Fareler, gemiyi terk etmeyin.. Batan gemi değil, Sizsiniz!
“Gemi su alınca ilk önce fareler kaçar” derler. Saçlarını değirmende ağartmış, vicdani hiç bir sorumluluk taşımayan Yaşar gibi, Kemal gibi kişilikler bu sınıfa girerler. Bazı önde gelen ses sanatçılarını saymıyorum bile. Biri şu partiyi MİT kurdurttu, diğeri ise ipin çekildiğini övünerek anlatır..
Hele resmen çanak yalayıcı olan ve PKK’nin başımıza bela ettiği “milli felaket” Yaşar, kendince KNK’nin başına getirilmemesinin intikamının almak için Hewlêr’e gelen her Türk yazarının, gazetecisinin peşine düşüyor, onlarla aynı masada oturup ne kadar “Türkiyesever” biri olduğunu göstermek için olmadık taklalar atıyor. Şu laflara bakın; “Türkiye Ortadoğu’nun parlayan yıldızıdır”, “dağdan indirme cumhuriyeti kurtarma planıdır”.
Hele bir de şu sefil cümlelere bakın; “Kürtler malesef süreci okumakta çok yaya kaldılar. İçeride ordu-Hükümet mutabakatı sağlanmıştır, süreç başlamıştır. Burada Kürtlerin ve devletin kesin mütabakatı vardır”. Herif bu cahilce, ilkel teslimiyetçi cümleleri ile açıkça bir milleti ve onun öncü gücünün gözünü korkutmaya çalışıyor. PKK bu herifi satış servisinde çalıştığı beyaz eşya mağazasında, paracıkları ile başbaşa bırakamaz mıydı? Emekli olduğunda ise Kemal Derviş ile sohbetlerini kitaplaştırır, elini Musa Anter’in yakasından da çektirmiş olurdu.
Bu tipler her zaman görülürler. Kendi Milleti’nden ziyade Düşman’ı sever, sayarlar. Bunlar su aldığı sanısı uyandırılan Kürt Gemisi’nin fareleridir. Kaçan kaçana.. Ulan be adamhayatına son noktayı koymak üzeresin. Şimdi hangi köyün muhtarlığını bekliyorsun?
Ben şimdiye kadar şunu açıkça gözlemledim: Milliyetçi bir ortamda doğmayan, sıcak mücadelenin içinde büyümeyenlerin yurtseverlikleri de milliyetçilikleri de pamuk ipliğine bağlıdır. Bir insan düşünün ki 40 yılını sadece kurtarıcı bir ideolojiye bağlamıştır. O insan şartların da zorlamasıyla 40’ndan sonra Kürtlük diyarını keşfetmişse, onun bu diyarı terk etmesi kadar kolay bir şey olur mu? Bunun gibi çokları var..
Güney’de durum daha vahim.. Eğer oradaki bir yetkili çıkıp da “Türkiye’ye yapılan bir saldırıyı bize yapılmış sayarız” derse orada dur derim. Bir diğeri ise; sayılı, azgın ve jenoside yatkın bir Kürt düşnaı olan Baykal’ı resmen davet etmenin ötesinde ona, ziyareti için uçak bile tahsis ederse, bu adam müsvetesi neyin nesi olur? Bir Güneyli “lider” eğer barışa katkıda bulunmak üzere Kuzey’e geçen gerillaların karşılanış biçimini “provokasyon” olarak niteliyorsa, onun savaşta hayatını kaybetmiş onbinlerce peşmerge ve akrabasına yazık derim..
Peki nedir bunca telaş? ABD’li Obama bu kadar mı büyük baskı uyguluyor Güneyliler’e? Bu kadar mı düştü değerimiz? Boyun eğmek.. Nereye kadar? Tavizin sonu olur mu? HİÇ KUŞKULARI OLMASIN, BU TAVIRLARI İLE KERKÜK’Ü ŞİMDİDEN KAYBETTİRDİLER, SIRA ŞİMDİ HEWLÊR’DE.. Bunu defalarca kaydettik. Emin olsunlar gün geleceki edinilen servetlere de el konulacaktır. Yeter ki ABD’nin gölgesi ortadan kalksın! Yeter ki şu kısmi özgürlüğün devamını isteyen güçler ortadan çekilsin! İşte siz o zaman görün Neo-Sadabad Paktı’nın işleyişini.. Hiç bir Kürt önde geleni, AKP’nin “açılım” adını taktığı safsatayı afaki bir şekilde “sonuna kadar destekliyorum” deme hakkına sahip değildir. Hiç bir adım atmayan Türk Devleti’nde Hükümetin Başı olan adamı, attığı adımlardan dolayı tebrik edenbir insan, parlak geçmişini lekeliyor, Kürt kitlesini yanlış yönlendirip felakete itiyor demektir. Biz bunlara ortak olamayız!
