Hewlêr ve Kurdistan’ın Güney’i-III

Hewlêr ve Kurdistan’ın Güney’i-III

Selahaddin Eyyubi’nin huzurunda

Program’ın ağır toplarından biri de Selahaddin Eyyubi’nin (Yusuf) doğduğu köyü, Duvin’i ziyaret etmekti. Yol göstericimiz araştırmacı yazar Abdulxaliq Sersam’ın öncülüğünde engebeli ve tozlu yolları aşarak, Duvin yakınlarında bir zamanlar gümrük kapısı görevini yapan Kaleye vardık. Bu kaleyi detayı ile inceledik. Muntazam bir yol kesen kaleydi. İslam dönemi Azerbaycanı ile Kürdistan’ın diğer bölümlerini ayıran sınırdaydı. Bu kaleden dağa doğru sınırı ayıran bir duvarı görüntüleyen Rehber, oldukça esaslı görüntüler aldı.

Bilindiği gibi Selahaddin Eyyubi (Salāh ad-Dīn Yūsuf ibn Ayyūb), Memlukiler’i paralı asker olarak kullanmıştı. Jerusalem veya Kudüs’ü Haçlılar’dan geri alan kuvvetlerin gövdesini Kürtler oluşturuyordu. Eyyubi, Kürdistan’ın dört parçasında hakimiyet kurmuş adil bir komutandı. Batılılar onun adalet anlayışına oldukça büyük bir hayranlık duyuyorlardı. Elbette bugünkü anlayışla baktığımızda, Başkenti Şam olan, çok milletli, ama dini bir tabana hükmeden bir devleti yadırgarız. Türk, Arap ve Farslar’ın yaptığı da budur. Onlar Eyyubi’yi Kürtlükten uzak tutmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Neden? Değerlerimize sahip çıkmak için elbette. Ama Amed’in, Kuzey Mezopotamya’nın ve Azerbaycan’ın toprakları dile gelse de konuşsa! O topraklar, değerlerine sahip çık diye haykırarak bizi azarlamazlar mı? Evet bu şahane tarih abidesinin karşısında olmanın derin hazzını yaşarken üzüntü verici reddiyeleri de yaşadık.

Biraz gerideki mezarlığı ziyaret etmek, tam bir tarih ziyafetine konmakla eşti. Mezarlığı daha önceki bir tarihte ziyaret eden Ruşen Bilgin ziyaret etmiş önemli görüntüler almıştı. Bu gidişimizde Rehber de binleri bulan görüntü ve video film çekimi yaptı. Sn Sersam’ın yol göstermesi ve benim yorumlarımla çekimler hedefe yönelik olarak yapılıyordu.

Mezarlar tipik Kürt-Zerdüşti işaretleri taşıyordu. Büyükler için 21 ışıklı göneş motifi işlenmişti. 21 ışık Zerdüştilikte Avesta’yı oluşturan 21 kitabı temsil eder. İkinci tip mezarlar güneş 14 ışıklıdır. Ben bunu Zodiak takımyıldızları (12 toplu küme) ile Güneş ve Ay olarak yorumladım. Zodiak takım yıldızlarını ilk bulan Zarathuştra’dır, ki Türkler buna burç diyorlar. Bu takım yıldız kemeri (Zerdüştiler’in kuşanmak zorunda oldukları kemeri) temsil eder.

Daha başka mezarlarda Güneş yedi ışıklı (oklu) olarak yer alır. Bunlar çocuk mezarı olarak kabul görüyor. Yedi ok, zerdüştiliği yanlış yorumlayanların "heptan=yediler" dedikleri Ahura Mazda ve yarattığı altı yardımcısını aynı kefeye koyan sapkın Sasani dönemine ait bir düşüncedir. Bu da mezarların oldukça geç döneme ait olduğunu ve gömme söz konusu olduğuna göre Sasani dönemden bile sapıldığını gösterir.

Kadın mezarları ise mezar taşlarına yontulan göğüslerinden belli oluyor. Yani bu mezarlarda göğüsler kabarık olarak gösterilmiştir.

Mezar taşlarında hançer ve kılıçlar belli bir amaca yönelik olarak işlenmişlerdir. Hançerlerin tümü Kurdidir. Kürtler’in babası Mustafa Barzani’nin kuşağına gömülü hançerlerin aynısıdırlar. Fakat kılıçların önemli bir kısmı Arap Kılıcı’dır. Bunları yay biçiminde oluşları ile tanıyoruz. Bu durumda mezarların Arap istilası ile aynı veya yakın tarih dilimine kadar sürdüğünü gösterir. Tabii ki bu konudaki tahliller ayak üstü yapılamaz. Tahlillerden bazıları yerini bulduğu halde, biraz da bencillik ederek, bilgilerin bir kısmını kendimize sakladık. Böylece yeni kitaplarımızdan birine ait malzemeyi dağıtmamış olduk. Şunu da ekleyelim ki bir tarihi esere bakarken neyi aradığını bilmeyenler tamamen yazılanlar içinde kaybolurlar.

Döndükten sonra namus timsali sayılabilecek bir Kürt iş adamının yemek davetine gittik. İsmini vermek istemediğim bu iş adamımız şu anda Barzan dahil, inşa halindeki bir çok esere imzasını atmış durumdadır. Gittiğimiz lokanta benim eski hapis arkadaşım Seyfeddin Aslan’a aitti. "Seyfo"nun Hewler’de şu anda iki lokantası vardır. O güzel yemekleri arasında ben lahmacun’a fit olmuştum.

2007-06-29

Gorusunuzu yaziniz