hemde cok. Sayin Hocam ayni ulkede yashiyoruz. Bu lesh kargalarinin gunluk yashamina ikimizde bulundugumuz ulkede tanik oluyoruz. Bunlarin ne kadar rezil olduklarini elbettte siz benden daha iyi biliyorsunuz. Bunlar, gundelik yashamlari, zevk ve sefalari, ickileri, kumarlari ve daha nice pislikleri icin tonlarca para harciyorlar. Sira ulusal chikarimiz icin yardima geldigi zaman bunlar buz gibi donup yok bilmem Apo icin bilmem havadan sudan bahaneler icin ufacik yardimlardan bile kachiyorlar. Bir kac gun önceki yazimdan sizden olan ricam bu lesh kargalarinin maskesinin duhsmesini saglamakti. Inanin korucular bile bunlardan daha iyidir. Bunlar aklima geldigi zaman sinirlerim alt ust oluyor. Sizlerin bu aydinlatici yazilarinizi okurken aklima Alamut Kalesi geliyor( gerchi Iranlilarin tarihsel bir romanidir ama dersler chikarilir diye dushunuyorum). Zapt edilmeyen ve dushmanlarini bozguna ugratan O bir kach yuz kishilik ordu. Ishte Sayin Kekuyonu Hasan Sabaha benzetmemin sebebi bir tarihsel romandir. Yani Sayin Kukoyonun dushmanin karshindaki tavridir. Hem Cesur hemde dushmanin oyunlarini chözmesidir. Yöregi Kurdistan sevgisiyle dolu olmasidir. Zapt edilmiyor. Saygiya layiktir. Insan psikolojisini iyi chözmesidir.