Hep “gemi su aldı, batacak” sanısı yayılıyor. Ben buna “güce tapma olayı” diyorum.
Peki gemi batmak üzere mi? Batmaya başlarsa ilk olarak kaptanlar mı atlayacak? İyi bir klavuzluk değil bu.
Bir misal ile kendi duruşumu ortaya koymak isterim..
Ben ilk gençlik yıllarımda futbola çok meraklı idim. Futbol ile ilgili hiç bir haberi kaçırmazdım. O sıralarda Kürdistan’da sadece amatör düzeyde futbol oynandığı için haber diye Türk futbolu ile ilgili yazılanları takip ederdim. İşte o günler’de Türkler’in Beşiktaş takımı Bükreş’e mi gitmişti ne, güçlü bir takımla maça çıkıyordu. UEFA kupası maçlarından biri olsa gerek. Türkler bu maça çok büyük önem veriyorlardı. Neyse maç başladı ve Doğu Avrupalı takım peşpeşe iki gol attı. Bu durumu 80. dakikaya kadar böyle götürdü. Taraftarların zayıfı bu dakikadan itibaren herşeyin bittiği sanısı ile “gemiyi terketmeye” başladılar.. Durum 87. dakikaya kadar 2-0 devam etti. Fakat o anda bir şeyler oldu ve Beşiktaş 90. dakikaya kadar üst üste 3 gol atarak durumu 3-2 yaptı ve maçı kazandı. Gemiyi terk edenler twrk ettikleri ile kaldılar. Hakiki taraftarlar sevinci yaşarken “gemiyi terk eenler sokaklarda laflamakla, hayıflanmakla meşguldular..
Evet, Kürt Milleti de şu anda 80. dakikayı yaşıyor. Bazı Kürtler’in gözünde “gemi artık kesin olarak batıyor”. Bunlardan hiç biri 90. dakikayı beklemeden hüküm veriyorlar. Ama daha henüz 10 dakika var. Mücadele kıran kırana devam edecek. Farelere rağmen devam edecek..Geçici bir Med olayını cezir takibeder. Kürt Milleti varoldukça hiç kimse, hiç bir güç, hiç bir psikolojik saldırı olayı onun mücadele azmini kıramayacaktır. Varsın fareler kaçsın.. Bu bir temizlik değil midir? Çürüklerin ayıklanması daha sağlıklı bir yürüyüşü söz konusu etmeyecek mi?
Kürt Milleti ayaktadır. Son bir milyonluk kitle gösterileri serisi bunu açıkça gösteriyor. Hiç kimse bu kalkışmaya provokasyon gözü ile bakmasın! Biz bu hakkı onlara, kendi çapımızda da olsa tanımayacağız. Bu can bu tende oldukça maskeleri düşürmek için çabalayacağım. Yalnız kalsam da bu böyle olacaktır. 9. kuşak dedem, Mehmedê Kurr böyle yapmıştı. 4ç Dedem Şêx Mistefa Palu beyi’ni dize getirmemiş miydi? Şêx Şerif, Şêx Huseyn ve Babam Hemu siya aynı yolu tutmamışlar mıydı? Lezgin (Zagros) ve Rodi ve M Sıddık ne uğruna öldüler. Bu rüzgar elbette kahraman bir çevrenin desteği ve yaşadıkları şehadetlerle fırtınaya dönüştü. Botan’da, Garzan’da, Van’da, Agirî’de, Muş’ta Güzelim Dêrsim’de, Maraş’ta ve Amed, Batman ile Siirt’te, Hakkari’de böyle oldu. 300’ü aşkın Kürt Çocuğu Müstevli’ye karşı direndiği için zindanlara tıkıştırıldı.. Onlarca çocuğumuz hayatınıtı Düşman kurşunu ile, dayak ve işkence seanslarında kaybetti.. Köyler yıkıldı. İnsanlar perişan edildi. Onurlar kırıldı..
Bütün bunlar oluken kimisi dedesinin mezarından rant bekledi. Kimisi Düşman’a hizmette kusur etmemek için varını yoğunu ortaya koydu..
Kürt Milleti!
Sen bu değilsin! Sen tarih yazıyorsun! Öncülüğün, “provokasyonlar”ın kutlu olsun! Eğer sen evlatlarını bağrına basmışsan buna herkes şapka çıkarmalıydı. Sandöviç hareketi’ne soyunanlara itibar etme. Edinleme! Başını dik tut ki dağların sisli tepelerini zapt edesin..
Fare olmayan Kürd’e bin selam!
2009-11-01
A Sirac Kekuyon
harika
celalzoro
2009-12-08 00:22 - her kosulda ve her sarta kürtlügüne ve degerleri yaratan lara deger verene kurtulus gününe inanan lara selam olsun bu ugurda ölüm sefa gelmis diyene bin selam olsun yazi güzel